‘Çarmıh’da haz verir insana, imân..’

‘Çarmıh’da haz verir insana, imân..’


‘Çarmıh’da haz verir insana, imân..’

 

 

1 Nisan Pazar günü, Fatih- Ali Emirî Kültür Merkezi’nde ‘El’İkhwan-ul’Muslimûn’(Müslüman Kardeşler’ teşkilatının kuruluşunun 90. yılı dolayısiyle yoğun katılımlı bir program vardı. Çoğu arap diyarlarından ve amma kendi yurtlarından çıkmak zorunda kaldıkları için başka yerlerde yaşamak zorunda kalan ve ekseriyeti de İstanbul’da yaşayan ve büyük ekseriyeti 40 yaşın altında, kadınlı-erkekli yüzlerce, hattâ binlerce insanla tıklım-tıklım doluydu, söz konusu merkezin büyük salonu.. 

Kur’an-ı Kerîm’ okunarak başlayan programda ‘İkhwan’ın lider kadrosundan oldukça yaşlı bir zatın yaptığı konuşmadan sonra, teşkilatın gençlik başkanı olan 28-30’unda genç bir ‘kardeş’in yaptığı konuşma son derece etkileyiciydi. Ondan sonra kürsüye gelen ve teşkilatın Hanımlar Kolu’nu temsil eden bir genç kızın konuşması da etkileyiciydi. 

Daha sonra, 13-14 yaşlarında olan ve teşkilatın ‘çocuklar bölümü’nden bir kız çocuğunun okuduğu uzuun, kaside vemersiye karışımı metin de aynı şekilde duydu yüklüydü. 

*** 

Bu konuşmalar sırasında, sık sık İkhwan’ın kurucusu merhûm Hasan-ul’Bennâ’ ile 5 yıla yakın zamandır zindanda en ağır şartlar altında tutulan ve tek suçu, Mısır halkının ilk hür seçimde kendisini yüzde 51,5’la cumhurbaşkanı seçmesi olan Muhammed Mursî ismi anıldıkça salon dakikalarca süren tekbîr sadâlarıyla dalgalanıyor ve onların yoluna bağlılık tekrarlanıyordu. 

Bu konuşmalardan sonra kürsüye teşrifat/ protokol konuşmalarını yapmaları için bazı davetliler çağrıldı.. Bunlardan birisi de AK Parti Siirt m.vekili Yâsin Aktay idi. Yâsin beyarapça olarak başladığı konuşmanın yarısından sonrasını türkçe olarak tamamladı. En sonunda da, Hamas’ın Siyasî Şubesi’nin önceki sorumlusu olan Khâlid Meş’al kürsüye geldiğinde ise, salon daha bir heyecan ve duygu dolu anlar yaşadı. 

*** 

Tabiî, saatlerce süren bu toplantıdaki konuşmaların herbirisinin özetini vermek imkânı yok.. 

Asıl görülmesi gereken şu ki, ‘İkhwan’ canlılığını koruyor, hattâ Muhammed Mursî’nin iktidara gelmesinden 11 ay sonra, emperial güçlerin emriyle ve General A. Fettah Sisîtarafından kanlı bir askerî darbeyle devrildiği günlerdekinden çok daha canlı.. 

*** 

Evet, son 90 yıl boyunca Endonezya ve Malezya’dan, Hindistan ve Pakistan’a ve Irak, Suriye, Mısır, Sûdan, Tunus, Cezayir ve Nijerya’ya ve hattâ İran’a kadar Müslüman coğrafyalarının hemen her bir yanında müslümanları derinden etkileyen bir hareketti, İkhwan ve silahlı mücadele ve şiddet hareketlerinden hep kaçındığı halde, büyük acılar çekerek, ağır bedeller ödeyerek geldi bugüne.. 

İnsan, ister-istemez; Yahyâ Kemâl’in Lübnan’da bir kiliseyi gezerken, Hz. İsâ’yı temsilen yapılmış ve ‘çarmıh’a gerilmiş genç insan heykeli karşısında, bir kardinalin, ‘Çok gençmiş değil mi?’ demesi karşısında, ’Çarmıh’da haz verir insana, imân ‘ mısraıyla cevap verişini hatırlıyor. 

*** 

 ‘İkhwan’ hareketi, tabiatiyle, hele de saltanat rejimlerinin, darbe rejimlerinin, belli sosyal kesimlerin gücüne dayalı iktidar sahiplerinin sevmediği ve korktuğu bir hareket oldu hep.. Çünkü, bu teşkilat,onların dayandıkları anlayışlara temelden karşı çıkan ve Müslüman halkların, kendilerine hükmedecek kişi ve kadroları kendilerinin hür iradeleriyle seçmeleri gerektiğini düstur edinen ve, ‘Lâilaheillallah’ diyen insanın, Allah’tan gayri ve onun dinine göre şekillenmeyen hiçbir güç önünde eğilmeyen bir özgürlük manifestosuhaykırdığını anlatan bir teşkilat.. 

*** 

Elbette, bu 90 yıl boyunca, bu kadar geniiiş coğrafyalarda kendilerini İkhwan’a nisbet eden yığınla hareket ve teşkilatlar görüldü ki, onlardan bazıları kendi içlerinde de ciddî ihtilaflar yaşadılar. Bizzat İkhwan‘ın liderlik kadrosunda da, zaman zaman üslup ve metod farklılıkları yüzünden kırılmalar- kopmalar yaşanmadı değil.. Hakezâ, merkezden habersiz ve ağır bedeller ödenmesine yol açan ve ‘İkhwan’ adına yapıldığı ileri sürülen hareketler de görüldü, özellikle Afganistan, Suriye ve Sûdan’da.. 

Bu hareketin ve teşkilatın bugün de çok güçlü bir liderlikçe yönetildiği söylenebilir mi, mevcut şartlarda.. Bunu ayrı bir konu.. 

*** 

Ama, ‘İkhwan’ hareketi, 90 yıldır, genel çizgisi, şiddeti reddeden ve toplum katmanlarının şuûr seviyesini yükseltmeyi hedefleyen bir hareket, hâlâ ve canlı ve diri.. 

Bir gazetecinin ‘Siz kimsiniz?’ sualine Hasan-ul’Bennâ‘nın cevabı, doğruluğunu hâlâ da korumakta olup, her Müslümanın tekrarlayabileceği sözlerdir. 

O şöyle demişti: ‘Ben, insanlar arasında insanın gerçeğini arayan bir gezginim. Ben varoluşunun sırrını arayan, sorgulayan, insanların özgür ve güven içinde yaşamalarını isteyen ve bunun da İslâm’la gerçekleşebileceğine inanan ve Müslümanlardan olan bir insanım..’

 

star

Google+ WhatsApp