Çin’in arka kapısı: İsrail

Çin’in arka kapısı: İsrail

ABD ve Çin arasındaki mücadelenin en kilit noktalarından birini fikri mülkiyet hakları oluşturuyor. ABD “teknoloji hırsızlığının” Huawei, ZTE ve diğer Çinli şirketler aracılığıyla yapıldığını ifade ederken, pek çok ülke ABD’ye destek verip Çinlileri teknoloji hırsızlığıyla suçluyor. Çin’in faaliyetleri

Çin’in arka kapısı: İsrail

 

 

ABD ve Çin arasındaki mücadelenin en kilit noktalarından birini fikri mülkiyet hakları oluşturuyor. ABD “teknoloji hırsızlığının” Huawei, ZTE ve diğer Çinli şirketler aracılığıyla yapıldığını ifade ederken, pek çok ülke ABD’ye destek verip Çinlileri teknoloji hırsızlığıyla suçluyor. Çin’in faaliyetleri yakından ve kuşkulu bir şekilde takip edilirken, Çinli şirketler ne Avrupa’da ne de ABD’de eskisi gibi rahat değil. ABD ısrarla müttefiklerinin bilgi ve teknoloji konusunda Çin’e kapılarını kapatmasını istiyor. Avusturalya, Kanada, Japonya ve Yeni Zelanda gibi bazı ülkeler şimdiden Çinli şirketlere karşı yasal bazı önlemler hazırlamaya başladı. Çin ise ABD’nin saldırgan önlemlerine Ortadoğu’da çözüm geliştirmeye çalışıyor.

ORTADOĞU’NUN HER KÖŞESİNDE

Çin yıllardır Ortadoğu ülkeleriyle önemli ilişkiler kurdu. Enerji ihtiyacının yarısından fazlasını bölgeden karşılayan Çin, Ortadoğu’nun neredeyse her köşesinde bulunuyor. Çin, ABD’nin Ortadoğu’yu çok fazla boşladığını görüyor ve bu boşluğu doldurmak istiyor. Suriye konusu da dahil olmak üzere Ortadoğu’daki sorunlarla yakından ilgilenen bir Çin var artık. Çin medyası, akademisi ve düşünce kuruluşları da konuya her geçen gün daha da ilgi gösteriyor. Birçok Ortadoğu ülkesi ve Çin, Amerika’yı rahatsız edecek derecede yakınlaştı. ABD ise bu duruma daha fazla seyirci kalmayacaktır. Bu sebeple ABD’nin Ortadoğu’daki hamlelerini Çin’den bağımsız okumamak gerekiyor.

YÜKSEK TEKNOLOJİDE İŞBİRLİĞİ

Bölgedeki faaliyetleri ile tüm dünyaya diplomasi dersi veren Çin, birbirine düşman ülkelerle aynı derecede yakınlık oluşturmuş durumda. Çin’in İsrail, İran ve Suudi Arabistan gibi birbirine düşman sayılacak ülkelerle çok yakın ilişkileri bulunuyor ve her ülke Çin için ayrı bir vazgeçilmezlik barındırıyor. Öte yandan Çin’in birçok Ortadoğu ülkesiyle kurduğu ilişkilerin temelinde enerji meselesi bulunurken, İsrail’in konumu Çin için çok daha farklı. 1992’den 2017’ye, ikili ticaret 50 milyon dolardan 13,1 milyar dolara yükselirken; Çin İsrail’in Asya’daki birinci, dünyada ise en büyük üçüncü ticaret ortağı haline geldi. Fakat ticaretten ziyade, Çin’in İsrail’e olan ilgisi daha çok İsrail’in ileri teknolojideki bilgi birikiminden kaynaklanıyor. Çin’in diğer Ortadoğu ülkeleriyle ticari ilişkileri ham madde ve enerji alımına odaklanmışken, Çin’in İsrail’de yüksek teknoloji, tarım, gıda, su ve bioteknoloji alanlarında ciddi yatırımları bulunuyor. Yüksek teknoloji yatırımları Çin’in İsrail’deki yatırımlarının üçte birini oluştururken, 2018’in üçüncü çeyreğinde İsrail’deki teknoloji start-up’larına Çinli girişimcilerden 325 milyon dolarlık yatırım yapıldı. Çin, yapay zeka alanında da İsrailli şirketlerle işbirliği geliştiriyor ve Alibaba’nın da yakın zamanda İsrail’de bir araştırma merkezi kurması bekleniyor.

WASHINGTON’DAN UYARI

Çinli firmaların İsrailli şirketlerle bu kadar yakın ilişki kurması doğal olarak İsrail’in en yakın müttefiki ABD’yi de rahatsız ediyor. 90’lı yıllarda da Çin’in İsrail’den askeri teknoloji ithal etmesi ABD’yi kızdırmış, “Batı’nın satmadığı askerî teknoloji, İsrail aracılığıyla temin ediliyor. Çin batının ambargosunu İsrail üzerinden yıkıyor” yorumlarına neden olmuştu. Çinliler ile tekrar yakınlaşan ve teknoloji alanında yoğun ilişkiler geliştiren İsrail, ABD’nin uyarılarına tekrardan maruz kalmaya başladı. Önce ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Netanyahu’yu Huawei ve ZTE gibi Çin telekomünikasyon şirketleri hakkında uyardı. Daha sonra ise ABD Enerji Bakan yardımcısı Dan Brouillette Tel Aviv’de yaptığı açıklamalarla, Çin’in Hayfa limanındaki faaliyetlerinin ABD ile olan istihbarat paylaşımını tehlikeye atabileceği konusunu dile getirdi.

SAVUNMA SANAYİİNE SIZABİLİR

ABD’nin itirazları sonrası İsrail iç istihbarat servisi Başkanı Nadav Argaman da, Çin’in yatırımlarının İsrail’in güvenliğini tehdit edeceği ve İsrail’in konuyla ilgili katı bir yasa çıkarmasına acil ihtiyaç olduğu konusunda açıklamalarda bulundu. İsrail uyarılar sonrası konuyla ilgili bazı önlemler almaya çalışırken, İsrail’deki bir havayolu ihalesine Çin’in casusluk yaptığı endişeleri nedeniyle teklif vermesine izin verilmedi. Fakat Çin, İsrail ile birçok alanda zaten işbirliği içerisinde. Çin, İsrail’in en büyük iki silah ihracatçısı Israel Aerospace Industries (IAI) ve Rafael ile işbirliği yapıyor. Mesela 2015 yılında Çin, IAI ile yerel uçak üretimi amacıyla Çin’in Guangdong eyaletine bağlı Shantou kentinde bir AR-GE merkezi kurmak için anlaşma imzaladı. Yine istihbarat, insansız hava araçları ve uzay sistemleri alanında faaliyet gösteren savunma elektronik şirketi Elbit Systems ile de Çin’in güçlü ilişkileri bulunuyor. Üç şirket de İsrail için çok önemli ve ABD ile çok yakın bağları bulunuyor. Üstelik bu şirketler ileri teknoloji üretiminde çok iyiler.

Yine İsrail Ulusal Güvenlik Servisi tarafından hazırlanan bir rapor, İsrail’in Çin konusunda daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayıp, Çin’in İsrailli şirketleri ABD’li şirketlere sızmak için bir arka kapı olarak kullanabileceğini belirtiyor. İsrailli firmalar; Raytheon, Boeing ve Lockheed Martin gibi ABD’nin en büyük savunma üreticileriyle ortak işler yapıyorlar ve Çin’in bu firmalar üzerinden ABD’li teknoloji devlerinin sistemlerine sızabileceği ifade ediliyor. 2014 yılında çıkan bazı haberlerde de Çinli hackerlerin İsrail’in meşhur “Demir Kubbe” füze savunma sisteminin geliştiricisi de olan Rafael ve IAI’nın sistemlerine sızıp hassas bilgiler çaldıkları yazılmıştı.

EN MANTIKLI SEÇENEK

İstihbarat raporlarına ve ABD’li yetkililerin tüm uyarılarına rağmen şaşırtıcı bir şekilde İsrail, Çinli şirketlerle yüksek hassasiyete sahip teknolojiler konusunda işbirliği yapmaya devam ediyor. Pek çok İsrailli analist ise İsrail’in bağımsız ve büyük bir güç olduğunu ifade ederek, Çin tarafından gelecek risklerin de farkında olarak Çin’le bu alanda işbirliği yapılmasının gayet normal olduğunu söylüyor. Sonuç olarak Çin önümüzdeki 30 yıl içerisinde, teknolojik bir süper güç olmayı hedefliyor ve bunun için elit bir desteğe ihtiyacı var. Öte yandan Çin, AR-GE alt yapısını oluşturmak için şu an kendi kendine yetebilecek bir ülke değil. ABD ve Avrupa teknoloji konusunda Çin’e oldukça mesafeli dururken, sahip olduğu ileri teknolojideki bilgi birikimi nedeniyle İsrail Çin için en mantıklı seçenek olarak duruyor.

 

 
 

Nurettin Akçay / Shanghai Üniversitesi-Yeni Şafak

Google+ WhatsApp