Cereyanlar, akımlar, kuranderler…

Cereyanlar, akımlar, kuranderler…


Cereyanlar, akımlar, kuranderler…

 

 

Akla ne geliyorsa daha fazlası...

Türk Akım; ekonomik, enerjik, mühendislik, siyasi, ikili veya bölgesel ilişkileri değiştirme kapasitesi vb., ne varsa-hepsinden daha fazlası...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 

Hacminden değil aktardığı ‘içindeki basınç’tan bahsediyoruz...

Doğu’nun Batı’ya doğu attığı bir adım anlamına geliyor. ‘Batı’ya doğru atılmış bir adım’a negatif veya pozitif bagaj yüklemek onlara kalacak...

Önemli!

Türk Akımı birincisi, Kuzey Akımı ikincisi.. Bunları Avrasya’nın kolları olarak düşünebilirsiniz. Avrupa’yı kucaklıyor.

Biri Rusya’dan çıkıyor, Karadeniz’den geçiyor, Türkiye ile buluşup Avrupa güneydoğusuna gidiyor. Öbürü, yine Rusya’dan çıkıyor, yine denizaltından, Baltık Denizi’nden Almanya’ya bağlanıyor.

Bu ABD’nin Avrupa’yı ‘kucaklaması’ gibi değildir. ‘Kollarımızı sarıyoruz’...

Dahası.. İlk kez Avrupa, önemli aktörleri de barındıran bir seri ülke gönüllü!..

Bir kısım daha mütevazı ülke bu hattın ülkelerinden geçmesi için arzularını dillendiriyor. Almanya gibi çekirdek ülkeler içinde de sıcak bakanlar mevcut.

HER İKİ AKIM ARASINDA AMERİKA VE ÇÖZÜLEN AVRUPA…

Bu Batı’nın Doğu kanadı. Batı’nın Batı kanadı ABD bu iki hatta karşı çıkıyor.

ABD Enerji Bakanı Rick Perry: ‘Türk Akımı ve Kuzey Akım-2’ye karşı mücadelemizi sürdürüyoruz’...

Korkuları şu ve haklılar; Batı ittifakının Avrupa kanadının Doğu’ya bağımlı hale geleceğini, bir süredir siyasi istikrarsızlık yaşayan kıtanın-kendinden uzağa manasına sayın-savrulabileceğini, Brexit ve Avrupa Ordusu gibi sorunların, NATO konusunda zaten ABD baskısı yaşayan başkentlerin çözülebileceğini değerlendiriyorlar. Yani ‘korku’ kelimesi yerindedir...

ABD bu olmasın diye o kadar çok tezgâh kurdu ki.. Şu an Akdeniz üzerinde sergilenen oyunlar da, İran-Irak-Suriye-Akdeniz-Kıbrıs hattı da İsrail-Mısır-BAE-S. Arabistan-ABD ‘küre koalisyonu’ da bunun iz düşümlerindendir...

Kendi ülkesinin rezervlerini oyuna katması, Kaya gazıyla Avrupa’yı beslemesi, Ukrayna krizi, Riyad’la ortak petrol fiyatlarını düşürme manipülasyonlarıyla Rusya’yı daraltma, İran’ı yaptırımlama, Yunanistan-Rum Kesimi-İsrail-Mısır kolajıyla Avrupa’yı yeni enerji havzalarından besleme numaraları, hepsi...

En önemlisi veya toplamı diyelim, Avrupa’nın Doğu’ya enerji bağımlılığını kırmak adına Akdeniz’e çökmesidir. Bu Türkiye’nin güney şeridini istikrarsız kıldı.

Bu yüzden sondaj gemilerimiz Hava ve Deniz Kuvvetleri korumasında araştırmalarını yapıyorlar. Bu yüzden Exxon gibi firmalar ABD koruması altında Kıbrıs yakınlarında enerji kovalıyorlar.

Çok katmanlı/boyutlu/ilişkilidir; daha birkaç gün evvel İtalya’da gerçekleşen Libya konulu uluslararası konferansta yaşananlar ve Türkiye’nin gösterdiği tepkinin bir boyutu da bu dengeleri barındırmaktadır.

Enerji işbirliği kuruyorsunuz, ‘yenilerini’ davet ediyorsunuz, yıllardır “enerji hub/merkezi” olma planınız var, önemli bir parçasını yerine oturtuyorsunuz, iki ülke işbirliğini pekiştiriyorsunuz ama.. Asıl, bir iddia var, ‘biz bu hatlarla Avrupa kıtasını doğuya davet ediyoruz’ diyorsunuz. Dahası, ne kadar/neyle itiraz ederse etsin ABD’yi bir kez daha göğsüne vurarak geri itiyorsunuz!

İran’a yaptırımların enerji boyutunda Türkiye’nin milim gerilememesi de bununla bağlıdır. Keza, Kerkük’ten açılan enerji kapısı, Washington ve Bağdat’ın Ankara’yı kımıldatamayacaklarını anlamaları kadar, ‘aman başka tarafa kımıldar’ ödünüdür...

Cumhurbaşkanı: “Ülkelerin kendi şartları doğrultusunda doğalgazı nereden nasıl temin edecekleri kararlarına saygı duyulmalı. Devletlerin egemenlik haklarını ihlal edip vatandaşlarına hizmet etmelerinin önüne geçecek çabaların kimseye faydası olmayacaktır”.

Nihayet, Türk Akım, bölgemizde Hazar-Basra-Akdeniz-Karadeniz-Baltık miğferi üzerinden yürütülen enerji savaşlarının ana cephelerinden biri olarak tahkim edilmiştir. Ama mevzileri ileri taşınarak!..

‘Kararı kendileri verecek’ dedik ya.. Kolların gövdesi İpek Yolu’dur. ‘Teslim olun’ denmiyor. Katılın deniyor. Davet odur...

RAHATSIZLAR...

Bu bir grup ve hem Türkiye’de hem Rusya’da mukim bu kesimin iki ülke ilişkilerinden duyduğu rahatsızlık sabote etmeye kadar varmış görünüyor...

Törenden bir gün önce ana akım gazetelerden birinde yayınlanan Rusya kaynaklı haber farklı gözle okunmalıdır: ‘Türkiye-Rusya anlaşması bozulmak üzere. İdlib pratikte çalışmıyor. Diğer kritik konu S-400’ler. Paris’te Erdoğan-Trump ciddi barışma adımları attı. Türkiye’nin F-35 anlaşmasının devamı için S-400’den vazgeçerek Patriot füzeleri alabileceği sık dillendirilmeye başladı.’

Bunlar gerçek mi temenni mi? Hepsi doğru olsa bile neden şimdi? Ankara’nın uzun zamandır ‘bağımsız’ olmak için savaşan bir başkent olduğu unutulmamalı. Buna ABD kadar Rusya da dahildir. Türk Akım seremonisi İstanbul’da yapılırken Bakan Çavuşoğlu Washington’daydı. Pompeo ile görüşecekti.

Bunu veya Paris’i farklı yorumlamak Ankara’yı anlamamış olmak demektir. Aynı sırada Akar ve Fidan da Moskova’daydı?

Türkiye diğer ülkelerden farklı olarak “moral değerleri” kendi dış politikasına ve uluslararası diplomasiye taşımış bir ülkedir...

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp