Çağın Yusuf’larını yetiştirmek

Çağın Yusuf’larını yetiştirmek


Yusuf’un Üç Gömleğikitabını yazmak yetmiyor; onları insanımızın, özellikle gençlerimizinkuşanması için ciddi ve uzun soluklu çabalar, yeni keşifler gerekiyor. İşte Zemahşeri’nin Keşşâf’ından kısa bir keşif:

“Yusuf’un üç gömleği üç konuda kanıt olmuştur: Birincisi (kanlı gömlek) Hz. Yakub’a (a.s) oğullarının yalanını gösteren bir kanıt oldu. İkincisi (arkadan yırtılan gömlek), Hz. Yusuf’un (a.s) suçsuzluğunu ortaya çıkardı. Üçüncüsünü gözlerine sürünce Yakub’un gözleri açıldı.” (Yusuf suresinin 18. ayetinin tefsirinden.)

Ebû’l-A‘lâ el-Mevdûdî’nin Tefhimü’l-Kur’ân’ından da, Yusuf/24 ve 33. ayetlere dair bazı yorumlar:

“Rabbinin burhanını görmeseydi Yusuf da ona meyledecekti.” Yusuf (a.s) gibi bir peygamber bile, eğer Allah burhanıyla (delil, ilham) ona doğru yolu göstermezse günahtan korunamayabilir. Diğer insanlar gibi peygamber de tutkulara, duygulara ve cinsel isteklere sahip olmasına ve ayrıca günah işleme kabiliyetine sahip bulunmasına rağmen, Yusuf (a.s) öylesine erdemliydi, öylesine Allah’tan korkmakta idi ki, özellikle böyle kötü bir niyet asla besleyemezdi; zira kendisine Rabbinden gelen burhanla bu çirkin işin haram olduğunu hatırlaması, şehvetinin şuurundan gelen sesin galip gelmesine izin vermedi.

“Kendisinden fuhşu uzaklaştıralım diye” ifadesi ise iki şeyi içerir: 1) ‘Lütfumuzun nedeni, burhanımızı idrak etsin ve kendisini günahtan sakındırsın diye idi. Çünkü biz kötülük ve fuhşu bu seçilmiş kulumuzdan uzaklaştırmak istedik.’ 2) ‘Kötülük ve fuhşa karşı bağışıklık kazansın diye onu böyle bir sınavdan geçirmeyi biz istedik. Çünkü bu kışkırtma karşısında takvasının kazandırdığı tüm güçleri kullanarak böyle şeylerin gelecekte kendisine hiçbir kazanç getirmeyeceğini anlayacak ve bu bilinç onda güçlü bir karakter oluşturacaktı.’ Böyle sıkı bir sınavın önem ve gerekliliği o dönem Mısır toplumunun manevi-ahlaki şartları göz önünde bulundurulursa, apaçık ortaya çıkar. 30-32. ayetlere bakınca görürüz ki, genelde kadınlar ve özelde yüksek sosyete bayanları, bugün sözde “medeni” Batı’da ve batılılaşmış Doğu’da olduğu gibi hemen hemen aynı cinsel özgürlüğün sefasını sürmekteydiler (!). Allah Teâlâ Hz. Yusuf’a efendisinin evinde böyle özel bir eğitimi takdir buyurdu; çünkü Yusuf (a.s) baştan çıkmış bir toplumda ilahi misyonunu yerine getirecek ve bir yönetici olarak görev yapacaktı. Anlaşılan o ki, sosyete bayanlarının, bu genç ve yakışıklı köleyi kendilerine çekmek için yapamayacakları şey yoktu. Onun güzelliği karşısında duydukları hayranlığı açıkça ve utanmadan belli etmeleri, evin hanımının da onu tahrik için elinden geleni yaptığını ve yapacağını çekinmeden itiraf etmesi sosyete bayanlarının durumunu yeterince sergiler. Böylece Allah (c.c.) onun bu tür tahriklere karşı direncini artırmış oldu…

“Rabbim, zindan onların beni kendisine çağırdıkları şeyden (zinadan) bana daha sevimlidir. Onların kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan, onlara (korkarım) eğilim gösterir de cahillerden olurum.” 

Hz. Yusuf’un 33. ayetteki bu duasının anlamını iyi kavrayabilmek için, onun içinde yaşadığı şartları ele veren zihni bir tablo çizelim: Çiçeği burnunda, yirmi yaşında yakışıklı bir genç… Zorla köleleştirilip Mısır’a getirilmiş... Kader onu, döneminde dünyanın en gelişmiş ülkesinin başkentinde üst tabakadan bir bürokratın evine yerleştiriyor. Gece gündüz içinde yaşamak zorunda olduğu evin hanımı kendisine âşık oluyor ve onu tahrik edip baştan çıkarmaya çalışıyor. Yakışıklılığı kentte dillere destan… Kentin diğer kadınları da kendisine meylediyorlar… Can alıcı durum işte tam burada: Her tarafı kendisini ansızın yakalayacak yüzlerce cazip tuzakla ve onun altında yatan günahla çevrili… Fakat bu muttaki genç adam başarıyla bu imtihandan geçip; zikre şayan bir nefis murakabesiyle şeytanın iğvâsından kurtuluyor. Kendisini günah tuzaklarından koruması için Rabbine tam bir teslimiyetle yakarıyor. Çünkü insanoğlunun bu konudaki ortak zaafını biliyor: “Rabbim ben zayıfım; bu tahriklerin dayanma gücümü aşmasından korkarım. Beni tuzağına çeken bu tür bir günahı işlemektense zindana girmeyi tercih ederim.”

Peki, Yusuf’un (a.s) aldığı karakter eğitimini bu çağa nasıl taşıyacağız? İşte devasa bir soru(n)! 

Kısa ve kestirme bir çözüm: Gelin, İmam-Hatip müfredatını bütün okullarımızda uygulayalım.

Azgınlaşan sapkınlıklar karşısında çağın Yusuf’larını yetiştirmenin başka yolu kalmadı. Biline!

Google+ WhatsApp