Davranışların Terbiye Edilmesi

Davranışların Terbiye Edilmesi


Davranışların Terbiye Edilmesi

 

 

Kendimizi güvende hissettiğimiz sokaklarımız, özgürce hareket edebileceğimiz mahallemiz çocuk tacizcilerinin, hayvanlara işkence eden sadist ruhlu insanların, katillerin hedefi haline geldi. Artık ne evimizde ne de sokağımızda kendimizi güvende hissedebiliyoruz. Çocuklarımız cam fanuslarda mahpus bir hayat yaşıyorlar. Hemen her gün ayrı bir cinnet vakası ile karşılaşıyor ve en yakınımızdaki kişilere dahi güvenmekte güçlük çekiyoruz. 

İslam şefkat ve adaleti merkezi bir noktada değerlendirir ve Müslümanlara insanlaşmaları noktasında tavsiyelerde bulunur. Fakat ne acıdır ki sorduğunuzda Müslüman olduklarını iddia eden kişi ya da kişiler inandıkları dinin değerleriyle hiç örtüşmeyecek tutumlar sergilemekten kaçınmaz hatta marazi tutumlarına bir de gerekçe uydururlar. Dinin değerlerini yaşamlarından uzaklaştıran bu kişiler zamanla, vicdani hassasiyetlerini kaybediyor ve her türlü suça eğilimli hale geliyorlar.  

 

Bilindiği üzere insan doğuştan, yeme, içme, saldırganlık gibi bazı içgüdülere sahip. Potansiyel olarak taşıdığımız bu içgüdüler terbiye edilmediğinde insanı vahşi bir yaratığa dönüştürüyor ve adeta özündün koparıp başkalaştırıyor. Öfke ve saldırganlık potansiyel olarak her insanda var fakat kişi eğitim vasıtasıyla tutum ve davranışları arasındaki kontrolü sağlar ve yaşadığı topluma uyum sağlar. 

Sevgi, vefa, güven, şefkat gibi öfke duygusu da doğal bir duygudur,  kontrol edildiği takdirde sorun olmayacaktır. Öfke kontrolünü sağlayamayan kişiler ise küçük bir esintide tehlike saçar hale geliyor ve güvenliğimizi için risk oluşturuyor. Zira potansiyel olarak taşıdığımız öfke duygusu adeta bir tahterevallidir. Eğer öfkenizi şiddete dönüştürür ve karşı tarafa haksızlık yapmaya kalkarsınız denge ortadan kalkar ve öfkeniz sizi esir almaya başlar. Bu nedenle öfkenin de diğer patolojik davranışlarımız gibi maneviyatla terbiye edilmesi ve ehilleştirilmesi gerekir.

Öfke nefsin hizmetkârı değildir, aksine hakkın korunması için harekete geçen bir duygudur. İnandığınız değerlere, üzerinde barındığınız vatana, canınıza, iffetinize saldıranlara karşı sessiz kalamaz, öfke ile kalkar ve hakkınızı savunursunuz. Zira haksızlığı ortadan kaldırmak ve adaleti tesis etmek bir Müslüman olarak sizin sorumluluğunuzdur. Nitekim adaletin katledildiği durumlarda öfke hakkın korunması için harekete geçer ve ölçüyü aşmadan adaleti koruyan bir değere dönüşür. Öfkeyi nefsimizin hizmetkârı haline getirdiğimizde ise zulüm ve haksızlık ortaya çıkar ve haksızlıklar baş göstermeye başlar.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp