Çoğu gitti azı kaldı

Çoğu gitti azı kaldı


Şüphesiz ziyadesiyle can sıkıcı günlerden geçiyoruz.

Özellikle bizim gibi milletler pek alışık değil böylesi bir yaşam tarzına.

Zira 24 saat yaşayan bir ülkeyiz.

Hava kararır kararmaz da evimize kapanmıyoruz.

Hele ki İstanbul’da.

Eh, koronalı günlerde durum hayli farklı.

Dedim ya; can sıkıcı, ruh daraltıcı.

Erkeğimiz, kadınımız, çocuklarımız, gençlerimiz.

Hepsi ayrı bir dertli.

Demem o ki, korona kadar, sosyal hayata dönük dayatmaları da moral bozucu.

Şimdi herkes soruyor ‘bu ne kadar sürecek’ diye?

Sanırım iki aya kalmaz normalleşme başlar inşallah.

Lanet virüs ekonomiyi de kemiriyor.

Temel ihtiyaç maddeleri dışında kimsenin bir şey alası yok.

Doğal olarak endişelendiriyor hepimizi.

Ama ümitsiz değiliz. Karamsar hiç değil.

Dün sabah bir taksiye bindim, taksici dertliydi. “Abi yevmiyeyi çıkaramıyoruz” dedi.

“Ne düşünüyorsun peki” diye sordum.

“Reis bulur bir yolunu” dedi.

Tahrik ettim, “yolumu var baksana dünya ne halde” diye.

Durdu, yüzü düştü sonra dönüp “öyle deme abi bulur o bir yolunu” dedi.

Böylesi durumlarda krizi aşmanın olmazsa olmazı güvendir.

Çok şükür güvenimiz tam.

Ardından da sosyal sermaye.

2001 yılında derin bir kriz yaşamıştı bu ülke.

Benzer krizler dünyanın başka ülkelerinde de görüldü.

Mesela Arjantin’de.

Halk sokağa indi, dükkânları yağmaladı.

Ama Türkiye’de olmadı. Çünkü sosyal sermayesi çok güçlü bir ülke idik.

Kenetlendik, yardımlaştık.

Çok şükür bugün öyle bir durumda değiliz.

Ama yine de kenetlenmek, yardımlaşmak zorundayız.

Milletçe imkân dâhilinde elimizi taşın altına koyacağız.

Biraz dişimizi sıkacağız, biraz sabredeceğiz, biraz da fedakârlıkta bulunacağız.

Hasılı atlatacağız bunu da.

Kim bilir? Belki de fırsata dönüştüreceğiz bu durumu.

Neden olmasın?

Ve son bir not.

Hepimiz şunu çok iyi bilmeliyiz ki artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Koronadan önce, korona günlerinde ve koronadan sonra.

Böylesi bir gerçeklik var artık.

Dünya epeyce bir zamandır yeniden şekillenme sancısı çekiyordu.

Her yüzyılda bir olduğu gibi.

Ne getirir ne götürür bilmem ama yeni bir dünyaya hazırlıklı olmalıyız.

Bambaşka bir dünya, bambaşka bir çağ.

O yeni dünyada bize şans vermemişlerdi.

15 Temmuz’da defterimizi dürüp saf dışı bırakacaklardı.

Başaramadılar.

Türkiye önümüzdeki yüzyılda güçlüler arasında yerini alacak.

Sanırım taksicinin hissiyatıyla anlatmaya çalıştığı da tam olarak bu.

Çoğu gitti, azı kaldı.

Ha gayret Türkiye.

Google+ WhatsApp