CHP kafasının özeti: Nato kafa, nato mermer!

CHP kafasının özeti: Nato kafa, nato mermer!


Kusura bakmasın CHP’li yöneticiler..

Yaptıkları her açıklama, kendileri için bir daha, bir daha bu sözü söylememizi gerektiriyor..

Danıştay 10. Dairesi karar veriyor:

“İbadethaneler, amacı dışında kullanılamaz” diye..

Bu karar gereği, Ayasofya’nın ibadete açılacağı hatırlatılınca..

Öncesinde Tayyip Erdoğan’a “Açacaksanız açın” diye efelenen CHP’liler.

Ayasofya’nın yargı kararı ile açılmasından bir yandan rahatsız olup, bir yandan da rahatsızlıklarını kimseye de hissettirmemek için, Danıştay kararını alıp, İş Bankası hisselerine uygulamak istiyorlar..

 “Bakın bakın.. Danıştay karar verdi.. Vasiyetlere dokunulamazmış!” diyorlar!

Hani “kel alaka” örnek verilir de, bu kadarına pes, doğrusu..

Ben uydurmuyorum..

CHP’li yöneticiler söylüyor bunu.

CHP’ye yakın gazeteler yazıyor bunu..

Ciddi ciddi, bu yönde açıklamalar yapıyorlar..

Hem de, hukukçu milletvekilleri yapıyor, bu açıklamaları..

“Mesela kim?” diyeceksiniz..

Mesela, CHP Ankara Milletvekili hukukçu Murat Emir!

Bakın ne diyor, hukukçu Emir:

‘‘Fatih Sultan Mehmet’in 500 yıl önceki vasiyeti dikkate alınırken, Atatürk’ün 1938’deki vasiyeti neden göz ardı ediliyor!’’

Devam ediyor CHP’li hukukçu:

“Bu karar bize Atatürk’ün vasiyeti için de bir örnek niteliğinde bulunuyor. 500 yıl önceki vasiyet üzerinden yargı kararı alınıyorsa, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İş Bankası hisselerine ilişkin vasiyeti de değiştirilemez.”

Neresinden başlayalım, bu “kel alaka yorum”u irdelemeye?

“Hiçbir yerinden başlamayalım” diyeceğim, kendi hallerine bırakacağım ama.

Ne zaman kendi hallerine bıraksak, attıkları yalanlara kendileri de inanmaya başlıyorlar, sonrasında saf zihinleri de iğfal ediyorlar..

Onun için, kısa kısa başlıklar halinde, “kel alaka yorum”u masaya yatıralım..

Önce şunu söyleyelim:

İş Bankası’na sermaye olarak konulan para, Mustafa Kemal’in kendi kazandığı veya kendisine miras kalan bir para değil ki, onda tasarruf etme yetkisi de olsun..

 Para, ilk kaynağı olarak yurtdışındaki müslümanların parası.

Hilafetin kurtarılması için, bir anlamda bağışlanmış.

Bu bağış için, “para vakfedilmiş” de diyebilirsiniz.

O zaman?

O zaman, CHP’lilerin vasiyetlere vakıflar üzerinden değer verilmesini öneriyor ve bu konuda Danıştay kararını da kendilerine referans alıyorlarsa.

İlk vakıf, yurtdışı müslümanların vakıf amacıdır.

Onların vakıf amacı ne?

Hilafetin kurtarılması..

Bunda CHP’lilerin herhangi bir itirazları, “Hayır, o para M. Kemal’e Zübeyde Hanım’dan kalan mirastır” diye bir itirazları var mı?

Yok..

Veya, “M. Kemal, şu şu ticari faaliyetleri sonucu, İş Bankası’na konulan sermayeyi kazanmıştı. Dolayısı ile, kendi parasıdır” diyen, bir CHP’li var mı?

Yok..

O zaman, yurtdışındaki müslümanları, paranın esas sahibi olarak kabul etmeye mecburuz.

Ve onların iradeleri çerçevesinde, o paranın kullanılmasına karar vermeliyiz.

Onlar ne istiyorlardı?

“Hilafetin kurtarılması”nı..

Bu durumda, çekin o sermayeyi İş Bankası’ndan..

Gerçek sahiplerinin istediği amaçta kullanın..

Diyecekler ki, “Halifelik kaldırıldı”.

İyi de..

Halifelik kaldırıldı ise..

O paranın, emaneten bırakıldığı Mustafa Kemal’in mülkiyetinde imiş gibi kullanılmasına sebeb olmaz ki!

Ayasofya’da ne diyoruz?

O zaman ki hukuk sistemine göre, özel mülkiyet sınırlı, ancak devletin ve vakıfların taşınmaz mülkiyeti mümkün..

Fatih Sultan hazretleri de..

Bir vakıf kurarak, Ayasofya’nın vakıf malı olmasını sağlamış..

Kaldı ki, bu bir hayrat vakfı.

Tüm halkın bedelsiz kullanımına açık bir hayrat vakfı..

Peki ya İş Bankası’ndaki hisseler?

Aynı statüyü kabul edin, kimse CHP ile dalaşacak değil..

Tüm halkın kullanımına açık bir hayır haline getirin..

“Faizli bankada, hayır malı olur mu-olmaz mı” tartışması bir kenara..

İş Bankası’na sermaye yapılan parayı tüm halkın yararlanmasına açın.. Aynen Ayasofya’da olduğu gibi..

Kimse itiraz etmez ki..

Görüyorsunuz işte..

CHP’liler, kendi silahları ile vuruluyorlar..

Halktan % 25 oyu ancak alabilen CHP’nin haksız yere elinde tuttuğu İş Bankası’ndaki hisselere dokunulmaması için getirdiği gerekçeler bile, o sermayenin CHP’nin elinden çıkıp, tüm halka mal edilmesi gerektiğini bize emrediyor..

Vasiyet gerekçeli, Ayasofya ile İş Bankası hisseleri arasında yapılmak istenilen benzetme de, tepeden tırnağa mantıksız..

Fatih, Ayasofya’yı, bir gruba, bir partiye, halkın bir kısmına vasiyet etmemiş ki..

Bir vakfa vermiş ve tüm halkın kullanımına açık tutulmasını istemiş.

İş Bankası’ndaki hisselerde de, aynısını söylüyoruz.

M. Kemal’in vasiyetini..

Tek parti döneminde, başka parti olmadığı için CHP’ye yapılan bir vasiyet olarak yorumlayıp..

Çok partili sisteme geçildikten sonra, artık millete ait bir “varlık” olarak” görülmesi gerektiğini söylüyoruz..

CHP’li hukukçular ne diyor?

Fatih’in vasiyeti geçerli ise, M. Kemal’in vasiyeti de geçerli kabul edilmeli..

İyi de..

Fatih’in vasiyetinde üstü kapalı bir durum yok ki..

Halkın tamamına ait olması gereken bir malın, bir sınıfa tahsisi yok ki..

M. Kemal’in vasiyetinde, bugün itibari ile halkın sadece % 25’inden oy alabilen bir partiye tahsis var..

Halkın % 75’inden esirgenen bir vasiyet yorumu söz konusu..

Neresinden bakarsanız bakınız..

Danıştay’ın Ayasofya ile ilgili verdiği karar, ‘hukuk devleti’ne geçiş yolunda, umudumuzu artırmıştır..

Aynı şekilde beklentimiz..

CHP’nin, İş Bankası’ndaki hisselerinde de..

Gerekirse önce idarenin bir karar alması.. Sonrasında da yargının, bu kararı hukuka uygun bulmasıdır.

Veya sivil toplum kuruluşlarının açacağı bir dava ile.. M. Kemal’e ait vasiyetin, iptalinin sağlanmasıdır..

Hukuk devleti olmaya niyetimiz var ise..

Mahalle kahvesinde bile savunulamayacak kadar hukuk dışı kararlara, yargı kurumlarından icazet verdirmemeliyiz..

Google+ WhatsApp