Delirene kadar hırpalanan kadın: Nezihe Muhiddin

Delirene kadar hırpalanan kadın: Nezihe Muhiddin


Delirene kadar hırpalanan kadın: Nezihe Muhiddin

 

Nezihe Muhiddin (Tepedelengil) padişahlık döneminde bile “kadın hakları savunucusu” olarak meşhur olmuş, bunun mücadelesini vermişti…

1909 yılında fen dersi öğretmeni olarak çalışmaya başladı. Aynı yıl Sabah, İkdam gibi gazetelerde sosyoloji, pedagoji, psikoloji konularında makaleleri yayımlanmaya başlandı. İttihat ve Terakki Kız Sanayi Mektebi, Selçuk Hatun Sultanisi gibi okullarda müdürlük yaptı. Bir dönem maarif müfettişi olarak çalıştı.

1913’te “Türk Hanımları Esirgeme Derneği”nin kuruluşunda yer aldı ve sekreterliğini üstlendi. 1924’te şahsi parasıyla “Türk Kadın Yolu” dergisini kurdu. 

Cumhuriyete doğru ilerleyen “Yeni Türkiye”nin dikkatini “kadın”a çekmek için de 16 Haziran 1923’te partisinin kuruluş dilekçesini sundu. 

Devrin egemenleri, “Mümkün değil” dediler, “yürürlükteki kanunlar, kadınların siyasi temsiline müsaade etmiyor”…

“O zaman değiştirip müsait hale getirin” dediyse de gülüp geçtiler…

Daha da ötesi, iktidarı körü körüne destekleyen gazeteleri ve bazı tanınmış yazarları üzerine sürdüler… Dalga geçmeye başladılar… Bu dönemde, iktidar borazanlığı yapan Akbaba Dergisi’nde yayınlanan, “Kadınlar Halk Fırkası’nın Dokuz Umdesi” (ilkesi) başlıklı yazıda hem kendisi, hem partisi, hem de kadınlarla açıkça dalga geçildi…

1. Hâkimiyet bilakayd ü şart (kayıtsız-şartsız) kadınlarındır.

2. Her zevç (koca), zevcesine (karısına) itaate mecburdur.

3. Bütün ev işleri erkeklere aittir.

4. Erkek, kadının müsaadesi olmadıkça harem dairesinden dışarı çıkamayacaktır.

5. Muaşakatın sürat ve emniyetini temin için her mahallede post ve senet gişeleri açılacaktır.

6. Dulların istikbali temin edilecektir.

7. Ziynet eşyasının ithali serbesttir.

8. Taaddüt-i zevcat (çok eşlilik) memnudur.

9. Her kadın, indellüzum, kırk yaşına gelen zevcini tekaüde sevke mezundur.

Sonunda anladı ki, kadın haklarını, Türkiye’yi yönetenlere siyasi parti kanalıyla anlatamayacak,  Türk Kadınlar Birliği ismiyle bir dernek kurdu. Yayınlarında kadınlara seçim hakkı verilmemesini sert şekilde eleştirmeye başladı.

1925 yılında, Türk Kadınlar Birliği tarafından Halide Edip’le birlikte milletvekilliği için aday gösterildilerse de, CHP tarafından veto edildiler (CHP “kadın haklarını getirmek”le hâlâ övünüyor mu?)…

Türk Kadınlar Birliği bu kez erkek bir aday göstermek istedi, fakat CHP bunu da engelledi: Meclis’te kadın hakları savunucusu görmek istemiyordu…

Nezihe Muhiddin ve yönetim kurulu 1927 yılında görevden alındı. 1935 yılında da, cemiyet merkezi polis tarafından basıldı. Nihayet kadınların erkeklerle eşit olduğunu savunduğu gerekçesiyle,Türk Kadınlar Birliği temelli kapatıldı. 

Ardından Nezihe Muhiddin hakkında “yolsuzluk” iddiaları başladı. Aslı olmayan ithamlar ve iftiralar iktidarı destekleyen gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlandı… Nihayet, kendisine reva görülen muameleye dayanamadı, psikolojisi bozuldu…

Ve kadın haklarını savunan bir kadına, “Bu ülkeye kadın haklarını biz getirdik” diyen CHP’nin bir “öncü kadın”a reva gördüğü muamele budur. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp