CHP’de kaynayan kazan kapak tutmuyor

CHP’de kaynayan kazan kapak tutmuyor


CHP’de kaynayan kazan kapak tutmuyor

 

 

Sözcü Gazetesi yazarı Rahmi Turan’ın “müthiş haberini müteakip ardı ardına gelen açıklamalar sonrası CHP’de ortalık iyice karıştı.

Muharrem İnce, geçen haftadan beri konuştuğumuz skandalda kendisinin adını hedef tahtasında bulunca elbette çok sert bir tepki göstermek zorunda kaldı.

Ancak sadece bu gündemi oluşturanları hedef almadı; CHP Genel Merkezi içinde bir ‘çete’yi işaret ederek kendisine yönelik komplonun orada pişirildiğini söyledi.

CHP ise, Muharrem İnce’ye destek vermek şöyle dursun, onu AK Parti’nin değirmenine su taşımakla, iddialarını kanıtlamazsa “namert olmakla” itham ederek gitgide el yükseltmeye devam ediyor

Yani CHP içerisinde kılıçlar çekildi. 

Bir yandan da CHPliler, Türkiye, siyasi tarihinin en ilginç, en magazin tarafı ağır basan, en garip vakalarından biri karşı karşıya iken, AK Partililerin bu konu hakkında konuşmalarından rahatsız; bu konuda AK Parti’ye yakın gazetecileri bile partiye İnce’yi destekleyerek zarar vermekle suçluyor. İnce ise AK Partilileri partiyi eleştirerek kendisine zarar vermekle… CHP’ye toz kondurmayan gazeteciler ise, kendi nazarlarında kim haklıysa onu korumaya, hatta aklamaya çalışmakla meşgul…

Doğrudur, bu rezaletin dışarı taşarak konuşulması her partinin imajını sarsar. Ancak bu bilgileri yazan ve kaynağı olan, bu konuyu kamuoyu önüne taşıyan kişiler AK Parti’ye yakın isimler bile değil. Aynı zamanda kamuoyunun ilgi odağı haline gelmiş bir konu hakkında konuşulmayacak da ne olacak? Milletin ağzına sopa ile vurarak susturamazsınız ki… Ayrıca İnce’nin partide İstenmeyen Adam” haline geldiğini cümle alem biliyor. Bunu İnce’nin kendisi de geçen ay, “Bana selam vereni harcıyorlar,” diyerek açıkça ifade etmemiş miydi?

Kaldı ki, bu iş amaçlandığı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun da söylemekten vazgeçmediği üzere, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP’yi içeriden dizayn etmeye kalkıştığı” yönündeki iddialar doğrultusunda ilerleme kaydetseydi, yani operasyonun bir kısmı ortaya çıkmasaydı, kimler neler konuşacaktı tahmin etmek hiç de zor değil.

Bu arada farkındaysanız herkes açık seçik konuşuyor, ancak bu konuda bir tek, bu skandal patlamadan bir gün önce Sözcü gazetesi için “Türkiye’nin amiral gemisi” diyen Kemal Kılıçdaroğlu yuvarlak konuşmaya devam ediyor. 

Evet, bu işin başında FOX TV’de İsmail Küçükkaya’ya konuştu ve haberin “doğru olduğunu düşündüğünü ama isim vermek istemediğini” söyledi. 

Evet, Hürriyet’ten İsmail Saymaz’a konuşup sözlerinin çarpıtıldığını söyleyerek “doğrudur” ifadesini, “Cumhurbaşkanı’nın partiyi karıştırmak istediği”ni dile getirmek için kullandığını söyledi.

Ama bunlar Genel Başkan’ın CHP’de harareti artan tartışmayı durdurmak bir yana, daha da alevlendirecek şekilde muğlak ve çelişkili açıklamalardan ibaret… 

Örneğin, neden Fox TV’de “İsim vermek istemiyorum,” diyerek böyle bir kişinin varlığından haberdarmış gibi davrandı, bu Hürriyet’teki röportajın içeriğinde yer almıyor. Röportajdaki “Gidenlere dair bir bilgim varmış gibi çarpıtılmak isteniyor,” sözleri, Fox TV’deki Turan’ın haberinin doğru olduğunu düşünüyorum ama isim vermek istemiyorum,” ifadesine açıklık getirmiyor. 

Kılıçdaroğlu, aynı röportajda, medyada yazılıp çizildiği üzere, Fox TV’de “İsim veremem,” diyerek “bu ismi bilmediğini ancak tahmin yürütebileceğini” söylemiyor. Aksine, “İsim vermek istemem,” diyerek bildiği, varlığına inandığı bir kişinin olduğunu ama ismini paylaşmak istemediğini ifade ediyor. 

Saymaz’ın röportajında bunun üzerine gitmesi gerekir miydi? Bence gerekirdi, ama bu kısma dair bir soru-cevap röportajda yer almıyor.

Ayrıca şunları söylüyor söz konusu röportajda Kemal Kılıçdaroğlu: “Bana da ‘Bazı CHP’liler saraya gitti’ şeklinde duyumlar geldi. Öteden beri geliyor. Elinizde kanıt varsa seslendirirsiniz. Kanıt yoksa seslendirmezsiniz. Sadece bana değil, birçok kişiye gitti. “Dedikodudur” dedim. Doğru mudur, yanlış mıdır, bilmiyorum. Erdoğan’ın CHP’yi karıştırma girişimi için ‘Doğrudur’ dedim.”

Kılıçdaroğlu madem bunun bir dedikodu olduğunu düşünmüş, neden Fox TV’te “Turan’ın iddiasının doğru olduğunu düşünüyorum,” demiş, röportajda buna da açıklık getirilmiyor. Özetle bir hafta arayla yapılan her iki değerlendirme, birbiriyle tutarlılık göstermiyor.

Tıpkı bu iki değerlendirme gibi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Harmandalı Elektrik Üretim Tesisi Açılış Töreni'nde de geçtiğimiz günlerde konuşan Kılıçdaroğlu, bu konu hakkında yine yalnızca Cumhurbaşkanını suçladı ve tatmin edici bir açıklamada bulunmadı.

Zaten Muharrem İnce’nin “birlikte görüntü verelim,” ricasına da dönüş yapmayan Kılıçdaroğlu bakalım bugün grup toplantısında ne diyecek? 

Anlaşılan o ki, Kılıçdaroğlu ya durumun vardığı noktanın farkında değil ya parti içinde bir grup tarafından bu işin doğruluğuna gerçekten inandırılmış ya da zaten böyle düşünüyor ve her ne olursa olsun İnce’nin partiden gitmesini istiyor.

Bana kalırsa sonuncusu… Gerçekleri önümüzdeki günlerde göreceğiz veya bu gece Fatih Altaylı’ya konuk olacak olan yeni parti kurucusu Ali Babacan’ın yapacağı açıklamalar gündemi değiştirecek ve bu konu da böyle unutulup gidecek… Bakalım hangisi veya hangileri doğru çıkacak?

 

süperhaber

Google+ WhatsApp