Çözüm Süreci denenmeseydi, Şivan’ın sorusuna “Acaba” derdim!

Çözüm Süreci denenmeseydi, Şivan’ın sorusuna “Acaba” derdim!


Çözüm Süreci denenmeseydi, Şivan’ın sorusuna “Acaba” derdim!

 

 

Bu ülkede bir Çözüm Süreci yaşandı..

PKK silah bırakacaktı..

Belirli bir takvim içinde, yurtiçindeki PKK’lılar, silahlarını bırakıp, yurtdışına çıkacaktı..

Yurtdışında olanlar da, saldırmayacaktı..

Devlet de..

“Çözüm Süreci” olarak adlandırılan o takvimin sonunda, masadaki tüm sorunları enine boyuna tartışıp, gerekli adımların atılmasını sağlayacaktı..

Akil Adamlar Heyeti, o süreçte oluşturuldu..

Gazetemizden Abdurrahman Dilipak ve rahmetli Hasan Karakaya da, bu heyette idi..

Süreç devam ederken, neler gördük neler..

Şehit haberi gelmeyen günler..

Aldatılıp dağa çıkarılan gencecik çocukların ölüm haberlerinin gelmediği günler..

Aynı babadan olma, aynı anneden doğma iki kardeşin; biri PKK safında, diğeri güvenlik güçleri safında karşı karşıya getirildiği, birbirlerine kurşun sıktıkları fotoğrafların yaşanmadığı günler..

Kürt müzisyen Şivan Perver, Türkiye’ye gelip, İbrahim Tatlıses ile birlikte türküler söyledi..

Sonra?

O süreç ne oldu?

Çözüme ulaşılmadan bitti..

Kim bitirdi?

Kim ihanet etti?

Kim, verdiği sözü tutmadı?

Hiç tartışmasız, PKK..

Öyle bir ihanete imza attılar ki..

Devlet sözünde dururken..

PKK’ya yönelik bir operasyon yapılmazken..

PKK’lılar, silahlarını gömüp yurtdışına gitme sözlerini tutmadılar.. 

İşi ağırdan aldılar..

Sadece ağırdan alsalar..

Ona da “Peki” diyeceğim..

Sadece ağırdan almadıkları, o süreç içinde güvenlik güçlerine saldırılarda kullanılmak üzere bombalar hazırladıkları, planlar yaptıkları, sonradan ortaya çıktı..

Çözüm sürecini bitiren, PKK oldu..

İhanet eden, sözünü tutmayan, PKK oldu..

Ve ondan sonra da..

Devlet bunların tepesine bindi..

Binmeye devam ediyor..

Sadece ülke içindekilerin değil.

Güneyimizde, Suriye içinde kurulmak istenen terör örgütü devletine de, engel olmak için, gerekli operasyonlar yapılıyor..

Önceki akşam itibari ile, bu amaçla  başlatılan askeri operasyon sonrasında, Şivan Perver, durumdan vazife çıkartmış, hemen sahne almış..

Demiş ki:

“Biz size ne yaptık, saldırıyorsunuz?”

İşte bu soru, üzerinde çok durulması gereken bir soru..

Çözüm Süreci başlatılmamış olsa idi, denenmemiş olsa idi, PKK tarafından ihanet edilerek sonlandırılmamış olsaydı..

Vicdanları yaralayacak bir soru..

“Biz size ne yaptık” sorusu, kalpleri titreten bir soru..

Ama..

Gerçekleri bilince..

Ulusalcı askeri vesayetin kontrolünde çıkmaza sürüklenmiş PKK sorununun çözülmesi noktasında tüm riskleri üstlenip, adım atan AK Parti iktidarının neleri göze aldığını bilerek o soruyu dinlediğinizde..

Tepkiniz aynen “Zıt Erenköy” şeklinde oluyor..

Gerçekten de..

Devlet bunlara, “Gelin, ne sorun varsa çözelim” demiş mi?

Demiş..

Adımlar atmış mı?

Atmış..

Siz kabul etmiş misiniz?

Etmişsiniz..

Sizinle yapılan bu dolaylı görüşmeler üzerinden, FETÖ denilen ahlaksız örgüt, AK Parti iktidarını devirmek için arkadan hançerlemeye kalkışmış mı?

Kalkışmış..

Bugün HDP ile kol kola yürüyen CHP, o tarihteki çözüm sürecine, kenarından köşesinden mızıkçılıklar yapmaya kalkışıp, sonlandırmak için itirazlarda bulunmuş mu?

Bulunmuş..

Tüm bunları göğüslemiş AK Parti iktidarını, FETÖ ile kol kola girerek, PKK devirmeye kalkışmış mı?

Kalkışmış..

O zaman Şivan Perver niye soruyor:

“Biz sine ne yaptık, saldırıyorsunuz?”

Biz size soralım..

Çözüm Süreci’ni bitirirken, şehit ettiğiniz polislerin hemen ardından soralım:

“Biz size ne yaptık, saldırıyorsunuz?”

Boşverin, “Çözüm sürecini istemeyenler, polisleri katletti” mavallarını..

Varsayalım öyle olsun..

Peki hemen arkasından, yollara döşenen mayınlar..

Taranan askerler..

Patlatılan bombalar..

Bunlar da mı, “Çözüm Süreci’ni istemeyenlerin operasyonları” idi?..

Haydi onu da doğru varsayalım..

Onları da, birileri yapmış olsun..

Kandil’deki ağababalarınızın, “Türkiye’nin doğusundan batısına, hiçbir ilinde rahat yok. Bombalar, büyükşehirlerde patlayacak” açıklamaları da mı, Çözüm Süreci’ni istemeyen derin güçlerin açıklamaları idi?..

Öyle ise..

Şu an o ağababalarınız niye Kandil’de keyif sürmeye devam ediyor?

Niye PKK’lılar, HDP’liler, o ağababalarının bir dediğini iki etmeden, hayata geçiriyorlar?

Evet, Çözüm Süreci yaşanmasaydı..

Şivan Perver’in sorusuna, “Acaba doğru yerde mi duruyorum” diye kendime sorarak tepki verirdim.

HDP’lilerin açıklamalarına..

“Acaba yanlış yerde mi duruyorum.. Bunlar haklı olabilirler mi” diye düşünerek kulak verirdim..

Hatta onların da ötesinde..

Sırf Tayyip Erdoğan’ı devirmek için.

PKK’yı da kullanan ulusalcıların, “Bu operasyon, Türkiye’nin menfaati için değil, AK Parti’nin kendi yerini muhkemleştirmek için yapılmaktadır” sözlerine bile..

“Acaba azıcık doğruluk payı var mı?” diye sorgular tarzda yaklaşırdım..

Ama..

Çözüm sürecini ki, PKK’lılar bitirdi..

Binlerce insanımızı katletmiş olmalarına rağmen, kendilerine uzatılan (PKK’nın saldırılarına cevap verirken, bazen rutin dışı fiillere de imza atılmış olma ihtimalini de gözönüne alarak, keyfi Kürtçe yasağı yanlışlarını da gözönüne alarak) devlet eline, ihanet ettiler..

Artık kimseye “Biz size ne yaptık” diye sorma hakları yoktur..

Cevabı basittir: 

“Siz bize ne yapmadınız ki? Elinize silah aldınız. ABD’nin uşağı oldunuz.. Askerimizi vurdunuz, polisimizi vurdunuz.. Kendi ırkınızdan aileleri toplu olarak katlettiniz.. Bebekleri, kadınları öldürdünüz.. Arkadan vurdunuz.. Hainlik ettiniz.. Daha ne yapacaktınız?”

Önceki gün başlayan sınırötesi operasyonun, “barış”a zarar vereceğini söyleyen sözümona barışcıl insanlara hatırlatayım: “Barış mı vardı ki, sınır ötesi operasyon barışa zarar versin? Hemen her gün, PKK’nın askere sıktığı kurşunlar, zaten barışa sıkılmış değil miydi?”

 

yeni akit

Google+ WhatsApp