Demirel bile, din istismarında bu Ekrem’in eline su dökemez!

Demirel bile, din istismarında bu Ekrem’in eline su dökemez!


Demirel bile, din istismarında bu Ekrem’in eline su dökemez!

 

 

Reklam ajanslarının, “Şu sayfada yayınlansın” taleplerini biliriz..

Bir ön çalışma yapıp, aracılık edecekleri şirketin ürününün, hangi gazetenin okurları tarafından daha fazla talep edileceğini belirleyip, buna göre reklam planlaması yaptıklarına şahit oluruz..

Bunları profesyonel çalışma olarak görür, şirketlerin kâr amacına dönük olarak bunu yapmalarının doğal olduğunu da söyleyebiliriz..

Hatta reklam ajansları, aracılık ettikleri tanıtımlar yayınlandıktan sonra, geri dönüşleri de analiz edip, sonraki dönemlerde verecekleri reklamlar için ayrıca veri depolaması yaparlar..

“Şu tarihte, şu gazetede yayınlanan reklamımız sonrasındaki üç günlük dönemde, bize şu kadar geri dönüş olmuş. Ürünümüz şu kadar talep edilmiş, şu yoğunlukta gündemde kalmışız!” tespitlerini yapıp, sonraki reklam çalışmalarında da bunlardan faydalanırlar..

Tercihlerini buna göre yaparlar..

Buraya kadar anlattıklarımız hep bir malın satışı, tanıtılmasına yönelik.. Bir hizmetin sunulmasına, bilgilendirilmesine yönelik..

Hepsinin karşılığında, şirketler bir bedel alacaklar..

Ticari faaliyetlerini, hizmet satımlarını sürdürecekler..

Nihai amaç da, daha fazla kâr etmek.

Daha fazla kazanmak..

Hatta..

Sadece şirketin isminin yer aldığı, herhangi bir ürünün tanıtımının yapılmadığı reklamlarda bile, nihai amaç, şirketin marka değerini artırıp, daha sonraki ürün tanıtımlarına altyapı hazırlığı yapmaktır..

Diyeceklerimizi kısaltalım: Reklamlarda amaç hep daha fazla kâr etmektir.. Hep daha fazla satıştır.. Hep daha fazla kazanmaktır..

Maddiyata dayalı piyasadaki bu sistemi..

Haydi gelin, maneviyata dayalı dünyaya uyarlamaya kalkanları masaya yatıralım..

Bir şirket, bir milletvekili, bir siyasetçi, kendisine direkt bir getirisi olmayan milli bayramları, dini bayramları, kutsal geceleri tebrik sadedindeki duyuruları ile neyi amaçlar?

Şirketlerdeki “marka değerini artırma”yla benzeştirme yapabilirsiniz..

“Ben her daim sizlerle birlikteyim. Güzel günlerinizi paylaşıyorum” mesajı verilmek isteniyor diyebilirsiniz..

Ama.

Kapitalizmin en acımasız bakış açısını..

“Daha fazla kazanma”nın hırsını..

Şirketlerin reklamlarını, siyasilerin, yöneticilerin tebrik duyurularına aktarırsanız ne olur?

Karşımıza tam bir istismar mantığı çıkar..

Nasıl?

Somut ismi vereyim, üzerinden yürüyelim..

Karşımızda her kılığa giren, herkese yeşil boncuk dağıtan, ama kimden ne kadar fayda gelecekse, ona itibar eden.. Kendi mahallesine bile gerekirse sırtını dönen bir siyasetçi portresi..

Yani Ekrem İmamoğlu kimliği..

İsim somut..

Fiilini de somut olarak aktarayım..

Hani şirketler, “Hangi mecraya hangi reklamı yayınlattığımızda, bize daha fazla kâr getirir” diye düşünüyorlar ya..

Bunu kendisine uyarlayan Ekrem İmamoğlu..

Kadir Gecesi’ni de kendisine bir istismar aracı olarak görüp..

Dört gazete seçmiş..

Okurlarının dindar olduğu kabul edilen, milliyetçi olduğu kabul edilen gazetelere Kadir Gecesi tebriği yayınlattırmış..

Milli Gazete..

Yeni Asya..

Karar..

Yeniçağ..

Aman, yanlış anlamayın..

“Bizim okuyucularımız da dindar, niye Akit’i de listeye almadı” noktasında değilim.

O alsa, biz o ilanı almazdık..

Dini günleri istismar edecek kadar her şeyi “kâr” odaklı düşünen, hep daha fazla “kazanma” amaçlı hareketlere yönelme yolunda, kutsal günleri bile kullanma mantığına alet olmazdık..

Milli Gazete’nin okuyucularının, Yeni Asya’nın, Karar’ın, Yeniçağ’ın okuyucularının Kadir Gecesi’ni tebrik ediyorsunuz..

Akit’ı dışarıda tuttuk..

O ilanı zaten yayınlamamız doğru olmazdı dedik..

Peki..

Gaylere, lezbiyenlere, homoseksüellere kucak açan CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu, Hürriyet’in okurlarının Kadir Gecesi’ni niye tebrik etmedi?

Milliyet’in okurlarının Kadir Gecesi’ni niye tebrik etmedi?

Sabah’ın, Star’ın, Takvim’in?

Haydi onlar daha çok Binali Bey’i destekler tarzda yayınlar yapılıyorlar, onun için bu gazeteleri tercih etmedi.. 

Peki..

Sözcü gazetesinin okurlarının Kadir Gecesi yok mu?

Cumhuriyet okurlarının Kadir Gecesi yok mu?

O okurlar da Müslüman değil mi?

Niye sadece Saadet Partisi’ne oy verme ihtimali bulunan okurların Kadir Gecesi’ni tebrik ediyorsunuz da..

MHP’li olup, AK Parti’ye oy verme ihtimali olanların Kadir Gecesi’ni tebrik ediyorsunuz da..

AK Parti içinden bir ayrı parti çıkartabilir miyiz diye planlar yapanların Kadir Gecesi’ni tebrik ediyorsunuz da..

“Siyasetten uzağız” diye sabahtan akşama kadar yalanlar söyleyip, siyasetin en pis sularında yüzenlerin Kadir Gecesi’ni tebrik ediyorsunuz da..

CHP’ye zaten oy veren kesimlerin Kadir Gecesi’ni niye tebrik etmiyorsunuz?

Yoksa..

“CHP’liler, Kadir Gecesi diye bir şeyi kabul etmezler” diye bir bilinçaltını mı açığa vuruyorsunuz?

“Sözcü okurunun, Kadir Gecesi ile ne işi olabilir ki?” mi diyorsunuz?

“Cumhuriyet gazetesi, her gün, Kur’an kursları aleyhine iftira içerikli haberler yapıyor, okurları ‘Siz dindar insanlara niye iftira atıyorsunuz’ diye sorgulamıyor.. Demek ki, Cumhuriyet okurlarının Kadir Gecesi yok ki, biz de tebrik edelim”diye mi düşünüyorsunuz?

Karşımızda sıfır numara bir din istismarcısı var..

Partisinin dindarlar aleyhine tüm söylemlerini görmezden gelen.. Onları ne eleştiren, ne de destekleyen.. Onlar karşısında sessiz kalarak CHP’nin tabanını kızdırmayan..

Dindarların oylarını almak için de, onlara “Kadir Gecesi” tebrikleri ile şirinlik yapan bir din istismarcısı..

Dini, bir maddiyat kazancı gibi gören..

Ticari faaliyetteki daha fazla kazanmak için verilen reklamı, siyasette daha fazla kazanmak için din üzerinden reklam çalışması boyutuna taşıyan bir din istismarcısı..

Öyle ki..

Kazanç getirmeyecek mecralarda da, kaynak zaiyatı olmaması için, hedef kitleyi tam isabet tespit eden bir istismarcı..

Bakalım dindar seçmen, 23 Haziran’da, o gazetelerin yönetimlerinin oyununa gelecek mi?

“Kadir Gecesi’ni tebrik etti” diye, Kadir Gecesi’ni, hatta dinin kendisini “gericilik” olarak tanımlayan CHP’ye oy verecek mi?

 

yeni akit

Google+ WhatsApp