Dangalağın arkasındaki ‘kurul’!..

Dangalağın arkasındaki ‘kurul’!..

‘Christchurch’ kasabasında yaşanan vahşet, dünyada Türk ve Müslüman varlığa yönelik ‘topyekün’ bir saldırının açılış perdesi gibi. Ancak ‘mektubun’ hitabı, eylemin detayları, 70 sayfalık manifesto ve en çok küresel şebekenin ortak

Dangalağın arkasındaki ‘kurul’!..

 

Yakın vadenin öngörüsünü şöyle kurmuştuk...

‘Görünen şudur; yerel seçimin ardından, diyelim dört hafta sonrasından başlayarak Türkiye uluslararası bir girdabı, çekimine kapılmadan yönetmek zorunda’... (13/03.)

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 

 

Altlığı Yeni Zelanda oldu.

‘Christchurch’ kasabasında yaşanan vahşet, dünyada Türk ve Müslüman varlığa yönelik ‘topyekün’ bir saldırının açılış perdesi gibi. Ancak ‘mektubun’ hitabı, eylemin detayları, 70 sayfalık manifesto ve en çok küresel şebekenin ortak adımları İslam’ı vurmak için önce Türkleri aşmak gerektiğini dillendiriyor...

Büyük Ortadoğu coğrafyasında başka hangi ülke bu güce ve inada sahip? Yarısı Batı’ya gırtlağına kadar batmış durumda diğer yarısı yangın yeri. Bir Türkiye direniyor...

“Esas tehdit Türkiye” açıklamasını ve yapanı hatırlayın.. Ben de size Pazar günü araya kaynayan Bolton açıklaması ile katkı yapayım; “Türklerin İsrail’deki yakın dostlarımızla ilişkileri çok kötü”...

Hepsi Yeni Zelanda’da var...

Türkiye düşerse Arap yarım adasının tamamı ve buradaki kutsallar düşer. Türkiye düşerse Orta Asya düşer. Balkanlar ve Kuzey Afrika düşer.

***

Saldırı, Hıristiyanlarla-Müslümanların, Avrupa ile Türklerin, Ortodokslarla-Müslümanların arasına bubi tuzakları bıraktı. İlk bakışta bu ikilemelerin aynı olduğu sanılabilir. Değil! Hepsi aynı amaca matuf ama zamana ve zemine ayarlı farklı bombalar.

Senkron var; İsrail Başbakanı’nın oğlunun açıklamaları ile Avrupa Parlamentosu’nun onadığı, ‘Türkiye ile müzakerelerin askıya alınması teklifi’ aynı kumaş... Şart cümlesi şu, “Ayasofya cami olursa Türkiye Avrupa Birliği’ne giremez”.

Niye şimdi? Ne alaka?..

Fransa’daki, İspanya’daki olayları hele Sırbistan’daki kıvılcımları hiç söylemiyorum.

Saldırı ile eşzamanlı Mescid-i Aksa’nın kapatılması, içeride saatlerce kalınması hep aynı akışın kareleri...

Yeni Zelanda günlük veya küçük bir iş değil. Bu büyük bir iş. AP kararına, “Ayasofya’nın görüntüsü bile değiştirilemez” notunu sıkıştıranlar bunları da yazdılar: “Üyelik ancak ‘değişik bir Türkiye’ ve ‘değişik bir AB’ ile mümkün!..

***

Dünyayı okurken en fazla “kartlar baştan karılıyor” cümlesini kurabilenlerin aklı ile olacak işler değil bunlar.

Avrupa’daki ırkçı yükselişlerle ve AB işlevsizliği ile her şeyi izah etmeye kalkarsanız Cumhurbaşkanı’nın, “o dangalağın yazacağı bir manifesto değil bu, arkasında ‘kurul’ var” sözünü anlamazsınız...

‘Kurul’ kim?.. Kurulan ne?..

Kelimenin ‘duygusu’, muhteviyatı bile “uluslararası”, hatta ‘üstü’ kıvam anlatıyor...

Kurul, aslında konseydir ve ‘temsilcilerden’ oluşur. Üstü vardır!..

***

Bu kadar sembol/işaretin kullanıldığı, hepsinin kinli mahzenlerden gün ışığına çıkarıldığı bir eylem var ortada ve bu “artık açık açık” demektir. “Büyük iş” dememiz ondan.

Cumhurbaşkanı’nın Çanakkale’den, “buradayız, bekleriz” demesi, AP ve AB’ye karşı, “Türkiye ile müzakereleri durduralım’ diyorlar. Ne kadar güzel. Hadi! Biz de bu kararlarınızı bekliyoruz zaten. Alın bu kararı. Biz hazırız. Ama yapamazlar” çıkışları hep, hep aynı...

***

Ayasofya, askeri-stratejik İncirlik’in teo-politik karşılığıdır. Aynı değerde kozdur. Ne ikide bir çıkartıp gösterilir ne de ‘iş o noktaya gelmeden’ kullanılır.

Bu yüzden, ‘dangalak’ın manifestosunda Ayasofya geçiyor diye bilmediği kayığa binenlerin 24 saat içinde Ankara tarafından nasıl terslendiğini gördük...

Demek Erdoğan olmasa bu tuzağa düşecektik!!

Brüksel ve ‘Mesih Kilisesi’ kasabasından, ‘Ayasofya’yı cami yapmayın, şeklini bile değiştirmeyin, onu geri alacağız’ demek.. Siz yapın biz de Kudüs’ü alalım demek. Arkadan Mekke gelir...

Sosyal medya şehveti böyle bir şey; benzer durum Kırım veya Doğu Türkistan için de geçerli değil mi? Zulmü de göreceksiniz, tuzaktan da atlayacaksınız!

Rusya Devlet Başkanı Putin’in, Kırım’da bir cami açılışı için Cumhurbaşkanı’nı davetine -olumlu, olumsuz-r eaksiyon göstermeden evvel ‘düşünmek’ gerekmiyor mu?..

Bu davetin Yeni Zelanda ile ilgisini görmeden, tartmadan, hele hele Ankara’nın Kırım’ı nasıl tahayyül ettiğini bilmeden ortaya atlamak ağır mahcubiyetler getirmez mi?..

Rusya, İslam ile Ortodoksluk arasına atılan el bombasını gördüğü için, bomba tam da İstanbul-Kiev-Moskova kilise savaşlarının mevzisine düştüğü için bu daveti yapıyor. Ve evet, elbette Kırım meselesinde Türkiye’yi bu ziyaret vesilesiyle arkalamanın avantaj yaratacağını da düşünüyor... Böylesi bir durumda, Yeni Zelanda’da kurulan kapanlardan en azından birisinin kırılacağını iki ülke de biliyor.

Biliyor ama daveti kabul edip etmemek Ankara’nın kararı olacak.

***

Saldırı Yeni Zelanda’da yaşandı ama Wellington’un bu kurgudaki pozisyonuna hiç bakılmadı. Çin-İngiltere-ABD üçgeninde gösterilen aba altı sopalar da mevcut belli ki...

‘Five Eyes-Beş Göz’e ayrıca bakmak gerekiyor. ABD, İngiltere, Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda’dan oluşan dünyanın en gelişmiş istihbarat ağı, daha katliamı 17 saat önceden internetten ilan eden ‘dangalak katili’ görmüyorsa!..

***

Hücumu durdurursa yine Türkiye durduracak.

Başkasından bir şey beklemeyin.

Kendisine meydan okunan 15 bin kilometre uzaktaki yere yetişmek için havayolları rekoru kıran ülkedir burası...

 

nadret ersanel

yeni şafak

Google+ WhatsApp