Cumhuriyet’çilerin kafasını türbana sokan muhabir!

Cumhuriyet’çilerin kafasını türbana sokan muhabir!


Cumhuriyet’çilerin kafasını türbana sokan muhabir!

 

Başını örtenleri suçladılar..

Hakaret ettiler..

Baktılar, inançları için, hakaretleri bile göğüslüyorlar..

Devlet dairelerinde yasakladılar.

Üniversitelerde yasakladılar..

Liselerde yasakladılar..

“Özgür olun” dediler..

Bunu derken utanmadan “yasak” koydular.

Yüzleri hiç kızarmadı, “Biz sizi özgürleştirmek için, başınızdaki örtüyü yasaklıyoruz” dediler..

Gün geldi..

O yasak kalktı.

Danıştay’a koştular..

Danıştay, “Özgürlük var ise, türban yasaklanamaz” dedi..

Bunlar, habere başlığı oturttular:

“Danıştay’dan çocukları türbana sokan karar.”

İsteyen, istediği için başını örtmüyormuş..

Sanki..

Danıştay emri ile, tüm öğrenciler başlarını örtme mecburiyeti altına girmişler gibi..

Yalan yazdılar.

Utanmazlık yaptılar..

Gazeteciliği, ahlaksızlıklarına araç kıldılar..

Son haberlerinden irdeleme yapalım.

“Danıştay’dan çocukları türbana sokan karar” başlıklı haberi Cumhuriyet’te yapan kim?

Alican Uludağ..

Çoğunlukla yargı haberlerini alıp, çarpıtıp, yayınlatan muhabirleri..

Danıştay’ın kararında da, öyle yapmış..

Cumhuriyet yönetimi de, “Bize uyar” demiş..

Yalan haberi yayınlamış..

Ama yalan haber yapmak, bir alışkanlık..

Bir karakter göstergesi..

Yapmaya başladınız mı, yerinizde duramazsınız..

Bir daha.. Bir daha yaparsınız..

Yapmak istersiniz..

Alican Uludağ da, öyle yapmış..

Cuma günü İstanbul İkitelli’de cenaze namazı kılınan Berkay Işık isimli sözleşmeli erin cenaze namazı üzerinden, yalanlar savurmuş..

Burasını tahminen söylüyorum..

Cumhuriyet’in yazıişlerindeki nöbetçisi..

“Yok deve.. Sen akşamdan mı kaldın? Bu ne biçim suçlama? Yaptığın suçlama bile, kendi içinde çelişiyor. Sen git, ayıl, sonra haber yaz” demiş, Alican Uludağ’ın bir yalanına daha, Cumhuriyet’in sayfalarını açmamış..

Tahminim burada bitiyor.

Cumhuriyet gazetesinin asker cenazesi haberi, ajanstan alınarak kullanılmış..

“Alışmış, duramaz” dedim ya..

Dindar insanlar aleyhine, onlarca, yüzlerce hakaretvari, çarpıtılmış haber yapan Alican Uludağ da..

Duramamış..

Asker cenaze haberini, kendisine ait Facebook sayfasında yayınlamış.

Haber şöyle:

“Cemevindeki Alevi şehit ve Erdoğan’ın boykotu.”

Mezhep üzerinden, halkı kışkırtmaya bakın..

İnsanların, askeri görevi sırasında can veren insanların..

Alevi-Sünni diye ayrıma tabi tutulduğu iftirası ile, devlet yöneticilerine karşı, halkı kışkırtmaya bakın..

Peki içeriğini de aktarayım, bunların tıynetlerini daha iyi öğrenin..

Cumhuriyet’in, hemen her gün, haberlerini yayınladığı yalancı muhabirleri, cenaze ile ilgili kendi hesabında, şunları yazmış:

“25 yaşındaki Şehit Berkay Işık için bugün öğlen vakti, İkitelli Cemevi’nde cenaze töreni düzenlendi. Berkay Işık, Aleviydi... Peki törene kimler katıldı? Doğal olarak gözler, devletin zirvesini aradı. Ajanslara düşen haber ve görüntülerde ne Cumhurbaşkanı Erdoğan ne de bakanları törende vardı. Devletin zirvesi, törene katılmamayı ‘tercih’ etmişti. Genelkurmay’dan da kimse yoktu.”

Sünni de olsanız, Alevi de olsanız, ateist de olsanız..

Siniriniz zirve yapıyor..

“Bu nasıl olabilir” diye haykırıyorsunuz, değil mi?

O an, devlet adına bir yönetici ile karşı karşıya olsanız..

Gerisini söylemeyeyim..

Söylemeyeyim ama..

Olayı da düzeltelim..

Yalanı, müfterinin yüzüne vuralım..

Aynı yalancı muhabirin, yazısının devamından aktarıyorum:

“AKP’den sadece Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya katıldı.”

Bir satır önce.. “Bakanlar katılmadı” demişti..

Yılbaşından beri kafası yerinde değil midir, nedir..

Bir satır altında..

Aile Bakanı’nın katılımından bahsediyor.

Olay bununla sınırlı mı?

Değil..

Devamında da şunlar yazılı:

“Devletin zirvesi yerine İstanbul protokolü törendeydi. İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Musa Avsever, 3. Kolordu Komutanı Korgeneral Kemal Yeni, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Nuh Köroğlu, İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan oradaydı.”

Şimdi bu ahlaksızlığa.. Bu yalana.. Bu iftiraya karşı, ağzınıza ne geliyorsa söylemek, hakkınız mı?

Bence hakkınız.

Ne demek, “Devlet protokolü?”

Ne demek, “İstanbul protokolü?”

İstanbul Valisi.. 1. Ordu Komutanı.. 3. Kolordu Komutanı.. İl Emniyet Müdürü.. İl Jandarma Komutanı.. 

Bunlar, devlet değil de, özel teşebbüsün temsilcileri mi?

Sonrasında iftiranın hedefinde kim olduğunu, açığa vuruyor, kışkırtıcı muhabir..

“Oysa ajanslara düşen haberlere göre Erdoğan, Ankara’da değil törenin yapıldığı İstanbul’daydı. Önce Cuma namazını Üsküdar’daki Hz. Ali Camisi’nde kılan Erdoğan...”

Derdi ne imiş?

Erdoğan’ın cenaze namazına gelmemesini sorgulamakmış..

Hani sorsam, bu riyakara..

“Sen kıldın mı, o askerin cenaze namazını?” 

“Evet” diyeceğinden şüpheliyim..

Ama..

Devletin en tepesinden bakanın.. İldeki devletin en üst temsilcilerinin tamamının katıldığı cenaze törenine..

Devletten hiç kimse katılmamış gibi..

Böyle saldırıyor.. Yalan söyleyip, insanları mezhepsel bölünmelerle birbirine karşı düşmanlığa tahrik ediyor..

Bize de.. Cumhuriyet okurlarına seslenmek düşüyor.

Kızların başındaki türbandan size ne?

Siz.. Alican Uludağ’ın, sizin kafanıza geçirdiği türbanla, yalan haberler, iftira dolu yayınlardaki gerçekleri perdelemeye bakın..

Erkeğinizle, kadınınızla.. Okumuşunuzla, okumamışınızla..

Başınız açık sandığınız halde.. 

Gözlerinizi de örten perdelemeye bakın..

 

YENİ AKİT

Google+ WhatsApp