CHP kafası değişmişti hani!

CHP kafası değişmişti hani!


Saadet Partisi’nin 2018’de milletvekili seçimlerinde CHP ile ittifak yapması sonrasında artık moda oldu.

 

İyi Parti, mahalli seçimlerde açıktan CHP ile birlikte hareket etti.

 

Şimdi artık, Ahmet Davutoğlu’ndan başlayın, Ali Babacan’ın partisine kadar..

 

Demokrat Parti’ye kadar birçok muhafazakar grup, CHP güzellemesi ile karşımıza çıkıyor.

 

Dahası var..

 

Dini cemaatler de, aynı modaya uymuş durumdalar.

 

Somut örnek, Süleymancılar..

 

Tamam, CHP’yi dindar insanlara mesafeli göstererek, bizim kazanacağımız bir şey olamaz, bunu kabul ediyorum.

 

Ama CHP gerçekten, dindar insanlara bitmez bir nefretle yaklaşıyorsa, yüzümüze gülüp, arkamızdan kinini kusuyorsa..

 

Bunu söylemeyecek miyiz?

 

Bunu, hatırlatmayacak mıyız?

 

Konumuz ne?

 

CHP değişti mi, değişmedi mi?

 

CHP, dindar insanlara eski yıllarda yaptıkları zulümlerden gerçekten pişman mı?

 

Yoksa imam hatipli cumhurbaşkanını devirmek için, yüzümüze gülüyor, arkamızdan kumpaslarını sürdürüyor mu?

 

Nasıl anlarız?

 

CHP çizgisindeki isimlerin tümünü masaya yatırarak.

 

Sadece sahnede olan politikacıları değil..

 

Onlarla birlikte hareket eden isimlerin söylemlerine de bakarak..

 

Sonuç itibari ile CHP iktidara yürürken, onu kimler destekliyorsa, onların fikirleri de CHP’nin değişip değişmediğini bize gösterir..

 

 CHP’nin tepeden inme seçim kazanacak hali yok.

 

Gazeteleri var.. Televizyonları var.. İnternet siteleri var.. 

 

Profesörleri var..

 

Sivil toplum kuruluşları var..

 

Var oğlu var..

 

Bu bağlamda, CHP’yi destekleyen bir medya organından, bu partinin değişip değişmediği konusunda bize fikir verecek örneği sizlere aktarayım..

 

CHP’nin ölümüne destekçisi Cumhuriyet gazetesinde, Mine Söğüt isimli bir yazar var..

 

Üç sene, beş sene önceki yazısından değil, dünkü yazısından aktarıyorum..

 

“Özlem Zengin’e hemcinslerine karşı bu kadar adaletsiz ve hatta küstah davranabildiği için hiç kızmayın. Hele hele bir zamanlar başörtüsüne destek veren biriyseniz, onu nankörlükle hiç suçlamayın.”

 

AK Parti’nin başörtülü hukukçu milletvekili, Pensilvanya’dan gelen emir üzerine, ordan burdan pıtırak gibi çoğalacak şekilde, “Bir sene önce çıplak arandım” diyen kadınların kafayı çıkarttığı ortamda, Özlem Zengin dedi ya, “Onurlu kadın, iffetli kadın bir yıl beklemez” diye.

 

Şimdi Özlem Zengin’i hedef tahtası yaptılar..

 

Sabah akşam hakaretler eşliğinde, kendisini itibarsızlaştırıyorlar.

 

Aslında itibarsızlaştırmak istedikleri, Özlem Hanım da değil..

 

Özlem hanımın başörtüsü.

 

Abarttığımı mı düşünüyorsunuz?

 

Uydurduğumu, haksız suçlama yaptığımı mı düşünüyorsunuz?

 

Buyrun, Mine Söğüt’ün dünkü yazısında, yukardaki cümlesinin hemen sonrasında gelen cümleyi de okuyalım:

 

“Mümkünse, başörtüsünün kadın özgürlüğüyle değil, aksine kadının esaretiyle güçlü bir ilişkisi olduğunu neden görmediğinizi düşünüp kendinizi sorgulayın.”

 

Başörtülülere, “Örtü temel haktır. Bir özgürlüktür. Ben başımı örtmesem de, örtmek isteyenlerin bu hakkı kısıtlanamaz” düşüncesi ile destek veren başı açıkları da suçlayarak, dindarlara kindarlığını gösteriyor, Cumhuriyet yazarı..

 

Başörtüsünün, kadın özgürlüğü ile alakası yokmuş..

 

Duyun Saadet Partililer..

 

Duyun İyi Partililer.

 

Duyun Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan takımı..

 

Hani bununla yetinse..

 

“Bir düşüncedir, bir farklı bakış açısıdır, ancak biz bu düşünceye katılmıyoruz” der geçeriz..

 

Ama devamını da getiriyor, Cumhuriyet gazetesindeki, CHP kafası:

 

“Başörtü, kadının esaretiyle ilişkilidir.”

 

Affedersiniz, bunu söyledikten sonra, artık CHP yönetiminin, iki başörtülü kadını MYK’ya almasının ne önemi var?

 

CHP destekçileri başörtüye bakış açılarını ifade ediyorlar..

 

Net olarak söylüyorlar: “Başörtü, kadının esareti ile ilişkilidir.”

 

“Başörtülü kadın esirdir” demeye getiriyor..

 

Daha ne desin bu kadın?

 

Daha ne desin, CHP’yi alkışlayan başörtü düşmanı gazeteciler?

 

Daha nasıl ispatlasınlar, başörtü düşmanlıklarını?

 

Nasıl bir tezgah ile karşı karşıya olduğumuzu Mine Söğüt ismi üzerinden aktarayım..

 

Başörtüyü, kadının esareti ile ilişkili bulan Mine Hanım, bakın PKK’lılara Cumhuriyet’teki köşesinden nasıl sahip çıkıyor..

 

Bir inancın gereği olarak örtünen kadına ahlaksızca “esaret” suçlamasında bulunan Mine Hanım, elinde silah olan PKK’lıları bakın nasıl meşrulaştırmaya çalışıyor:

 

“Herkes silahları bıraksın!”

 

Bazı uyanıklar, bizi hepten saf sandıkları için, diyecekler ki: 

 

“Bu cümlenin neresinde PKK’yı övmek var?”

 

Doğru ya, biz de safız..

 

“ ‘Herkes silahı bıraksın’ demek, PKK’yı meşurlaştırmak değildir.”

 

Öye ya..

 

Devlet, hukuka bağlı olarak kullanmak üzere, vatandaşının güvenliğini sağlamak için elinde silah bulundururken..

 

PKK da bu hokkabazlara göre ya devlet statüsünde ki, elinde silah bulunduruyor..

 

Ya da, “devleti terör örgütü gibi görüyorlar” ki, PKK’ya silah bırakması istenirken, devletin de silah bırakması isteniyor..

 

Öyle bir algı operasyonu yürütüyorlar ki..

 

Sanki bu ülkede çözüm süreci başlatılmamış..

 

Başlatılan çözüm süreci, yüzyıllar öncesinin adımı imiş gibi, aklımızla alay edercesine önerilerde bulunuyorlar..

 

Devlet de silah bıraksın, PKK da silah bıraksın.. 

 

Tuzağa çekmek için de, formülasyonu şöyle yapıyor, Mine Hanım:

 

“İnsanın tarihi için silahı eline ilk alan değil, her zaman ilk bırakan değerlidir.”

 

Çözüm sürecinde, silahı bırakmak şeklinde olmasa da..

 

Devlet elindeki silahı kullanmamak üzere, PKK’nın da silahı gömüp, yurtdışına çıkması sözü almıştı..

 

Ne oldu sonunda?

 

Yolların altına bombalar döşendi..

 

Karakollara bombalı araçlarla saldırının hazırlıkları yapıldı..

 

Çözüm sürecini bitirecek iki polisin şehit edilmesi olayına PKK’lılarca imza atıldı..

 

Şimdi o olayların üzerinden 5.5 yıl geçmiş iken..

 

Sanki bunlar hiç yaşanmamış gibi.

 

Mine Hanım, “Silahı ilk bırakan değerli” diyor..

 

Sen onu, savunduğun PKK’lılara söyle, onlar değerli(!) olsunlar, olabiliyorlarsa eğer..

 

Devletin elindeki silahın meşruiyeti var..

 

PKK’nın elindeki silahın ne meşruiyeti var ki, devletle bir tutuyor, sadece PKK’ya yapacağın çağrıya, bir de devleti ekliyorsun?

 

İşte böyle..

 

CHP kafası; başörtüde de, PKK’lılara yaklaşımda da, eski CHP’den farklı değil..

 

CHP’nin üst yönetiminde birkaç kişi, milleti kandırmak için, “Biz değiştik” diyorlar..

 

Varsa inanmak isteyen, buyursun inansın..

Google+ WhatsApp