Cehennem Ehlinin Yiyeceği

Cehennem Ehlinin Yiyeceği


Toplum “Fatihayı/ Elhamı “Elem” yaptığı gibi bunu da değiştirip, zakkum’u zıkkım’a dönüştürmüştür. Halk arasında da bu haliyle bilinip kullanılmaktadır. Tespit ettiğiniz gibi dünyada iltifat için kullanılmadığı gibi Kur’an’da da ikram ve iltifat olarak değil bizzat cehennem ehline yemesi bile bir azap olarak sunulan bir yiyecek olarak ifade edilmektedir.

H.Osman Alımlı/ Samsun

 

Soru: İnsanlar, yemek ekmek beğenmeyen densiz kimselere karşı: “Zıkkım ye, zıkkımın kökünü ye veya yapılan ikrama karşı nankörlük edene de, yediğin içtiğin zehri zıkkım olsun” gibi ifadeler kullanırlar. Kullanılma şekline bakıldığı zaman hoş olmayan bir yanının olduğu anlaşılıyor. Ancak bu “zıkkımın”  aslı nereden geliyor? Kur’an’da bu kelime geçiyor mu? Geçiyorsa Allah Teâlâ bunu kimler için kullanıyor?  Konuyu ayrıntılı olarak açıklar mısınız?

 

Cevap: Halkımız mahalli kullanımla çok kelimeyi kavramı yeni bir formata bürüdüğü gibi; bu kelimeyi de tezgahından geçirerek bu hale getirmiştir. Kelime Kur’an da geçmektedir. Ancak “zıkkım” olarak değil de “Zakkum” olarak ifade edilmektedir. Toplum “Fatihayı/ Elhamı “Elem” yaptığı gibi bunu da değiştirip, zakkum’u zıkkım’a dönüştürmüştür. Halk arasında da bu haliyle bilinip kullanılmaktadır. Tespit ettiğiniz gibi dünyada iltifat için kullanılmadığı gibi Kur’an’da da ikram ve iltifat olarak değil bizzat cehennem ehline yemesi bile bir azap olarak sunulan bir yiyecek olarak ifade edilmektedir.

 

Kur’an’da üç surede konu edilen Zakkum’un hikâyesi Saffat suresinde şöyle anlatılmaktadır: kıyamet günü Mahşerde herkesin hesabı görülüp cennetlikler cehennemlikler makamlarına yerleştikten sonra birbirleri ile sohbete başlarlar. İçlerinden biri dünyadaki bir arkadaşı ile aralarında geçen bir konuyu gündeme getirerek şöyle der:

 

“İşte o zaman, birbirlerine dönerek (dünyadaki hallerini) soracaklar.” “İçlerinden biri: «Benim, bir arkadaşım vardı» der.” “Derdi ki: Sen de (dirilmeye) inananlardan mısın? Biz ölüp kemik, sonra da toprak haline geldiğimiz zaman (diriltilip) cezalanacak mıyız?” “(O zat, dünyada geçmiş olan hâdiseyi bu şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz işin gerçeğine vâkıf mısınız dedi? İşte o zaman konuşan kimse baktı, arkadaşını cehennemin ortasında gördü.” “Yemin ederim ki, sen az daha beni de helâk edecektin. Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum» dedi.” “Birinci ölümümüz hariç, biz ölmeyecek ve bir daha azap görmeyeceğiz değil mi? (diyecektir.) Şüphesiz bu, büyük kurtuluştur. Çalışanlar, böylesi bir kurtuluş için çalışsın.” (Saffat 37/50-61)

 

Bu sonucu ifade etmeden önce surenin 40. ayetinden başlayıp 61. ayetine kadar sayılan cennet nimetlerinin hepsi, Allah’ın samimi kulları için hazırlanmış olduğu anlatıldıktan sonra; madalyonun öbür yüzüne geçerek İmandan ve ihlâstan yoksun olanların durumunu ortaya koyarak akledebilenlere şöyle buyuruyor:

 

“Şimdi, ziyafet olarak, cennet ehli için anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı? Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtihan) kıldık.” “Zira o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçtır.” “Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.” “(Cehennemdekiler) ondan yerler ve karınlarını ondan doldururlar.” “Sonra zakkum yemeğinin üzerine onlar için, kaynar su karıştırılmış bir içki vardır.” “Sonra kesinlikle onların dönüşü, çılgın ateşe olacaktır.” (Saffat 37/62-68)

 

İkinci bahsedilen sure ise Vakıa süresidir. Yine oradaki serüven de şöyle anlatılmaktadır:

 

“Defterleri soldan verilenler!.. Yazıklar olsun o solculara!” “ Onlar İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.” “Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.” “Ve derlerdi ki: Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?” “Ve bizlerin evvelce geçmiş atalarımız da mı?

 

De ki: Şüphe yok evvelkiler de, sonrakiler de. Elbette malum bir günün muayyen bir vaktinde toplanılmış (olacaklardır).” “Sonra siz ey sapıklar, yalancılar!” “Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.” “Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.” “Sonra onun üzerine kaynar sudan içirilirsiniz. Artık kendisine bir hastalık arız olmuş devenin içişi gibi içeceksiniz.” “İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur!” “Sizi biz yarattık. Tasdik etmeniz gerekmez mi?”   (Vakıa 56/41-57)

 

Üçüncü olarak da Duhan suresinde direk konuya girerek şöyle buyruluyor:

 

“Şüphesiz zakkum ağacı, günahkârların yemeğidir.” “O Tıpkı erimiş madenler gibi karınlarında kaynar.” “Son derece sıcak suyun/erimiş madenin kaynaması gibi.” “(Allah zebanilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başına azap olarak kaynar su dökün! (ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin! İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.” (Duhan 44/43-50)

 

Bir dördüncüsü ise İsra suresinde mucizeler konusu bağlamında dile getirilmektedir:

 

“Bizi, ayetler (mucizeler) göndermekten alıkoyan tek şey, öncekilerin bu ayetleri yalanlamış olmasıdır. Nitekim Semûd kavmine, açık bir mucize olmak üzere bir dişi deve vermiştik. Onlar ise, (bu deveyi boğazladılar ve) bu yüzden zalim oldular. Oysa biz ayetleri /mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz.”

 

“Vaktiyle sana şöyle vahyettiğimizi hatırla: «Şüphesiz Rabbin insanları kuşatmıştır.» (İsrâ gecesi) sana açıkça gösterdiğimiz o temaşayı ve Kur’ân’da lanet edilen ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan/ bir fitne yapmışızdır. Biz onları, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor.” (İsra 17/59-60)

 

Daha önce geçen ayetlerde cennet ehline ikram edilen cennet nimetleri sayıldıktan sonra Allah Teâlâ soruyor: “Şimdi, ziyafet olarak, cennet ehli için anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı? Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtihan) kıldık.” “Zira o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçtır.” (Saffat 37/ 62-63) denilmesi ayette de belirtildiği gibi inanmayanlar için bir fitne/ bir imtihandır. Cehennemde ateşten, yanmaktan bahsedilirken, onun içinde ağaçtan bahsetmeyi kâfirler bir tutarsızlık olarak görüyorlar ve inkârlarında haklı olduklarını zannediyorlar. Onun için: Sana açıkça gösterdiğimiz o temaşayı ve Kur’an’da lanet edilen ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır” buyruluyor.

 

Zakkum’un kelime anlamı tiksindirici yiyecek demektir. Bu ifade cehennemdeki tüm yiyecekleri ifade eder. Zira orada insanı rahatlatacak ve serinletecek ne bir yiyecek ne de bir içecek vardır. Nitekim Nebe suresinde: “Orada kaynar su ve irin dışında bir serinlik ve içecek tadamazlar. Bu ise dünyada işlemiş olduğu amellerine uygun bir karşılıktır.”  (Nebe 78/24-26) buyrulmaktadır. Cehennem ehlinin hiçbir yiyeceği ve içeceği onlara asla bir rahatlatma sağlamayacak yediği ve içtiği şeyler de ayrıca onlar için bir başka cezalandırma şekli olacaktır. Bunun ise onların dünyada iken yapmış oldukları amele uygun bir karşılık olduğu ifade edilmektedir:

 

“Doğrusu onlar, hesaba-çekileceklerini ummuyorlardı.” “Ayetlerimizi de tamamen yalanlamışlardı.” “Biz ise her şeyi bir kitapta sayıp yazmışızdır.” “Öyleyse tadınız azabı bu gün sizin azabınızdan başka bir şey artırılmayacaktır (denilecektir.)” (Nebe 78/26-30)

 

Sözün özü Kur’an’da geçen zakkum’un ayrıntıları bunlardır. Bu sahnelerle Allah Teâlâ gelmeden önce geleceği mutlak olan bir günü gözlerimizin önüne getirmektedir. Akleden, iman eden kimseler düşünüp öğüt alsın diye…  “Andolsun biz Kur’an’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?” (Kamer 54/17-22-32-40) sözünü önemine binaen bu surede dört kez tekrar ediyor. F  akat insanı düşündürmek için bu da yetmiyor. Bu öğütleri işitmeyenlerin son resmi ise şöyle veriliyor:

 

“Andolsun ki; Biz, öğüt alsınlar diye bu Kur’an’da çeşitli açıklamalar yaptık. Fakat bu, onların nefretinden başka bir şeyi artırmıyor.“(İsra 17/41) Bilelim ki, söz dinlemeyen zalimler için Allah’ın gazabı daha büyüktür. Allah da o gün onların feryatlarını dinlemeyecektir.

 

 

Sözü işitip doğrusuna tabi olanlara selam olsun!..

Google+ WhatsApp