Çocuğun duası

Çocuğun duası


Çocuğun duası

 

 

Muhammet, Suriyeli mülteci bir ailenin çocuğu… Babası ve iki ağabeyini savaşta kaybettiğinde altı aylık bir bebekmiş. Annesi Muhammed’i alıp ailesine sığınmış ve ortak bir kararla Türkiye’ye gelmişler. Dedesi ve büyükannesi konfeksiyonda çalışıyor, annesi ise hayatını Muhammet’e adamış. Muhammet şu an altı yaşında ve okula gidiyor…

Muhammet’le bir yardım kuruluşunda tanıştım. Annesinin eteğinden tutmuş utangaç bir vaziyette yere bakıyor, kendi kendine bir şeyler mırıldanıyordu. Adını sorduğumda düzgün Türkçesiyle cevap verdi. Fakat tedirginliği gözlerinden okunuyordu. Anneye tutunurken elindeki topacı fark ettim. Çocukluğumuzda oynadığımız topaçların aynısıydı. Muhammet, elindeki oyuncağa sımsıkı sarılmış sanki kaybetme korkusu yaşıyordu.

Başına sakin bir şekilde dokundum ve “oyuncağını yeni mi aldın” diye sordum. Başını salladı. Tekrar sordum: Bakabilir miyim? Bana döndü sonra “kaybedersin” dedi. Kaybetmem, kaybolursa da yenisi alırım sana dedim. Hayır dedi, sonra devam etti: “Ben çok dua ettim bu oyuncağı alabilmek için. Dedemin parası yoktu, Allah’tan istedim, bu oyuncağı bana ver Allah’ım yaramazlık yapmam” dedim, Allah duamı kabul etti,  dedem çok para kazandı ve bana bu oyuncağı aldı. Sonra Muhammet’le aramızda şu diyalog geçti:

-Allah seni çok seviyor.

-Evet, çünkü ben arkadaşlarımı üzmüyorum.

-Onlar da seni üzmezler.

-Onlar beni üzüyorlar.

-Kim?

-Sınıftaki arkadaşım sen Suriyelisin git köyüne diyor…

Muhammet, doğup büyüdüğü topraklardan koparılmış bir çocuktu. Ve ne yazık ki ikinci darbeyi mülteci olarak geldiği coğrafyada yaşıyordu. Muhammet şunu biliyordu; “sen Suriyelisin git” ifadesi o çocuğa ait değildi, bu ifade o çocuğa nefret aşılayan ebeveynine aitti. Eğer çocuğa mülteci durumuna düşmüş kardeşlerimize yardımcı olmalıyız telkini yapılmış olsaydı, Muhammet arkadaşı ile birlikte oyun oynayabilir ve ondan destek alabilirdi. Ama bizler nasıl yaşıyor ve düşünüyorsak çocuklarımız da o doğrultuda hareket ediyor. Biz ne isek eserimiz de o oluyor öyle değil mi?

 

milli gazete

Google+ WhatsApp