Darbecilerin basın bültenini çıkaranlar niye yargılanmıyor?

Darbecilerin basın bültenini çıkaranlar niye yargılanmıyor?


Darbecilerin basın bültenini çıkaranlar niye yargılanmıyor?

 

 

28 Şubat döneminde Hürriyet gazetesinin birinci sayfasından verilen darbe tahriki içeren başlıkları, bugün manşetimizde okuyacaksınız..

Bu başlıkları okuyun, ve elinizi vicdanınıza koyup söyleyin: “Darbeci generaller yargılanacak da, bu başlıkları atanlar, serbest gezecekler mi?”

Mümkün mü bu?

Başlıkları tek tek ele alalım..

Mesela..

“Bu defa işi silahsız kuvvetler halletsin” başlığı..

Ne demek bu?

Bu sözü sarfeden şunu demiş olmuyor mu?

“Daha önce darbe yaptık. 27 Mayıs’ta yaptık, 12 Eylül’de yaptık. Şimdi darbe yapmayalım. Ama darbe yapılmış gibi, aynı neticeyi elde edelim. Hükümeti indirelim.. Hükümeti indirelim ama, bunu biz yapmamış olalım.”

Daha ne desin adam?

Resmen, “Ya şu adamı siz öldürün. Ya da biz gelip öldüreceğiz” diyen mafya babasının tehdidi ile karşı karşıyayız.

Manşetin altındaki spotu da okursak, biraz daha netleşir olay: “Ordu darbe mi yapacak söylentilerine cevap veren üst düzey bir komutan, ‘Bu defa işi silahsız kuvvetler halletsin’ dedi.”

O komutan kim?

Haberde ismi geçmiyor..

“Üst düzey bir komutan” denilmekle yetinilmiş.

Şimdi bu noktada..

Bu tehdidin yapılması ile karşı karşıya kalan bir gazeteci..

Gerçekten bir suç işlemek istemiyorsa..

Darbe tahriki yapmak istemiyorsa.

Darbecilerin tehditlerine aracılık etmek istemiyorsa..

Kendisine gerçekten bir üst düzey komutan, böyle bir söz söylemiş ise..

Haberini nasıl yapması gerekir?

“Dün röportaj yaptığımız ... isimli general, askerlik görevinin dışına çıkarak, hükümetin devrilmesi gerektiğini söyledi.. İsminin haberde yer almaması tehdidini yapan ... isimli komutan, hükümetin gitmesi için silahlı kuvvetlerden önce, sivillerin hareket geçirilmesini istedi. Sivilleri darbe yapmaya çağıran ... isimli komutan ataletle suçladı.”

Evet, bir üst düzey bir komutan, bir gazeteciye o sözleri sarfederse, gazeteci de darbecilik yapmak istemiyorsa, atacağı manşette bunlar yazılı olur..

Hürriyet’in genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök ne yapmış?

İsmini açıklamaktan korkan o üst düzey komutanın ağzından, söylenecek her şeyi, sanki asli bir görev ifa ediliyormuş gibi yazmış.. 

Sadece söylenilenler komutanın asli görevi imiş gibi değil..

Komutanın darbe amaçlı söylemini tek bir eleştiri kelimesi kullanmadan yazmak, bir suç işlendiği hatırlatması yapmadan manşete çekmek, gazetecinin görevi imiş gibi manşeti atmış..

Darbecilerle iş kotardığını açıkça ispat etmiş.

Bu manşet önümüzde dururken, 28 Şubat darbesinin mimarları yargıda hesap verdiği halde..

O manşeti atan gazeteci kılıklı adam hakkında hâlâ iddianame düzenlenmemesinin bir haklı gerekçesi olabilir mi?

Bence olamaz..

Şöyle bir örnek vereyim:

Pensilvanya’daki kişi, 15 Temmuz darbesini yaptıktan sonra, şöyle bir talimat yollasa: “Bu sefer, akşam saatlerinde değil, gece kalkışma yapılsın..” 

Bir gazete, bu sözleri bire bir manşetine taşıyabilir mi?

Taşır ise, “Ben gazetecilik yaptım” diyebilir mi?

Derse, “suçu övme” denilen eylem, başka nasıl gerçekleştirilir?

“Darbeye tahrik suçu” başka nasıl gerçekleştirilebilir?

Dört dörtlük bir örnek, “Bu defa işi silahsız kuvvetler halletsin” demek..

Ne işi?

Tabii ki “darbe” işi..

Ki, darbe işinden bahsedildiğini, manşetin hemen altındaki spotta da, açıkça “Ordu darbe mi yapacak söylentileri” ifadesi ile itiraf etmiş zaten.

Yine Hürriyet’te bir başka manşet daha.. 12 Haziran 1997 tarihli..

“Gerekirse silah bile kullanırız.”

Bu manşetin de hemen altında, “Cumhuriyeti yıkma planının fotoğrafı” deniliyor ve o başlığın altında da “En sivri isimler” listesinin en üstüne Necmettin Erbakan Hoca’nın ismi yazılıyor..

Bunu yapan adam, gazeteci olabilir mi?

Bu, gazetecilik olabilir mi?

Burda bir haber mi veriliyor?

Yoksa, “Genelkurmay, hükümete karşı gerekirse silah kullanarak devirme işlemini yapacak” tehdidi, allanıp pullanıp, önümüze mi konuluyor?

Ki, “Durumdan vazife çıkardık” şeklindeki..

“Hoca’ya bir hafta süre” şeklindeki..

“Hükümet gitmezse, ihtilal olacak” şeklindeki aynı tarihli gazetenin yine birinci sayfasındaki diğer başlıklarla, resmen darbecilerin basın bülteni gibi çıkmış bir gazeteden bahsediyoruz..

Bu gazetenin sorumluları, “Biz haber yaptık” diyerek, sorumluluktan nasıl kaçabilir?

Haber yapmak istiyorlarsa, bu bilgiyi şöyle haber yapabilirlerdi:

“Genelkurmay’daki darbeci bir komutan, asli vazifesinin hükümetin emirlerini yerine getirmek olduğunu unutmuş, suç işleyerek Başbakan’a tehditte bulunuyor.. Derhal görevden alınması gereken komutanın tehdidi, hükümette de büyük bir tepki ile karşılandı.. Savcılığın harekete geçmesi ve darbe tehdidi yapan komutanın suçüstü hükümlerine göre yargılanması bekleniyor.”

Doğru haber böyle yapılırdı..

Bunun yerine, darbeci komutanın sözcülüğünü yapan, şimdi darbecilikten yargılanmalıdır..

Cezasını da çekmelidir.

 

yeni akit

Google+ WhatsApp