Büyük Sarsıntı: Deprem

Büyük Sarsıntı: Deprem


Büyük, doğal felaketlerin sarsıntısı büyük olur. İnsanı derinden sarsar. İnsanın canı ve ruhu fena yanar. Felaketleri yaşayanlar uzun süre etkisinden kurtulamazlar. Büyük depremleri yaşayanlarda bu etki uzun sürer.

 

Depremler de diğerlerinde olduğu gibi bir felâket ama Allah’ın iradesinde. Dünya küresini yaratan O’dur. Hiçbir şey veya durum nedensiz değildir.

 

Deprem de diğer felâketler gibi bir uyarıdır insana, yaşanan şu kâinatta hiçbir oluş ve durum kendiliğinden olmuyor. Felâketler insan veya bölge seçmez.

 

Yakın zamanda yaşanan bir salgın bulunuyor. O da felâketlerden bir başkası. Bu hastalık da insan ve bölge seçmiyor. Yeryüzünde her kim bir dokunuşta bulunuyorsa yakalanıyor. Yakalananlar günahkârlıklarından ötürü yakalanmıyorlar. Şu güne kadar sadece ülkemizde on bini aşkın insan öldü. Ölenler her kesimin insanı. Bizden ve bizim diğerlerimizden. Yani insan. Deprem sarsıntısı daha çok yaşayanlarda etkisini gösterdi, bizler yaşamamış olsak da etkisini öyle ya da böyle yaşıyoruz. Sevenlerimiz var o bölgede.

 

Trafik kazaları yaşanıyor hemen her gün. Bunlar da az felâket değil.

 

Özelde İzmir depreminin İzmir’de yaşanması o bölge insanının durumuyla ilgili değildir. İnsanlar; mezheplerine, ırklarına, siyasal konumlara göre seçilmiyor. Uyarılar bütün insanlık içindir. Kendilerini başka konumda görüp de başkalarını suçlamak bir bahtsızlık, cahillik ve kendini bilmezlik.

 

Bu uyarılardan kim ne çıkarır, ne düşünür, önemli olan bu. Çünkü bu gibi durumlar için tedbir en zorunlu olanı. Kaderin tecellisi başkadır. Kimi zaman ondan öyle ya da böyle kaçınılamaz. İnsanın rızkı kesilmişe ölüm bir biçimde gelir insanı bulur. Ölüm meleği o zaman o günkü durumlarda görevini yerine getirir.

 

Hiçbir insan ve canlı varlık bu dünyada kalıcı değildir. Hiçbir güç onu burada kalıcı bırakmaz.

 

İnsanlar iyilik ve güzellikleriyle anılırlar. Hayırlı işler yapmakla kalıcı olurlar. İnsana düşen, hayatın her anında hazırlıklı olması. Hem bu dünya hem de öte dünya için hazırlıklı olmasıdır.

 

İnsanın hayırla anılması en büyük nimetlerden. Bunu da ancak kendisi sağlar.

Şu Kovid olayı az bir felâket midir? Kendilerini nezih ve salih görenler bu felâket ile yüzleştiklerinde hangi günahları nedendir? Veya kendileri çok mu aziz kimselerdirler? Herkes sevap ya da günah heybesini kendisi doldurur. Onun karşılığını da ötede görür.

 

Böylesi bir felâket zamanında; ırk, mezhep, siyasal durumlar gerekçe gösterilerek insan ölümlerine sevinç duyanların varlığı üzücü. Onları bu ruh durumuna sürükleyen nedenler üzerinde ayrıca durulmalı.

 

İnsanlığa hayır ve iyilikte bulunmak düşünce geleneğimizin özüdür. Darda olan her insanın yardımına koşmak, elini tutmak, gönlüne gönlünü katmak insani sorumluluğumuz.

 

İnsanların felaket mağdurların ölümüne sevinilmez, üzünülür. Hayır duada bulunulur.

İnsanlık salgından ötürü korku içinde. Tedbirleri ve sakınmasına dikkat etmez ise kendisini fena hâlde yakalayabilir. Tanıdığımız, bildiğimiz çok insanımızı kaybettik bu felâkette. Bizim de kapımızda bekliyor, en küçük bir dikkatsizlik. Büyük bir tedirginlik yaşanıyor. Bu felaket bütün dünyayı sarsıyor. Müslüman, Hıristiyan ve diğer din mensuplarını ayırmıyor. Irk, mezhep, renk ve soy farkına bakmıyor.

 

Allah’tan bu büyük felâketlerden korunmamızı diliyoruz. Tedbirlerimizi her yönüyle almamız koşuluyla. Kimin sonunun ne olacağı bilinmez. Bugün kendini salih bilenlerin ayakları bir kaymayagörsün, sonumuzun hayırla olmasını dileyelim. İyilik ve güzellik saçalım.

 

Geçmiş olsun İzmir ve çevresi insanlarımız.

Geçmiş olsun ey insanlık şu pandemi (salgın) mağduru insanlık.

Geçmiş olsun sel ve trafik mağduru insanlık.

Yangınlarda mağdur olan insanlığa ve diğer canlılara geçmiş olsun.

Google+ WhatsApp