Çivi çiviyi sökmez

Çivi çiviyi sökmez


Çivi çiviyi sökmez

 

 

Son günlerde sık sık dillendirilen “rebound ilişki”, sevilen kişiden ayrılan kimsenin toparlanıp hayata tutunabilmek için yakınlaşabileceği birine meyletmesi ve bu şekilde acıyı hafifletebileceğine inanmasıdır. Sevilen dost, arkadaş, eş vb. kişiden kopan kimse yoğun bir karmaşa, belirsizlik ve boşluğa düşer. Ancak acıyı hafifletebilmek için birine yakınlık duyma ihtiyacı içinde olmak hata içinde hataya sebebiyet verebilir. Zira kişi yaşadığı yas nedeniyle doğru bir seçim yapabilecek durumda değildir.

Yaşamın ilk yıllarında çocuk anneye bağımlıdır. Anne onu sütten kestiğinde bağımlı olduğu nesneden uzaklaşmak çocuğu geçici olarak rahatlayabileceği bir nesneye yönlendirir. Çocuk, battaniyeyi emerek uyur, nesnelere tutunur ve annenin sıcaklığını annenin verdiği güveni verebilecek bir objeye tutunarak kendini güvende hissetmeye çalışır. Çocuk, geçiş nesnesi olarak kullandığı objeyi bırakmak istemez, onu yanında taşımak ve onunla vakit geçirmek ister. Geçiş nesneleri bir süreliğine çocuğu rahatlatabilir. Fakat zamanla nesnenin yokluğunu kabullenmek ve yaşamına bu şekilde devam etmek zorundadır.

 

Kişi çocukluk döneminde tutunduğu nesnelerin benzerini erişkinlik döneminde de çare olarak görebilir. Mesela rebound ilişkiler, duygusal bağ yaşadığı kimseden ayrılan kişinin,   gerginliği ortadan kaldırabilmek için yeni kişilerle tanışıp yarayı iyileştirmek istemesidir. Kaybettiğiniz bir nesnenin ömür boyu yasını tutmanız elbette sağlıklı bir durum değil. Ancak eşinden ayrılan bir kişinin acıyı hafifletmek için tez elden biriyle tanışması, bu kişi ile yakınlık kurması yanlış bir evliliğe, içinden çıkılamayacak sorunlara neden olabilir. Yani çivi çiviyi sökmeyebilir. Bu nedenle yaşanan sorun ne olursa olsun olayları irademizin süzgecinden geçirmek zorundayız.

Peki, ne yapabiliriz? Sevilen kişi ya da nesneden ayrıldığımızda boşluğa düşer ve derin bir acı hissederiz. Böyle durumlarda yaşamın hastalık, ölüm, ayrılık, yaşlılık, yoksulluk gibi imtihanlara gebe olduğunu düşünüp payımıza düşen acı için sabrı kuşanmak zorundayız. Her gecenin ardından doğan güneş gibi acı ve kederlerimizin ardından huzurlu ve mutlu günlere açılabilmek için Rabbimize dua etmeli ve halimizi O’na arz etmeliyiz.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp