Dava adamlarının meşakkatli yolculuğu

Dava adamlarının meşakkatli yolculuğu


Dava adamları kıyıları dikenli yollardan geçerler. Onlar için yol hem uzun hem de meşakkatlidir. Sıradan insanlar ebediyete intikal ettiklerinde dünya ile bağları tamamen kopar. Dava adamları ise vefatlarından sonra da bıraktıkları kutlu mesajları ile yol almaya ve yolda kalmışların kılavuzu olmaya devam ederler. Fakat ne acıdır ki, yönünü haktan yana dönen ve adaletin tesisi için çaba gösteren bu şahsiyetlerin büyük çoğunluğu hayattayken hak ettikleri değeri görememiş ancak vefatlarından sonra anlaşılabilmişlerdir. Rahmetli Erbakan Hocamız da haklı davası için büyük bedeller ödemiş, çoğu zaman yalnızlığa terk edilmiş fakat yaşamının sonuna kadar sabır ve teslimiyetle yola revan olmuştur.

 

Rahmetli Hocamız bir dava adamıydı ve dava adamlarının geçtiği dikenli yollardan geçti. Hayattayken hak ettiği desteği göremedi, haklı davası adına sarf ettiği ifadeleri ancak vefatından sonra anlaşılabildi. Yol arkadaşları onun gölgesinden istifade etmek, bilgi ve birikiminden faydalanabilmek için her daim yanında olurken, ona ihanet edenler vefatından sonra bu mirasa konmaya çalıştılar ve her fırsatta onun ifadelerini referans göstermeye başladılar. İlginç değil mi? Rüzgâr nereye eserse yönlerini o yana çevirenler zamana ve ortama göre yön değiştirerek zikzak çizmeye devam ediyorlar.

 

Geçtiğimiz günlerde rahmetli Hocamızın vefatının sene-i devriyesi münasebetiyle dava arkadaşları bir araya geldiler ve kabrini ziyaret ettiler. Bu özel gün dolayısıyla HAMAS Sözcüsü Sami Ebu Zühri de Milli Gazete’ye açıklamada bulundu ve rahmetli Hocamızın sadece Türkiye için değil bütün İslam âlemi için önemli bir örnek olduğunu ifade etti ve Hocamızın Filistin davasına yaptığı büyük katkılardan söz etti.

 

Rahmetli Erbakan Hocamız bütün hayatını İslam âleminin sorunlarına adamış ve hayallerini yaşanabilir bir Türkiye ve dünyada söz sahibi olabilecek bir İslam dünyası üzerine kurmuştu. Adil Düzen söylemi ile yola çıkan Hocamız, İslam Birliği’ne kuvvetle vurgu yapmış ve İslam toplumlarının dayanışma içinde olmalarını ve faizsiz ekonomik düzeni, İslam ortak para birimini, İslam ortak pazar sahasını, İslam ortak savunma paktını oluşturmalarını ve bütün dünyada etkin olacak bir güç elde etmelerini temenni etmiş, bunun için çaba sarf etmişti. Kendisine hangi unvanı ile anılmak istediği sorulduğunda, elde ettiği bütün başarıları bir tarafa itip mücahit olarak anılmak istediğini belirtmişti.

 

Hatırlayacağınız üzere Milli Görüş hareketi dindarlar üzerinde yoğun baskı ve dayatmaların olduğu bir süreçte kurulmuş ve dava adamı mücahit Erbakan öncülüğünde yol almaya devam etmiştir. Rahmetli Hocamız ülkenin sağ ve sol ekseninde çatışmaya devam ettiği bir süreçte yönlerini haktan yana dönen Müslümanların sesi ve nefesi olmuştur. Dindarlar üzerinde katlanılmaz baskıların olduğu bir süreçte dikenli yollardan geçerek adalet vurgusu yapmak sanıldığı kadar kolay değildir. Fakat Hocamız inanç, azim, kararlılık ve güçlü enerjisi ile bu zorlukların üstesinden gelerek inanan insanların sesi, nefesi olmuştur. İslam davası adına sürdürdüğü mücadelesinde birçok kere ihanete uğramış, büyük baskılara maruz kalmış, iftiraların hedefi olmuş fakat sabrından ve nezaketinden zerre kadar ödün vermemiştir. Hocamız siyasi alanda kullanılacak dil ve iletişim metodu konusunda da örnek bir yaklaşım sergilemiştir.

 

Başta da dediğim gibi dava adamlarının çoğu hayattayken değil vefatlarından sonra anlaşılabilmişlerdir. Zira halkların büyük çoğunluğunu oluşturan bilinçsiz kitleler başlarına bir felaket gelmedikçe tehlikeyi fark edemezler. Şimdilerde bu kişiler Erbakan Hocamızın manevi mirasını dillendirip ona övgüler yağdırarak nemalanmaya çalışmaktalar. Oysa bu insanların çoğu Hocamız hayattayken onun ifadelerini hafife alır ve alay konusu yaparlardı. Onun davasını çıkarlarına alet edenler ise para, makam ve mevkii uğruna hakikat çizgisinden uzaklaşıp küresel odakların güdümüne girdiler. Fakat Hocamızın siyasi feraseti ile açıkladığı vahim olaylar gün yüzüne çıkınca vaktinde onunla alay edenler, para ve mevki ile büyülenip onunla yürümekten vazgeçenler, yön değiştirdiler, “Evet Erbakan Hoca bunları söylemişti” gibi ifadeler sarf etmeye başladılar. Vaktinde onu desteklemeyen ve onun haklı davasının yanında yer almayan kişiler bataklıktan kokular gelmeye başlayınca tavırlarını değiştirmek zorunda kaldılar ne ilginç!

Google+ WhatsApp