CHP iktidarının ders kitaplarında din konusu (2)

CHP iktidarının ders kitaplarında din konusu (2)


CHP iktidarının ders kitaplarında din konusu (2)

 

 

CHP iktidarı döneminde liselilere okutulan “Tarih II” isimli kitaptan pasajlar aktarmayı sürdürelim…

Peygamber Efendimizden şöyle bahsediliyor: “Vahiy, ilham fikri Muhammed’ten evvel de Araplarca meçhul değildi. Bütün ibtidaî kavimler gibi, Araplar daşâirlerin, akıl erdiremedikleri kuvvetlerden ilham aldıklarına inanırlardı. Bu kuvvetler Araplar için cinlerdi. Cinler gûyâ, kâhinlere gayıptan haber vermek kudretini ilham ederlerdi…

“Bu nevi itikatlar Arabistan’da her zaman o kadar canlı ve derin olmuştur ki, Muhammed bile cinlerin vücuduna samimi olarak inanmıştır…

“O, hakikaten cinlerin şâirlere şiir ilham ettiğine kani idi. Araplar şâirleri bir kâhin gibi telâkki ederlerdi. Muhammed’in Musa, İsa dinlerine dair öğrendikleri de kendisinde bu telâkkiyi kuvvetlendirmiştir…

“Bu peygamberler melekler vasıtasıyla ilham aldıklarını söylemişlerdir. O dinlerde de cin ve melek telâkkisi vardı. Dinler nazarında cinler, kötü ruhlar olduğundan peygamberler onlardan mülhem olamazlardı. Muhammed de diğer peygamberler gibi kendisine ilham eden kuvvetin insanları iğfal eden bir kuvvet olmayıp, onları hayır ve saadete irşat eden İlâhî bir kuvvet olduğuna samimî olarak inandı.” (Tarih II, s. 90-91).

Kısacası, Kur’an, Peygamber ve peygamberlik müessesesi dâhil, dinin temel değerleri üzerinde inkâr fırtınaları estiriliyor! 

“Muhammed’in çocukluğuna ve gençliğine âit malûmata sonradan katılmış çok uydurma şeyler vardır…” (Hayatı hakkında kuşku uyandırılıyor).

“Kırk yaşına geldiği zaman peygamberliğini ilân ve vatandaşlarını, kendinin bulduğu ve doğru olduğuna inandığı yeni bir dine dâvete başladı.” (Aynı sayfa). 

“Muhammed de Mekke’den kalkıp Medine’ye kaçtı.” (Sayfa: 90).

Uhud Savaşı bakalım nasıl anlatılıyor? 

“Telâş ve korku içinde kendilerini kaybeden Müslümanlar canlarını kurtarmaktan başka bir şey düşünmüyorlardı. Muhammed bizzat firarilere ‘buraya geliniz! Bana geliniz!’ diye bağırdı. Fakat kendisini dinlemiyorlar, hiç durmadan dağa doğru kaçıyorlardı.” (Sayfa: 99).

“Muharebeden dönenleri karşılamak için Medine haricine çıkanlar Muhammed’i perişan bir halde, at üzerinde gördüler. Yüzü şişmiş, alt dudağı morarmış, sarkmış ve kanamış idi.” (Aynı sayfa).

Efendimizin irtihali konusunda yazılanlar: “Daha Muhammed’in öldüğü anda bütün eski nifaklar, ihtiraslar, hırsıcahlar zincirden boşandılar; O derecede ki; hakkında korku ve hürmet beslenen Peygamberin henüz ılık cesedi, son nefesini verdiği basit odada unutulmuş ve ihmal edilmişti. 

“Ali ve yakın akrabaları, Muhammed’i, terk-i hayat ettiği kerpiç odada kimseye haber vermeksizin açtıkları bir mezara acele gömdüler. Peygamberin karıları bile bundan haberdar edilmedi...”

***

“Ebubekir ve Ömer (Peygamberimiz ve sahabeleri hakkında hiçbir saygı ifadesi yok, ama o tarihte devlet büyükleri bir birlerine karşı “hazretleri” ifadesi kullanıyorlar) de cenaze merasiminde bulunmamışlardı. Anlaşılıyor ki, o anda siyâsî meşguliyetler o kadar mühim ve mecburi idi ki, kimse Arabistan’ın kudretli hâkim ve sahibinin cenazesiyle uğraşmaya ne vakit bulmuş ve ne de arzu duymuştur.” (Sayfa: 115-116).

“Muhammed’in ölümünden Ebu Bekir’in ölümüne kadar geçen kısa bir müddet zarfında bunlardan hiçbiri mevcudiyetini ihsas edemedi: Bunlar tamamen alıklaşmışlardır (a.g.e).

“Peygamber zamanında iyi geçinmiş olan bu fırkalar, şimdi yalnız kendi maddî ve mânevî menfaatlerini muhafaza etmekten başka bir şey düşünmüyorlardı.” (Sayfa: 116).

“Kendilerini bir arada tutan zat (Peygamber) ortadan kalkınca (Müslümanlar) teşkilâtsız, başsız, fikirsiz kaldılar; birbirlerinden şüphe ederek, birbirlerini kıskanarak evlerine kapandılar.” (Sayfa 116-117)

Peygamber Efendimizi inkâr eden bu kitapta yalancı peygamber Müseylime âdeta kutsanıyor…

“Hakikatte Müseylime de kıymetsiz sayılmayacak ahlâkî ve dinî bir mezhep ortaya koymuştur.” (Sayfa 112).

Valla yeter, çok bunaldım! Sadece şu “sabıkalı” maziyi bilin istedim…

 

yeni akit

Google+ WhatsApp