Çatlayın, patlayın.. Öldüremediniz, öldüremeyeceksiniz!

Çatlayın, patlayın.. Öldüremediniz, öldüremeyeceksiniz!


Çatlayın, patlayın.. Öldüremediniz, öldüremeyeceksiniz!

 

 

Çatlıyorlar, patlıyorlar!

Vuruyor bir kahpeoğlu kahpe..

Her hamlesinden sonra, dönüp bakıyor, “Ölmüş mü?” diye..

Ölmediğimizi, sapasağlam ayakta durduğumuuz görünce..

Bir daha vuruyor..

Bir daha..

Sonra tekrar dönüp bakıyor, “Bu sefer ölmüş olmalı” diye..

Ama nafile..

Tek düşman, gavuroğlu gavurlar, bu kahpeler de değil..

Dahası var..

İçimizdeki hainler var..

Onlar da “fırsat bu fırsat” diyorlar..

Çaktırmadan, çelme takmanın planlarını yapıyorlar..

Çelmeyi takıyorlar.. 

Ardından bakıyorlar, “Düştü mü?”

Düşmüyor..

Hedefe koydukları inanç yüklü dev, düşmüyor.. 

Sendelemiyor bile...

Çatlıyorlar..  Patlıyorlar..

Bir atak daha yapıyorlar..

Olmuyor..

“Bu sefer hep birlikte saldıralım, vuralım” diyorlar..

Yine olmuyor..

3 TL’den 4 TL’ye.. 4 TL’den 5 TL’ye.. “Tamam artık, bundan sonrasına gerek yok” diyerek, ölmüş gözü ile bırakıyorlar hedeflerini..

Sonra..

Bakıyorlar, devirmek istedikleri hedefte hiçbir yalpalama yok..

Ne söylemde..

Ne bünyede..

Tam aksine..

Yaralı aslan misali..

Daha yüksek sesle haykırıyor: “Hodri meydan!”

Oysa, tereyağından kıl çeker gibi, her şeyi planlamışlardı..

Küçük küçük ataklar..

Ardından piyasa dedikoduları..

Bir adım atıp, beş adımlık mesafe alacaklardı..

İçerideki hainlerin de destekleri ile..

Seçimden önce hatırlayın..

Dövizin değeri ile bir oynadıysalar..

İki misli de, dedikodu ile etki göstermesini tasarladılar..

Yalanları uydurdular.. 

“Seçim sonrasında iğneden ipliğe, her şeye zam geliyor” dediler..

Seçim sonrasında, ikinci ayı bitirmek üzereyiz. 

“İğneden ipliğe değil.. Tek bir kalem için dahi zam gelmiyor!”

Şaşırıyorlar..

Çatlıyorlar.. Patlıyorlar..

“Olmaz, olamaz” diyorlar..

Olanlara, akıl sır erdiremiyorlar..

Oysa planları basitti.

Dolarla oynayıp..

Dövizde yükselişi sağlayacaklar..

Dövizdeki değer artışı, domino etkisi ile, çarşıdan pazara, her şeye zam getirecekti.

Toplumsal olayları tahrik edecekler..

Siyasi iktidarı devireceklerdi..

Onlar bunu planlamıştı ama..

Hainlerin planlarını sezen siyasi iktidar, ilk refleksini sağlam göstermişti..

Petrol ürünlerine gelecek zamları, vergiden karşılama kararı aldı..

Şeytan ve avanesi, ters köşe oldu..

Kızardılar, bozardılar.. 

“Dövizde % 10 oynama ile yapacağımızı, artık mecburuz % 20’lerle yapmaya, % 25’lerle yapmaya” diye, rakamları büyütmeye, harcanacak bütçeyi yükseltmeye mecbur kalmışlardı..

Evet, rakamları büyüttüler..

Ama yine, hedefledikleri anlamda, ortalıkta tek elde ettikleri bir kazanç malzemesi olmadı..

Seçimin hemen sonrası idi..

Tırışkadan bir fırıncılar odasına açıklama yaptırttılar..

“Ekmeğe % 15 zam geldi” dedirttiler..

Dikkat edin..

“Geliyor” bile değil..

“Zam geldi” dedirttiler..

Ertesi günü çıktı gerçek..

Ekmeğe zam mam yok.. 

Algı operasyonunu yapan alçaklar, yaptıkları ile kaldılar..

Şimdi, dolardaki değeri 5 TL’ye, 6 TL’ye, hatta 7 TL’ye çıkarttıktan sonra..

Yine aynı oyunu oynuyorlar..

“Doların senin olsun” tepkileri geldikçe..

İşin dolarla sınırlı kalmayacağı iddiasını pompalıyorlar..

Ezilenlerin sesi olma iddiası ile piyasaya çıkan t24 isimli internet sitesi, gavuroğlu gavurlara hizmet etmek için..

“Ben burdayım, bana düşen bir görev varsa, emrinizdeyim” diyor..

Ardından da.. 

Manşeti atıyor: “TL değer kaybettikçe fiyat etiketleri değişiyor.”

“Fiyat etiketleri değişiyor” başlığını görünce, merak ediyorum..

Nelerin fiyat etiketleri değişiyormuş diye bakıyorum..

Okuyorum haberlerini..

Haberin devamında şöyle diyor, işçinin, dar gelirlinin sesi olduğu iddiasındaki solak site: 

“Lüks markaların İstanbul mağazalarının önünde petro-dolar kuyrukları oluşuyor!”

“Hay sizin, lüks markalarınıza da.. Petro-dolar kuyruklarınıza da..” diyorum..

Saydırıyorum, saydırabildiğim kadar..

Burdan da tekrarlayayım.

Daha beter olun..

En iyi günleriniz, bugünler olsun..

Ama daha önemlisi..

“Lüks markaların fiyat etiketlerinin değişmesi”nin derdinin, t24’ün riyakar solcularına düştüğünü, tarihe not etmek için burada kayıt altına alıyorum...

Oturup kara kara düşünsün bu solaklar, “Lüks markaların fiyatları yükseliyor, etiketler değişiyor.. Burjuva sınıfı ne yapacak şimdi?” diye..

Oturun, düşünün.. 

Kalkın bir daha düşünün.. 

Solculuktan dem vuran, emperyalizm karşıtı gibi görünen ahlaksızlar..

O rezil haberde..

Louis Vuitton’ın Nişantaşı’ndaki mağazası önünde de bu sabah (13 Ağustos 2018) sıra vardı.” deniliyor..

Devam ediliyor yazıya: “Durum, yalnızca Louis Vuitton gibi ‘ultra lüks’ markalar için de böyle değil.”

Başlıklarda, vatandaşın ekmeğine, suyuna, yağına zam gelmiş gibi takdimlerde bulunuyorlar..

Sonra, sermaye sahiplerinin ultra lüks marka alışverişlerindeki fiyat oynamalarını verip, halkın kafasını karıştırmaya çalışıyorlar..

Neyse ki, İstanbul Başsavcılığı, bu oyuna dur dedi..

“Yalan haber” üretenler için, soruşturmaların başlatıldığını açıkladı..

Gerek Türk Ceza Kanunu’nun 237. maddesindeki “Fiyatları etkileme” başlıklı maddeye aykırılıktan.. Gerekse SPK ve Bankalar Kanunu’na aykırılıktan soruşturmalar başlatıldı.

Ne deniyor, 237. maddede:

“İşçi ücretlerinin veya besin veya malların değerlerinin artıp eksilmesi sonucunu doğurabilecek bir şekilde ve bu maksatla yalan haber veya havadis yayan veya sair hileli yollara başvuran kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir.”

Maddenin devamında da, bu yalan haberle amaca ulaşılırsa, cezanın ağırlaştırılacağı belirtiliyor..

Dikkat edin..

Haber cezalandırılmıyor..

“Yalan haber” cezalandırılıyor..

Fırsatçılara, hainlere, gavur uşaklarına fırsat verilmiyor, verilmeyecek.. 

İnşaallah!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp