Demokrasi Dininin Müçtehitleri

Demokrasi Dininin Müçtehitleri

Demokrasi bir din konumunda. Dokunulmazlıkları, kuralları, yasakları ve serbest alanları var. Bunun çok katı ve kesinlikleri karşısında insanların hareket alanları iyice kısıtlı. Onun üzerinde ancak kendisine uygunluğu olan alanlar için müdahil olunabilir. Yasal değişkenlikler aslına

Demokrasi Dininin Müçtehitleri

 

 

Demokrasi bir din konumunda. Dokunulmazlıkları, kuralları, yasakları ve serbest alanları var. Bunun çok katı ve kesinlikleri karşısında insanların hareket alanları iyice kısıtlı. Onun üzerinde ancak kendisine uygunluğu olan alanlar için müdahil olunabilir. Yasal değişkenlikler aslına zarar vermeden esnetilmesi olası. Buna pek de itiraz olunmaz.

Batı toplumlarının demokrasi anlayışı ile Müslümanlarınkinin arasında ciddî farklar var. Müslümanlara biraz esnetilerek uyarlanmış hâli ile tam anlamıyla benimsetilmiş durumda. Buna, dinî cemaatlerin uyum sağlaması dikkat çekiyor.

Faizci liberal bir sistemin kapitale dayalı aşırılıkları ile sağlanan uyum asıl dikkat çekilmesi gereken husus,

Demokrasinin görünen, sevimli olan en iyi yanının halkın kendi kendisini yönetmesi ve ama uyutması. Halkın veya yığınların sadece bir araç olarak kullanıldığı, seçimlerde kendilerini temsil edenlerin kendilerinin belirlemediği, belli bir erkin, gücün ya da kişinin belirledikleri ile göstermelik bir yönetim. Seçimler bittikten sonra asıl söz sahibi olan güç her şeyin üzerindedir. İki dudağı arasında çıkacak olan bir söz, verilen bir karar tartışılamaz. Güç sahibi gece rüyasında gördüğü bir durumu, ya da en yakınlarından birinin kulağa fısıldadıkları ile anlık kararların verildiği gerçeği bilenen bir tutum. Bu kararlarda halkın veya yönetilenlerin zerre dahli yoktur, hatta rızası bile. Ama ne yazık ki, seçenleri veya parmak ve oy ile gönderdiklerinin üzerinde bulunana aşırı bağlılık düşüncelerin ötesinde kabul görüyor. Yakın zamanda bir siyasinin şu ifadesi, lideri için: “Sayın başkan eğer aya dört şeritlik yol yapılacağı vaadinde bulunursa halkımız buna inanır” demesi bu durumu en iyi tanımlayanı. Hayal ötesi, olması bile mümkün olmayan bir vaadin kabul görüyor olmasından daha korkunç ne olabilir. İnsanların bu durumda olmasının, bu bağlılığın ve inanmanın aşırılığının nedeni nedir? Asıl sorulması gereken de bu. İman derecesindeki mantığın arkasındaki yaklaşımı ne olabilir. Hâşâ, Allah’a sığınırız, bunun tam karşılığı da şudur: Sanki bu miraç karşılaştırması gibi bir yaklaşıma neden. Ve hatta kişinin oturtulmak istenen konumu da bu.

Kapitalist, liberal faizci sistemin bütün kurumları eksiksiz, hatta fazlasıyla yürürlükte. Böyle bir devleti yönetenin kimliği, giyim, kuşamı, ibadetleri, davranışları sadece kendisi ile sınırlı. O kişi, yönetimin başında bulunduğu sürece kendisini temsil etmesi bakımından bir anlamı var. Kişinin sahih Müslüman olması ve hatta fazlasıyla bireysel olarak mümin kişiliği sadece kendisini bağlar. Sistem aynı, işleyiş aynı ve fazlasıyla liberal ve kapitalist. Peki sonrası?..

Bu sistem kendi kavramlarını da Müslümanların halleri ile de bir uygunluk içinde olur. Şöyle ki artık Müslümanlar “demokrasi şehidi” kavramını fazlasıyla içselleştirmişler. Demokrasi dininin şehidi olma erdemine kavuşmanın vecdi ile demokrasi cihadına koşuyorlar.

Müslümanlar nasıl oluyor da bu durum ve konumdadırlar. Allah rızası için olan cihat artık yerini demokrasi için cihat almış bulunuyor.

Bunun asıl nedeni, fetva makamında olan, kendilerini öyle görenlerin kabulleri ve yaklaşımları. Sistemin zalim bir yönetim tarzı içeriyor olması umurlarında değil. faiz, adaletsizlik, hak gaspı, insanların dinden uzaklaşmalarına neden olan her hal ve davranışın benimsenmesi nasıl izah edilebilir?Batıcı bir ruhu özümsemiş olan cemaatlerin, liderlerinin şu liberal kapitalist sistemden devşirdikleri çıkarları öncelikleri. Her nasılsa hayatiyetlerini sürdürüyorlar. Demokrasi bir din konumuna bürünüyorsa onun uğruna savaşan ve ölenlerin şehit olmasından daha doğal ne olabilir? İslâm’ın cihat ve şehitlik gerçeği demokrasiye uyarlanıyorsa söylenecek bir söz kalmıyor. Bu durumda demokrasi İslamcılığı, fetva makamları hemen her konuda içtihatta bulunabilirler. Şehitlik de ne ki ondan daha önemli durumlar söz konusu. Her türlü haram ve aşırılık da mubah olur. Şehit olunan bir sistem ve dünya için ne yapılsa yeridir ve helâldir!

 

 

 

Ali Haydar Haksal/Milli Gazete

Google+ WhatsApp