Dağların öğrettikleri

Dağların öğrettikleri


Dağların öğrettikleri

 

Kaz Dağları-

Altın sarısı saçlarıyla, dillere destan bir güzelliği vardı. Babası annesinin ölümünden sonra onu da alıp, Güre köyüne yakın, Kavurmacılar köyüne yerleşmişti. Çobanlık yapardı.

Yaşı ilerleyen ve artık hacca gitmek isteyen baba, güzel kızını komşusuna emanet eder ve uzun bir yolculuğa çıkar.

Döndüğünde köyde kimse ona selam vermez. Sarıkız’ın kötü yola düştüğünü söylerler. Üzüntüsünden perişan olan baba kızını alır, dağların tepesine götürür. Yanına birkaç kaz bırakır ve köye döner. Kızını ölmesi için yabana teslim eder aslında.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 

Yıllar sonra köyüne bir yolcu gelir. Yolunu şaşırdığını, dağ başında kendisine bir Sarıkız’ın yardım ettiğini, kızın çok sayıda kazları olduğunu söyler.

Baba kızının ölmediğini anlar ve onu bulmaya gider.

Kızını dağın zirvesinde çok sayıda kaza bakarken, mutlu halde bulur. Hasret giderirler. Su ister baba. Bir testide su verir Sarıkız. Baba, “bu su tuzlu” der. Sarıkız, “denizden doldurmuştum, yanlışlık olmuş” der ve testiyi önünden uzanan vadiye doğru uzatıp tekrar bardağı doldurur. Bu kez su tatlı olmuştur.

Tam o esnada kara bir bulut dağın tepesine çöker ve Sarıkız ortadan kaybolur. Baba kızının ermiş olduğunu anlar. İki gözü iki çeşme ağlar. Kızına iftira atıldığını, masum olduğunu fark eder ve ona iftira atan köylülere beddua eder.

Bir zaman sonra Kavurmacılar köyüne kimse gelmez olur. Köydekiler ölür ve köyün muhtarı, kimse kalmadığı için mührü götürüp kaymakama teslim eder. Köyün ismi kütükten silinir.

Baba ve Sarıkız için dağın tepesine sembolik mezarlıklar yapılır. O bölgeye de Sarıkız ve Baba Tepe ismi verilir. Yöre halkı her yıl ağustos ayında burada baba ve kızını anmak için törenler yapar…

DAĞLARIN SİZE YAZDIRDIĞI HİKAYELER

Dağların muhteşem hikayeleri vardır…

Mitolojide ya da halk arasında anlatılmış, her dinlediğinizde sizi büyüleyen hikayeler.

Anadolu, hikayesi muhteşem dağlarla doludur.

Yürüyüş yolum bu sefer Kaz Dağları’na düştü. İlk yürüdüğüm alan da Sarıkız mevkiiydi. Sarıkız’ın halk arasındaki hikayesi anlattığım gibidir. Mitolojide buraya İde Dağı denir. Onun da hikayesi ayrıdır.

Bir de yürüdüğünüz ya da tırmandığınız her dağın sizin için ayrıca hikayesi yazılır. Sizin o dağda geçirdiğiniz zamanların, size anlattığı ve zihninize yazdığı bir hikaye olur. İşte dağlarda yürürken bu hikayenin peşinde olmalısınız.

Yalnız başınıza yürümelisiniz. O zaman daha çok hikaye anlatır dağlar. Yükseklere çıkmalısınız. O zaman daha çok şey gösterir dağ size.

HEDEFİNİZ ZİRVEYSE BİR YOL SEÇECEKSİNİZ

Hedefiniz zirveyse, dağ size kıvrım kıvrım yollar sunar. Kimi dar, kimi geniş, kimi engebeli, kimi düz. Birini tercih edeceksiniz.

Kestirmeden zirveye çıkmak isteyenler, yorulmayacağı yolu tercih etmek isteyenler, orta yolu bulmak isteyenler ya da tehlikesiz yola girmek isteyenler…

Dağlar sizin ruh halinizi ortaya çıkarmak ve kendi gerçeğinizle yüzleşmek için en ideal yerdir.

Likya yollarında yürürken, ilk yıllarda çok kaybolurdum. Hepsi görünen rotadan çıkıp, kestirme olduğunu düşündüğüm yollara sapmam nedeniyle oldu.

Sonra anladım ki, dağda yüzlerce yıldır seyahat eden insanların bulduğu yol, en kısa, en güvenli, en rahat yolmuş. Dağda kestirme yol diye bir şey aramamak beyhudeymiş.

İÇİNİZDE NE GİZLEDİYSENİZ DAĞDA ORTAYA ÇIKAR

Dağ, sizin içinizde taşıdığınız gizli ne varsa bulur, çıkartır ortaya.

Bir yaralı hayvan görürsünüz, yardım etmek için içinizdeki merhamet ortaya çıkar.

Yolda bir taş, çalı görür kaldırırsınız, içinizdeki erdem çıkar ortaya.

Bir güzel çiçeği hayranlıkla izlersiniz, içinizdeki sanatçı kişilik çıkar ortaya.

Antik çağdan kalma bir anıt mezar bulursunuz, içinde hazine olduğunu zanneder, girmeye çalışırsınız. O zaman içinizdeki aç gözlülüğü fark edersiniz.

Kaybolursunuz, korkunuzu görürsünüz. Aç susuz kalır, dayanıksızlığınızı anlarsınız.

Siz yeter ki kendinizi keşfetmeye çalışın. Dağlar size her şeyi öğretmeye hazırdır.

Şahsen ölüm korkusu ve yaşam sevincini hiç bu kadar derinden ve aynı anda hissetmemiştim.

Allah’a olan inancım, korkudan hayranlığa doğru evirildiği yer, yine dağlar olmuştu. Bir dağ lalesinin muhteşem renklerinde, bir kaplumbağanın sesinde Allah’ın hayranlık uyandıran yaratıcı gücünü görürsünüz.

DAĞLAR, ACİZLİĞİNİZİ VE SINIRLARINIZI ÖĞRETİR SİZE

Dağın zirvesine çıktıkça, insan ne kadar küçük olduğunu anlar. Sonra bu doğada, tek başına ne kadar aciz olduğunuzu keşfedersiniz.

Keçi gibi tırmanmadığını, bir kuş gibi uçamadığını, bir sincap gibi zıplayamadığını, bir arı gibi çiçeklerden bal toplayamadığını anladıkça acizliğini hissedersin.

Sonra, yalnızlığın sadece Allah’a mahsus olduğunu anlarsın. Sevdiklerinin hasreti gözünde bir kez daha büyür.

Kaz Dağları, şimdiye kadar yürüdüğüm, havası en etkileyici dağ oldu. Muhteşem bir oksijen deposu. Doğal olarak orada yürümek o kadar kolay değil.

Egenin dillere destan güzelliğini, körfezin, denizin, ormanın ve bitki örtüsünün harikulade ahengini burada görebilirsiniz.

Keşfedin.

Hem kendinizi, hem doğayı keşfedin.

Dağların size öğreteceği çok şey var.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp