Çin, Doğu Türkistan’ı haritadan silerken en ufak eleştiriye bile katlanamıyor

Çin, Doğu Türkistan’ı haritadan silerken en ufak eleştiriye bile katlanamıyor


Çin, Doğu Türkistan’ı haritadan silerken en ufak eleştiriye bile katlanamıyor

 

 

Geçtiğimiz hafta sonu Katar’da düzenlenen Doha Forum’da birkaç Çinli düşünce kuruluşu üyesi ve iş adamı ile tanıştım. 

Malum Doğu Türkistan meselesi, daha doğrusu Doğu Türkistan’da süregelen katliam, hatta soykırım diyelim, Türkiye’de sıkça tartışılıyor ve Cumhur İttifakı’nın yüksek çıkmayan sesi eleştiriliyor.

Buna rağmen, sohbet ettiğim Çinliler, Türkiye’ye karşı öyle sert bir tavır içinde idi ki.... Çin ve Türkiye arasındaki temel sorunun, onların deyişiyle Xinjiang, bizim deyişimizle Doğu Türkistan olduğunu söylüyorlar, Türkiye’yi içişlerine müdahale ile suçluyorlardı.

Uluslararası alanda Türkiye’nin Doğu Türkistan için çıkarmadığı ses bir zayıflık olarak nitelense ve Türkiye’ye karşı kullanılmaya çalışılsa da, Çin bu kadarına karşı bile öyle tahammülsüz ki…

Birileri Doğu Türkistan’daki zulmü ağzına almayagörsün, doğrudan Çin’in ve Çin’in etki ajanlarının hedefi oluyor. Çin en ufak şeyi bile unutmuyor, affetmiyor.

En son örneklerden biri Mesut Özil… Özil’in Doğu Türkistan’daki dehşete dair attığı tek bir tweet bile Çin’i çıldırtmaya yetti de arttı. Hadi, Özil’in “sahte haberlerle kandırıldığını” iddia ettiniz, neden oynadığı Arsenal takımının Manchester City ile maçını yayından kaldırırsınız? 

O kadarla kalsa yine iyi… Çin Özil’i PES 2020 Mobile dahil üç futbol oyununun Çin sürümlerinden bile çıkardı. Yapılan açıklamada ise, “Alman oyuncu Özil, Çin hakkında sosyal medyada ölçüsüz bir açıklama yaptı. Açıklama, Çinli hayranlarının duygularını incitti ve sporun sevgi ve barış ruhuna zarar verdi. Bunu anlamıyor, kabul etmiyor ve affetmiyoruz, denildi.

Neyi affetmediklerini anlamak mümkün mü? Değil. Bu kadar büyük bir tahammülsüzlüğü, kontrolsüz öfkeyi kavramak mümkün mü? Değil. 

Özil’in daha önce de Cumhurbaşkanı Erdoğan’la çektirdiği fotoğraf yüzünden haksızca eleştiri yağmuruna tutulmuş ve çekilen fotoğraf öfkeli Alman Milli Takımı’nda krize yol açmıştı. O da Alman Milli Takımı’nı bırakmıştı

Oynadığı takım, bu kez de yanında durmadı. Kırmızı beyazlı takım, “Arsenal, bir futbol kulübü olarak siyasete girmeme ilkesine daima bağlı kalmıştır” diyerek insan hakları ihlallerine ve zulme karşı duran futbolcusunu savunmadı.

Arsenal aslında neyin ne olduğunu gayet iyi biliyor; Çin’in hiddetiyle kendisini, hatta Uzak Doğu pazarında büyük ilgi gören İngiltere Premier Ligi’ni bile maddi açıdan sarsabilecek kadar gözünü karartabileceğini, hatta meselenin iki ülke arasında büyük bir krize yol açacağını öngörüyor. ABD ile ilişkileri eskisi gibi iyi olmayan İngiltere, son yıllarda Çin’le olan ekonomik yakınlaşmasının yara almasını istemediği için, demokrasinin beşiği olmasına rağmen Doğu Türkistan’daki zulme karşı kendisinden beklenen yüksek sesi çıkaramıyor.

Bu yazıyı Keşmir sorununa dair gerçekleşecek bir konferansa katılmak için geldiğim İslamabad’da yazıyorum. Malum Pakistan, Müslüman dünyasının önde gelen ülkelerinden biri Pakistan, Hindistan işgali altındaki Jammu Keşmir için Yeni Delhi ile savaşın eşiğinde iken, aynı zamanda kendi kontrolü altındaki Azad Keşmir üzerinden dolaylı olarak Doğu Türkistan’la komşu. Yani, Doğu Türkistan zulmü Pakistan’ın burnunun dibinde yaşanıyor. Buna rağmen, Pakistan Çin’in zulmüne karşı sessiz. 

Sadece İmran Han’ın geçtiğimiz aylarda kendisine sorulan “Neden Doğu Türkistan hakkında konuşmuyorsunuz?” sorusuna karşılık, “Bu konu hakkında hiçbir bilgim yok,” demesinden bahsetmiyorum; daha önce de geldiğim Pakistan’da, devlet yönetiminde hemen herkesin Doğu Türkistan hakkında kör, sağır ve dilsiz olduğunu sorduğum sorulara aldığım cevaplardan biliyorum. Aralarında, ortada binlerce delil, yüzbinlerce mağdurun anlattıkları varken, “İşin arkasında ABD propagandası olduğunu” söyleyenler bile var. Doğru, bir ABD propagandası var, ama ABD’nin Çin’in işlediği insanlık suçunu kendi çıkarlarına alet ediyor olması, orada işlenen soykırımı görmememizi gerektirmez.

Fakat Pakistan ekonomik, ve daha da önemlisi askeri olarak Çin’e bağımlı… Dahası Hindistan ABD tarafından desteklenirken, kendisini Keşmir konusunda Çin şemsiyesinin altına almış durumda. Bu yüzden elleri kolları bağlı. Ne acıdır ki, Hindistan’ın işgal ettiği Jammu Keşmir’deki zulmüne karşı yoğun bir mücadele verirken, Pakistan, yanı başındaki bir başka zulme, Doğu Türkistan katliamına ses çıkaramıyor; olanları görmezden gelmek zorunda kalıyor. “Zorunda kalıyor,” diyorum; zira, Mesut Özil’e bile savaş açan Çin, Pakistan’a neler yapmaz ki…

Soğuk Savaş’ın ideolojik temelli savaşlarının yerini, etnik, dini ve mezhebe dayalı savaşlar aldı almasına ama, bunun yanında süregelen küresel ekonomik savaşın jeopolitik denge ve kavgalara etkisi korkunç boyutlarda. Ve ekonomik savaşın en büyük kozunu elinde tutan Çin, ABD baskısı altındaki ülkeleri, ABD hegemonyasını kırmak isteyen ülkeleri politik olarak esir almaktan sakınmıyor; aksine bunu çok sert bir şekilde hissettiriyor, gösteriyor. Almanya gibi, Çin’e karşı durabilen birkaç ülke varsa bile onlar da ekonomik olarak güçlü ve Çin’e bağımlı olmadıkları için bunu yapabiliyorlar. Yine de onlar bile, Çin’de kurdukları fabrikalardan, karlı iş anlaşmalarından vazgeçemiyor; Pekin’in sağa sola dağıttığı göz kamaştıran paraya dayanamıyor.

Mesut Özil örneğini verdik; Çin sadece ülkeler, devletlerle değil, şahıslarla da teker teker uğraşıyor. Bu yazıyı yazdığım için, ben bile Çin etki ajanlarının ve Çin’in askeri olmaya hazır gönüllülerin hedefine oturtulabilirim. Tıpkı, bazı televizyon programlarında Doğu Türkistan’daki zulmü dile getirdiğim için sosyal medyada uğradığım linçler gibi…

Bireylerle teker teker uğraşmaya yetecek kadar insan kaynağına sahip olan Çin’in, son zamanlarda uğraştığı isimlerden biri de Kaşgar doğumlu Abdürreşit Celil Karluk. 

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Karluk geçtiğimiz haftalarda sosyal medya üzerinden Çin hükümetine “Ailem nerede?” sorusunu yöneltti. İki yıldır haber alamadığı annesinin, kardeşlerinin, akrabalarının meçhul durumunu detaylı şekilde anlatan Karluk’un paylaşımları sosyal medyada ilgi çekince, Çin’in Ankara Büyükelçiliği hamle yaptı ve bir basın toplantısı düzenleyerek Karluk’a pek çok çarpıtma ve gafla cevap vermeye çalıştı. Karluk’un adını bile ağzına almayarak ondan “Bu hoca…” diye bahseden Büyükelçilik Müsteşarı Cheng Weihua, Türkçe yaptığı açıklamalarda, Karluk’u karalamaya çalışsa da, “toplama kamplarından haberim yok” dese de, Çin ekonomik gücü ve kurmaya çalıştığı hegemonyayla herkesi susturmayı amaçlasa da, gözler görürken diller sussa da, herkes neyin ne olduğunu biliyor.

82 yaşındaki annesinin hasta ve kimsesiz şekilde kalakaldığını, kardeşlerinden birinin kamplarda felç edildiğini, suçsuz halde kamplarda tutulan kardeşlerinden bir diğerinin sebepsiz yere 15 yıl, ötekinin ise 11 yıl hüküm giydiğini öğrenen Türk vatandaşı Prof. Dr. Karluk gibi binlerce Doğu Türkistanlı var. Onlara kulak vermek, biri, ikisi, üçü beşi ile değil, onlarcası ile konuştukça her ailede benzeri zulümlerin olduğunu görüyor, anlıyor, elinizin kolunuzun bağlı kalmasına öfke duyuyorsunuz.

Özetle, Çin Doğu Türkistan’ı haritadan silmek istiyor ve bunun için önüne çıkan en küçük engele bile tahammül edemiyor. Dünya ise sessizliğini koruyor.

 

süperhaber

Google+ WhatsApp