Cariye

Cariye


(Ma meleket eymanüküm /Sağ elinizin sahip olduğu kimseler)

 

Cariye: Bu kelime Kur’an’da “ma meleket eymanuküm” sağ elinizin sahip olduğu; yani maddi manevi gücünüzle elde ettiğiniz kimseler anlamında geçmektedir.  İnsanlar İslam tarihi boyunca İslam’ın yumuşak karnı olarak dillerine doladıkları bir konudur. Bunun için konuya taalluk eden ayetleri yerinde inceleyerek, doğru bir kanaate sahip olmak istiyoruz.

Cariyelerle evlik konusu gündeme getirilirken öncelikle kimlerle evlenilmesinin haram olduğu ile başlanılmaktadır:

“Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, eşlerinizin anaları, kendileriyle birleştiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı. Eğer onların analarıyla (nikâhlanıp da) henüz birleşmemişseniz kızlarını almanızda size bir mahzur yoktur. Kendi sulbünüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi birden almak da size haram kılındı; ancak geçen geçmiştir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Nisa 4/23)

1-Ve(savaş yoluyla) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlarla evlenmenizde haram kılındı. Bunlar, Allah’ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Bunların dışındakileri, zinadan kaçınarak iffetli yaşamak üzere, mallarınızla istemeniz size helal kılınmıştır. Onların hangisinden faydalanırsanız (sağ elinizin sahip olduğu veya hür olan mümin kadınlardan) kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Bununla birlikte, mehrin belirlenmesinden sonra karşılıklı olarak razı olacağınız bir hususta (anlaşmanızda) size bir sorumluluk yoktur. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

Sizden kimin hür mümin kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sağ ellerinizin sahip olduğu mümin cariyelerden alsın. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. O halde zinadan kaçınmaları, iffetli olmaları ve gizli dost tutmamaları şartıyla velilerinin izniyle onlarla evlenin ve örfe uygun bir şekilde mehirlerini verin. Evlendiklerinde zina edecek olurlarsa, onlara, hür kadınlara verilen cezanın yarısı verilir. (cariye ile evlenmede ki) bu izin içinizden günaha girme korkusu olanlar içindir. Sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.”(4/24-25)

Bu ayetlerin öncesine baktığımızda (4/23) evlenilmesi haram olan kadınlar sayılmaktadır. Bunlardan sonra da evli olan kadınlarla da evlenilmesi haramdır ancak savaş yoluyla elde ettiğiniz yani sağ elinizin sahip olduğu evli kadınlar bunun dışındadır. Onların esir olmaları nedeniyle nikâhları düştüğünden onlarla evlenebilirsiniz buyrulmaktadır. Ayrıca hür kadınlarla evlenmeye güçleri yetmeyen müminleri de bunlarla evlenmeye teşvik vardır. Her iki ayette geçen ibare de “ma meleket eymanüküm“dür…!

Bu ayette ki bu ibareye “meşru şekilde mehirlerini vererek nikâh yoluyla sahip olduğunuz birinci eşiniz“anlamını vermek uygun düşmemektedir. Çünkü burada kimlerle evlenilip kimlerle evlenilemeyeceğinden bahsediliyor. Konu gayet açık ve anlaşılır bir durumdadır. Özellikle tarihi arka plan bilindiği zaman bu daha kolay anlaşılacaktır. Burada ki “Ma meleket eymanüküm“den kasıt savaş yoluyla sahip olunan cariyelerdir.

2-“Gerçekten müminler kurtuluşa ermiş kimselerdir. Onlar namazlarında huşu içindedirler. Boş şeylerden yüz çevirirler. Onlar zekâtlarını verirler. Namuslarını korurlar, ancak eşleriyle yahut sağ ellerinin sahip olduklarıyla olan ilgilerinden dolayı kınanmazlar.”(23/1-6) Bunun sonrasında da yine müminlerin özelliklerini saymaya devam etmektedir. Yine burada geçen ifade de “ma meleket eymanühüm”dür.

Müslümanlar kınanmayacak olan meşru evliliklerini iki yoldan yapabilirler. Birincisi normal hür ve Müslüman hanımlarla.  İkincisi de “sağ elleriyle sahip olduklarıyla.” Bunların her ikisiyle de ilişkileri Allah’ın meşru kıldığı nikâh yoluyla olması nedeniyle kimse onları bu konuda kınayamaz demektir.

3-”Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından/sağ elinle sahip olduklarını-cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzelerinin seninle beraber göç eden kızlarını sana helal kıldık. Bir de kendisini Peygamber’e hibe eden ve Peygamber’in de kendisini almak istediği inanmış kadını diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Biz eşleri ve “ellerinin altında bulunan cariyeleri” hakkında müminlere ne farz ettiğimizi bildirdik ki sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

“Eşlerinden dilediğini geriye bırakır, dilediğini yanına alırsın. Sırasını geri bıraktığın kadınlardan dilediğini yanına almanda sana bir günah yoktur. Onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına en uygun olan budur. Allah kalplerinizdekini bilir. Allah her şeyi bilendir, halimdir.”

“Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan cariyeler hariç, güzellikleri hoşuna gitse bile, bunları başka hanımlarla değiştirmen sana helal değildir. Allah her şeyi gözetleyicidir.”(33/50-52)

Yine 50 ve 52. ayetlerde geçen ifade “ma meleket eymanühüm”,  “ma meleket eymanüküm”dür…! Ayetin ifadesine dikkat edilirse elinin altında olan cariyelerden de Peygamber (a.s)’ın da nikâh yoluyla istifade edebileceği, dilerse onları nikâhlayabileceği ifade edilmektedir. “bu sayılanlardan başkasını nikâhlayamazsın ama cariyelerin müstesna, yani dilediğinde onları alabilirsin“ demektir.

Kur ‘an, “müminler” ifadesini hem kadın hem de erkek için kullanır. “Ezvac” zevceler, eşler ifadesi de hem kadın hem de erkek içindir. “Ma meleket eymanühum” sağ ellerinin sahip olduğu kimseler ifadesi de hem kadın hem de erkek köleleri ifade eder. Burada hitap mümin erkekler olduğuna göre evlenilecek olan da sağ ellerinin sahip olduklarından olan kadın köleler yani cariyelerdir. Bu durum 33/50, 52’de Peygamberimiz’e hitaben kullanılmakta olduğu gibi 4/24, 25. ayetlerde de mümin erkeklere hitaben kullanılmıştır. Bu cariyelerle evlenebilmenin şartı; cariyenin iman etmiş olması, evlenecek kimsenin de hür kadınlarla evlenmeye mali  gücü  yetmeyecek durumda olmadığı gibi; zinaya düşme korkusunun bulunmasıdır.  Böyle bir durum yoksa Allah sabretmenin daha hayırlı olacağını (4/25) bildirmektedir. Zani-zaniye ve müşrik olan bir kimseyle evlenmek 24/3 ve 2/221. ayetleriyle müminlere yasaklanmıştır.

Esas sorun sağ ellerinin sahip olduğu bu kadınların bir müslümanın hayatında ki yeri ile alakalıdır. İster parayla satın alarak sahibi olsun, isterse savaş ganimeti olarak payına düşmüş bulunsun müslüman bu insanların sahibidir. Bunların gücünden ve hizmetinden istifade eder. Fakat aç ve açık bırakma, gücünün üstünde yük yükleme, insanlık onuruna yakışmayacak muamelede bulunma hakkına sahip değildir. Onları metres edinme hakkına da sahip değildir. İslam’da cinsel istifadenin yolu mehirlerini vererek meşru bir yolla nikahlamaktan geçmektedir. Yukarıda meallerini verdiğimiz (4/24-25, 33/50-52) ayetler bunun delilidir.

Bir müslüman sahibi bulunduğu mümin bir cariyenin nefsinden istifade etmesi için onun sahibi olması yeterli bir sebep değildir. Bunun için uygun bir mehirle meşru şekilde nikahlaması gerekir. İslam, karşı cinsten istifade etmenin yolunu ancak nikahla helal/ kılmıştır. Ahzab 50. ayetini dikkatle okuduğumuzda Allah Teasla:  “Elinin altında bulunan cariyeleri, halayın, teyzenin, amcanın ve dayının seninle birlikte göç eden kızlarını, bir de kendini sana hibe eden mümin kadınları, sen evlenmek istediğin takdir de sana helal kıldık” buyuruyor. Peygamberimiz bunlara mehirlerini vererek nikahlamak suretiyle ulaşıyor. Müslümanlar için de durum farklı değildir. İster hür ister cariye olsun nikâhsız ilişki, İslamın kabul etmediği bir anlayıştır. Cariyelere İslam’ın verdiği değeri sergileyen diğer ayetlere de bakmanın yararlı olacağını umuyorum.

Cariyelerle Evlilik Hakkındaki Ayetler:

“Eğer yetim kızların haklarını gözetemeyeceğinizden korkarsanız hoşunuza giden kadınlardan iki, üç veya dört kadınla evlenin. Bunlar arasında adalet yapamayacağınızdan korkarsanız sadece biriyle evlenin veya “mameleket eymanüküm” sağ elinizle sahip olduğunuzla” cariyelerle evlenin. Doğru yoldan sapmamanız için en uygun olanı budur.”(4/3)

(Burada “ev ma meleket eymanuküm“ ifadesiyle kastedilen “sağ elinizin sahip olduğu kimseler” de yukarıda geçen “nikâhlama” fiiline atfedilmektedir. Bu nedenle burada kastedilen onları da nikahlayarak evlenebilirsiniz demektir. İslam’ın cinsel ilişkiye ancak nikahla izin vermiş olduğu unutmayalım.)

“Adaletli davranmaya aşırı derecede düşkünlük gösterseniz dahi, kadınlar arasında adaletle muameleye gücünüz yetmez, bari bir tarafa kalben tamamen meyletmeyin ki diğerini askıdaymış gibi bırakmış olmayasınız. Eğer kendinizi düzeltir ve haksızlıktan sakınırsanız bilin ki Allah şüphesiz çok bağışlayan ve merhamet edendir.”(4/129)

Burada gücünüzün yetmeyeceği şey Allah’u alem kadınların aralarındaki rekabetten dolayı ne yapsanız da sizin kalbinizin içini bilemediklerinden, diğerine yapılanı kıskanmaları nedeniyle memnun edilmelerinin zorluğudur. Bu nedenle ayetin son kısmında “kendinizi düzeltir haksızlıktan sakınırsanız Allah bağışlar ve merhamet eder” buyurulmaktadır.

Evlenilmesi Haram Olan Kadınlar:

“Babalarınızın evlendikleri kadınlarla evlenmeyin. Ancak geçen geçmiştir. Şüphesiz bu çirkin ve iğrenç bir şeydir, ne kötü yoldur!”(4/22)

“Sizlere analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, teyzeleriniz, kardeş kızları, sizi emziren süt anneleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle cinsel ilişkide bulunduğunuz kadınlarınızdan olup yanınızda kalan üvey kızlarınız -onlarla cinsel ilişkide bulunmamışsanız (kendileriyle boşandıktan sonra kızlarıyla evlenmenizde) size bir engel yoktur- öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada almak suretiyle evlenmek haram kılındı. Ancak geçmişte olanlar artık geçmiştir. Şüphe yok ki Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir.”(4/23)

“(savaş yoluyla) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlarla evlenmenizde haram kılındı. Bunlar Allah’ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Bunların dışındakileri, zinadan kaçınarak iffetli yaşamak üzere mallarınızla istemeniz size helal kılınmıştır. Onların hangilerinden faydalanırsanız, kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Bununla birlikte mehrin belirlenmesinden sonra, karşılıklı olarak razı olacağınız bir hususta (anlaşmanızda) size bir sorumluluk yoktur. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.”(4/24)

(Yukarda evlenilmesi haram olanların dışında kalan kimseler demektir ki, bunlardan savaş yoluyla sahip olduklarımızla da (esir düşmeden önce evli olanlar esaret nedeniyle nikahları ortadan kalkmış olacağın dan onlarla da)meşru nikahla ve mehirlerini vererek evlilik yapılabilmektedir. Bunların evlilikleri esaretle bitmiş olması nedeniyle bunlarla da mehirleri verilerek evlenilebileceği belirtilmiştir. Yalnız zani ve müşrik olmayanlarıyla olabileceğini bilelim. Unutulmamalı ki zinakar ve müşrik olanlarla evlenilmesi daha öne müslümanlara haram kılındığı bildirilmişti. 24/2, 2/221)

Cariyelerle Evlenmenin İmkanı:

“Sizden kim, hür mümin kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse, ellerinizde ki mümin cariyelerden alsın. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. O halde zina etmemeleri, iffetli olmaları ve gizli dost tutmamaları şartıyla velilerinin izniyle onlarla evlenin ve örfe uygun bir şekilde mehirlerini verin. Evlendiklerinde zina edecek olurlarsa, onlara, hür kadınlara verilen cezanın yarısı verilir. (cariye ile evlenmedeki) Bu izin, içinizden  günaha girme korkusu olanlar içindir. Sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.”(4/25)

Burada çok önemli bir husus ortaya çıkmaktadır. Cariyelerin nefsinden istifade etmek için satın alınmak yeterli olsa idi ”velilerinin izniyle mehirlerini vererek evlenin…” yerine “mümin cariyelerden satın alıp istifade edin“ buyurulurdu. Onların nefislerinden istifade etmek için, satın almak, sahibi olmak yeterli olmuyor, nikah yapmak ve mehirlerini vermek şart koşuluyor.

“Allah (bilmediklerinizi) size açıklamak ve sizden öncekilerin yollarını size göstermek ve tevbenizi kabul etmek istiyor. Allah bilendir, hikmet sahibidir.”(4/26)

“Onlar (müminler) iffetlerini korurlar. Eşleriyle, yani sağ ellerinin sahip olduğu kimselerle olan ilgilerinden dolayı kınanmazlar.”(23/5-6)

Burada eşlerin yanında “ma meleket eymanüküm”ün zikredilmesi -doğrusunu Allah bilir kaydıyla- eşlerin ya hür mümin kadınlardan, ya da sağ elin sahip olduğu kimselerden olması nedeniyledir. Çünkü bir müminin yaptığı işten dolayı kınanmaması için onu meşru yola yapmış olması gerekir. Bu konudaki meşruiyette nikahtan geçmektedir.

“İçinizde ki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfu ile zenginleştirir. Allah lütfu bol olandır, her şeyi bilendir.”(24/32)

“Evlenemeyenler, Allah kendilerini lütfu ile zenginleştirinceye kadar iffetli kalmaya çalışsınlar!

Kölelerinizden hür olmak için mükatebe anlaşması yapmak isteyenlerle onlarda bir hayır (güvenirlilik, kabiliyet) görürseniz hemen mükatebe yapın! Onlara Allah’ın size verdiği maldan verin. İffetli kalmak isteyen cariyelerinizi (“feteyati küm” bakire kadın köleler için kullanılan bir ifade) dünya hayatının geçici menfaatini elde edeceksiniz diye onları isyana zorlamayın. (Fuhşa değil çünkü fuhşa zorlayan da bir mümin olacağından, müminin böyle bir şeye tevessül etmesi bile abesle iştigal olur. “Biga” kelimesinin “isyan” anlamında alınması daha uygundur diyoruz.) Kim onları buna zorlarsa bilsin ki Allah, onlar buna zorlandıktan sonra (onları) çok bağışlar ve onlara çok merhamet eder.”(24/33)

”Andolsun ki, size gerekeni açık açık bildiren ayetler, sizden önce geçenlerden bir misal ve muttakiler için öğüt indirdik”(24/34) buyurmaktadır.

Bu nedenle müslümanların kendilerine gönderilen öğüdün sınırları içinde kaldıkları sürece, nikahsız ilişkinin mümkün olmadığını göreceklerdir. Allah bunun yolunu ve kimlerle mümkün olacağını açık açık göstermiştir. İslam insanların şahsiyetini rencide etmeden kurtuluşun yolunu göstererek savaş esirlerinin bile müslüman olmaları durumunda müslümanlara eş olabileceklerinin imkanını sağlamıştır.

Çünkü hepiniz aynı anne ve babadansınız buyurarak insanlığı bir aile olarak tanımlamıştır. ”Hepiniz birbirinizdensiniz, Allah sizin imanınızı bilmektedir”(4/25) ifadeleriyle onurlandırmıştır. İnsanlığın yüzünü kararttığı bu zümreyi de merhametiyle kurtarmıştır.

İslam’ın köle ve cariyelere sağladığı imtiyazlar:

Kendilerinde bir hayır görürseniz onlarla anlaşarak hürriyetlerine kavuşturun (24/33) buyurmuştur.

Bekarlarını evlendirerek müslümanlara eş olma şerefi vermiştir. (24/32)

Yapılan yeminlerini bozanlara ve günaha girenlere de öncelikle bir köle azadını önererek (58/3-4, 5/89) her fırsatı onların lehine çevirip henüz yedinci asırda bu insanlık ayıbından müslümanları kurtarmıştır.

İslam’ın bu erdemini görmeyen batı yakın tarihe kadar bu insanlara yapmadığı kötülüğü bırakmamıştır. Yirmi birinci yüzyıl da bile ABD‘nin siyahlara karşı ortaya koyduğu tavrı tüm dünyaca malumdur. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, hiç kimse kullarına Allah kadar merhametli değildir.

Bu nedenle İslam gibi bir din, Kur’an gibi bir kitap, en son elçi olarak ta Hz. Muhammed (as) ile insanlığı merhametiyle muhatap etmiştir. “…O halde dileyen Rabbi’ne (gidecek) bir yol edinsin.”(78/39)

Google+ WhatsApp