Canan Kaftancıoğlu’nun durdurulamayan yükselişi…

Canan Kaftancıoğlu’nun durdurulamayan yükselişi…


Hatırlarsınız… Amerikan Foreign Policy dergisi, Mayıs ayında “Motorcu, solcu bir feminist, Erdoğan’a meydan okuyor,” başlığıyla yayınladığı bir makalede detaylı bir Canan Kaftancıoğlu profiliyle karşımıza çıkmıştı.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun yükselişinin Türkiye’deki muhalefetin hızlı yükselişini de tetiklediğini iddia eden yazıda, Kaftancıoğlu’nun yürüttüğü “kapı arkası” faaliyetleriyle partinin siyasetinde belirleyici rol oynadığını öne sürüyordu. Makale, motosiklet kullanan, solcu, feminist, LGBTQ destekçisi “aykırı” bir figür olarak resmettiği Kaftancıoğlu’nun CHP’nin geleneksel çizgisinde değişikliğin sembolü olduğunu söylüyor ve “siyaset biçiminin, Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e şiddetle bağlı olan kendi partisinin ulusalcı kesimine üstü kapalı bir reddediş,” olduğunu ifade ediyordu.

“Tipik bir CHP’li olmadığını”, “CHP’nin eski jenerasyonunun kendisinden tamamen nefret ettiğin”i Aykan Erdemir, Nevşin Mengü gibi isimlerin yorumlarına dayandıran yazı, Kaftancıoğlu’nun sözde Ermeni soykırımını kabulünü, devlete “seri katil” deyişini, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz demeyi reddediyorum, Mustafa Kemal’in yoldaşlarıyız,” sözleriyle militan bir dil içeren Kemalistlerin popüler sloganına karşı çıkışını göklere çıkarıyordu.

Bir keresinde eşinin domuz eti yerken çekilen fotoğrafını Twitter’da paylaşmasına dahi yer vererek Kaftancıoğlu’nun Türkiye’nin seküler kesiminin çoğu için bile büyük bir kırmızı çizgiyi aştığına dahi yer veren Nick Ashdown imzalı makale, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı devirmek isteyen, ancak eski tip ulusalcı CHP muhalefetinden umudu olmayan Batılı politika yapıcılara yönelik sıkı çalışılmış bir PR işiydi kuşkusuz.

Öte yandan da, bugün“Mustafa Kemal mi Atatürk mü?” tartışmalarıyla bir kez daha su yüzüne çıkan ama kökleri “10 Aralık Hareketi”ne dayanan CHP içi temel meselenin yurt dışından da yakından takip edildiğini gösteriyordu.

Alışageldiğimiz CHP’nin genlerine aykırı hareket eden tek isim Canan Kaftancıoğlu değil elbette. Lakin her geçen gün daha fazla isminin ön plana çıkıyor, partinin en faal siyasetçilerinden birine dönüşüyor. CHP’yi altı okun çizgisinden ayıracakları düşüncesiyle parti içinde de endişe kaynağı olan ve gitgide etkisini artıran grubun vitrin yüzü haline gelmiş durumda Kaftancıoğlu.

Son tartışmada, CHP’de bu yeni siyaset yapma tarzına muhalefet eden isimlerden çok sert tepki alan Kaftancıoğlu’nu, 10 Aralık Hareketi’ne öncülük edenlerden Oğuz Kaan Salıcı, “Ortada bir Atatürk tartışması yok,” diye savundu ancak, hafızamızı biraz tazeleyince, Salıcı’yı da şuradan hatırlıyoruz:

Zamanında 10 Aralık Hareketi’nin sözcüsü olan Burhan Şenatalar’ın 2010’da Halil Berktay’a gönderdiği “Atatürk tartışılamaz diye son derece saçma bir görüşüm hiçbir zaman olmadı” açıklamasını “10 Aralık Hareketi Yürütme Kurulu” adına ulaştıran isimdi Salıcı.

CHP yandaşı pek çok gazetecinin uzun süre CHP’yi ele geçirdiklerini dile getirdikleri, CHP için en büyük tehdit olduklarını söyledikleri, hatta bu hareketin Ak Parti’nin bir hamlesi olduğunu iddia ettikleri, gel gör ki yerel seçim sonuçlarıyla beraber açık eleştirilerinin üstünü örtmeyi tercih ettikleri 10 Aralık Hareketi, kimine göre Kemal Kılıçdaroğlu’nu da etkisi altına almış durumda kimine göre Kılıçdaroğlu’na da rakip…

HDP ile dirsek dirseğe siyaset yapan, Türkiye’de federatif bir yapı isteyen 10 Aralıkçılara paralel şekilde “özerklik” sözü veren Kılıçdaroğlu, bu hareketin içinden değilse bile onlara fazlasıyla yakın. Son kurultay sonrası ortaya çıkan Parti Meclisi ve Merkez Yürütme Kurulu tablosu da buna işaret ediyor.

Parti içerisinden yükselen eleştirilere, “sözde solculuk, gardırop Atatürkçülüğü, kantin solculuğu” diyerek sert çıkan Kılıçdaroğlu’nun, bir süre önce Atatürk portresini indirdi diye partiden ihraç edilen Aylin Nazlıaka’yı CHP Kadın Kolları Başkanı olarak geri döndürmesinin yanı sıra Kaftancıoğlu üzerinden süregelen tartışmada da sessizliğini koruması herhalde CHP’lilerin de dikkatlerinden kaçmıyordur.

Bir zamanlar 10 Aralıkçıların CHP Genel Başkanlığına Kemal Kılıçdaroğlu’nun yerine Oğuz Kaan Salıcı’yı hazırladıkları söylenirdi. Eğer bu iddialar doğru idiyse, partiye ağırlığını koyan, Muharrem İnce gibi geleneksel CHP çizgisinde ilerlemek isteyenleri yalnızlaştıran ve giderek daha fazla güçlenen bu harekete karşı Kılıçdaroğlu’nun boynu kıldan ince olabilir. Zira ortada elden gidebilecek bir ana muhalefet liderliği koltuğu var.

Yıllar önce Baykal döneminde yeni bir muhalefet partisi kurmak için kolları sıvayan, Kılıçdaroğlu dönemiyle beraber CHP’yi içeriden ele geçirmeyi tercih eden, bu doğrultuda da bir hayli yol kat eden hareketin nihai hamlesi ne olacak diye merakla beklemiyor değilim. Bir yerde, örneğin gelecek seçimler için partinin Cumhurbaşkanı adayını belirlerken, Kılıçdaroğlu ile anlaşamazlarsa, CHP’nin yeni halini en yüksek perdeden resmeden, perde arkasında ipleri eline alan ve yıldızı giderek parlatılan Canan Kaftancıoğlu yeni genel başkan adayı olarak karşımıza çıkabilir mi? Böyle bir sonuç muhtemelen kökleriyle bağı artık pamuk ipliğine dönen CHP’nin dönüşümü projesinde yapbozun son parçası olabilir. Yerel seçim sonuçlarıyla beraber bir süre kenetlenmiş gibi durmayı başaran ama içeride kaynayan kazanın dışarıya taşmaya başladığı CHP’yi izlemeye devam.

Google+ WhatsApp