Demirtaş’a özgürlük isteyenler, Trump’a ölüm diyorlar!

Demirtaş’a özgürlük isteyenler, Trump’a ölüm diyorlar!


Ne Trump’çıyım. 

 

Ne de Demirtaş’çı..

 

İkisinin de Allah müstahakkını versin..

 

Ama birileri, birbirinin kopyası niteliğindeki benzer olaylarda, farklı tavırlar sergiliyorlarsa..

 

O olayların merkezindeki isimlere destek verme anlamına gelmemek kaydı ile, o çelişkileri de dile getirmemiz lazım.

 

Selahattin Demirtaş, 2014’te, Türkiye toprakları dışında kalan, Suriye içindeki bir alanda, onların Kobane dedikleri, daha doğru söylenen şekli ile Ayn El Arap bölgesinde İŞİD’lilerin sivil katliamı yaptığını iddia ederek, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin oraya yardıma gitmesi gerektiğini söyledi.

 

Aslında İŞİD’in saldırısı, sivil halktan ziyade, Ayn El Arap’ı elinde tutan, bir başka terör örgütü PYD’ye yönelikti. 

 

Demirtaş’ın talebi de, o tarihte Türkiye’nin henüz sıcak çatışma yaşamadığı PYD’yi kurtarmaya gitmesi idi..

 

Yani şu teklif ediliyordu: PKK binlerce askerimizi polisimizi şehid etmiş, PKK sivil yerleşim bölgelerinde bombalar patlatıp, insanlarımızı öldürmüş,.

 

O PKK’nın “farklı yumurta ikiz kardeşi İŞİD”in, PKK’nın “aynı yumurta ikiz kardeşi PYD”ye karşı saldırısında, askerimizden PKK/YPG’yi kurtarması isteniyordu..

 

Sınır ötesine gidiş, özellikle de PYD’nin olduğu bir alana gidişteki riskleri dikkate alan ve henüz Türkiye’de başlatılan “çözüm süreci”nin sonuçlanmaması açısından da PKK’nın silah bırakmadaki gevşek hareketini gerekçe gösteren TSK, Türk toprakları dışındaki PYD-İŞİD kavgasına o tarihte müdahil olmadı.

 

Vaayyy. Sen misin o kavgaya müdahale etmeyen..

 

Kavgada PYD’den yana taraf olmayan.

 

Önce PKK’nın başındaki teröristler, sonra da HDP ve Demirtaş, Türkiye’nin tarafsız kalmasını gerekçe göstererek halkı sokağa çağırdı..

 

Sokağa çıkanlar, kamu binalarını yakıp yıkmakla işe başladılar, sonuçta da Türkiye sınırları dışındaki bir bölgede insanlar ölmesin diye yapılan bir çağrıda, Türkiye sınırları içinde 53 insanımız öldü..

 

Demirtaş’ın kendisi evinde koltuklarında oturdu.

 

Halkı sokağa çıkmaya tahrik etti.

 

Ve Demirtaş’ın halkı tahrik eden bu çağrıları sebebi ile, şimdi yargılaması yapılıyor..

 

Demirtaş’ın halkı sokağa çağırma eyleminin bir benzeri, şimdi Amerika’da yaşandı.

 

Trump, sıcak koltuğunda otururken, sempatizanlarını Kongre binası önünde gösteriye davet etti. 

 

Bir davet, iki davet.. 

 

Günlerdir gösteriler sürdürüldü. Ancak sokağa çağrı hız kesmedi..

 

 Sonuçta tahrik edilen Trump sempatizanları, Kongre binası önündeki gösterilerle yetinmeyip, binaya da girdiler.

 

Göstericilerden 4 kişi öldü.

 

Demirtaş’ın çağrısı ile sokağa dökülen insanların sebebiyet verdiği olaylarda 53 kişinin ölmesi ile, Trump’ın çağrısı ile sokağa dökülen göstericilerin 4 sivilin ölümüne sebebiyet vermesi olayları birçok yönü ile birbirine benziyor..

 

Demirtaş için 2014’lerde açılan soruşturma, o tarihte FETÖ’cü hakimlerin engellemeleri sebebi ile daha yeni davaya dönüştü.

 

Demirtaş’ın tutuklanması, daha yeni yeni bugünlerde gündeme geldi.

 

Demirtaş, AİHM’e gitti.

 

Ordan “Tahliye edilmeli” kararı aldı..

 

Bakın bizdeki gazetecilere. Sözde bilim adamlarına, siyasetçilere..

 

SP liderinden, Ahmet Davutoğlu’na kadar, Ali Babacan’dan CHP’ye kadar hemen tüm iktidar karşıtları “halkın sokakta işlediği suçlardan Demirtaş’ı mı sorumlu tutacaksınız. Sokaktaki cinayetleri kim işledi ise, gidip onları bulun, cezalandırın” diyerek, Selahattin Demirtaş avukatlığına soyundular..

 

Ama aynı çevreler, şimdi ağızlarını yaya yaya, Trump’ın ABD halkını sokağa çağırdığını, 4 kişinin öldüğünü, ABD’nin bir hukuk devleti olduğunu, Trump’ın yaptığı çağrının cezasını ödeyeceğini söylemeye başladılar..

 

Öyle de bilgiç bilgiç laflar ediyorlar ki..

 

“Hukuk” diyorlar. “Demokrasi” diyorlar. “Özgürlük ve özgürlüklerin istismarı” diyorlar..

 

Bin gerekçe ile, ABD’de yaşanılanların “tasvip edilemez” gelişmeler olduğunu, mutlaka cezasının verileceğini, halkı sokağa çağırmanın büyük bir suç olduğu dillendirmeye başladılar..

 

Demirtaş’ın merkezinde olduğu Türkiye’deki olaylarda, “Ne yani, iki basın açıklaması yaptı diye, müebbet hapis cezası ile mi yargılayacaksınız” diyenler.

 

“Demirtaş’ı bırakın.. Demirtaş’a özgürlüğünü verin.. Demirtaş bir siyasetçi, bir partinin genel başkanı. Onu nasıl tutuklarsınız” diyenler..

 

Şimdi ABD’nin başkanı olan Trump için, yeri göğü birbirine katıp, “demokrasilerde sokağa çağırma affedilemez” diyorlar..

 

Aslında bu yaklaşımın aynısını, biz daha önce Demirtaş’ta söylüyorduk.

 

Şimdi Trump’ta da aynısını söylüyoruz.

 

Ama Türkiye’de Demirtaş’tan yana tavır alanlar, ABD’deki benzer olaylar için, tam tersi tavır sergiliyorlar..

 

Twitter anında Trump’ın sosyal medya hesabını engelliyor..

 

Kimse, “Özgürlük kısıtlanıyor” demiyor..

 

Diğer sosyal medya hesapları da kapatılmalı deniyor..

 

ABD’nin Anayasa Mahkemesi, bizdeki gibi acilen toplanıp, “Bu yapılamaz, düşünce özgürlüğüne aykırı” demiyor..

 

Hatırlayın, bizim Anayasa Mahkememiz, 2014’te, Tayyip Erdoğan’a karşı ayaklanma çağrıları yapılırken Twitter’a getirilen engellemeyi, temel hak ve  özgürlüklere aykırı bulup, binlerce dosyanın önüne geçirip, ABD’li şirketin talebini kabul etmişti..

 

Şimdi haydi..

 

O, Türkiye’de ABD’li sosyal medya hesabının erişime açılmasını sağlayanlar.

 

Gitsinler, ABD’de, ABD’li şirketin, Trump’a da açılmasını sağlasınlar..

 

Sağlayabilirlerse..

 

İlginçtir..

 

Solak medya organlarının hemen tamamı, Selahattin Demirtaş’ın halkı azmettirmesini aklayıp paklarlarken..

 

Şimdi Trump’ın yargılanacağı suçların listesini yayınlıyorlar:

 

“Donald Trump hakkında ‘darbe girişimi’nde bulundu diye dava açılabilir” dikkat edin..

 

Öyle gösteriye azmettirme falan değil..

 

Direkt “darbe”.

 

Hani darbe diye bir suçun şimdiye kadar işlenmediği ABD’de..

 

Trump’ı, darbeye teşebbüsten yargılayacaklar..

 

Ama bizde, “Erken seçim ilan edilseydi, darbe olmazdı” deyip..

 

Bunun bir darbe meşrulaştırması olduğunu söylediğimizde de, “Siz paranoyak olmuşsunuz” diyecekler..

 

Suç listesi sürüyor:

 

“Taraftarlarını kışkırtmak”tan yargılanabilir.

 

“Hedef göstermek (Kongre Binası)”ten yargılanabilir.

 

“Hırsızlık suçuyla Demokratları hedef göstermek” suçundan yargılanabilir..

 

Demirtaş’a kol kanat geren Kemal Kılıçdaroğlu’nun, ABD’deki olaylara getirdiği yorumla bitirelim:

 

“ABD’de seçim sonuçlarını reddeden, demokrasiyi hedef alan, endişeyle takip ettiğimiz sivil ayaklanma girişiminin ardından, sorunun çözülmesi memnuniyet vericidir. ”

 

“Demokrasiyi hedef alan”

 

“Sivil ayaklanma”

 

Affedersin Kemal bey, Demirtaş’ın yaptığı ne idi? Gezi isyanı ne idi? Onu da söyler misiniz?

Google+ WhatsApp