Büyük anneden toruna

Büyük anneden toruna


Büyük anneden toruna

 

 

Sevgili Ali Hür;

Dünyaya geldiğinde gözlerini savaş ve şiddetin göbek noktasında açacak ve Müslüman evlatlarının buruk vedalarına şahit olacaksın. Ortadoğu adeta bir cadı kazanı… Kimin eli kimin cebinde belli değil. Gördüğümüz ve duyduğumuz tek şey, ölüm, katliam ve şehitlerin bıraktığı veda mektubu.

Anneler çocuklarını askere uğurlarken artık ellerine kına yakıp gönderiyorlar. Biliyorsun kültürümüzde kına üç yerde yakılır. Birincisi evlenecek kızdır. Evlenecek kızın eline bir gün önceden kına yakılır ve ona evliliğin kutsal bir şey olduğu vurgulanır. Evlilik yuvaya adım atmaktır. Yuva ise genç nesillerin doğup büyüdükleri bir iklimdir. Genç kız evlilik öncesi görevinin ciddiyetini kavrar ve yuvanın huzurunu sağlamak için hazırlanır. İkincisi kurbanlık koçtur. Kültürümüzde Allah için kurban edilecek koça kına yakılır. Çünkü bu koç Allah için kurban edilerek, sıradan olmaktan çıkmıştır. Kanını Allah adına akıtmış ve Allah adına can vermiştir. Üçüncüsü ise askere gidecek gençtir. Analar askere gidecek çocuklarının ellerine kına yakarlar. Çünkü vatana hizmet kutsal bir görevdir, genç birey bu kutsal görevi yerine getirmek üzere çıkmıştır yola. Askere gidenin hali belli olmaz, gidip de gelmemek de vardır kaderde. Ana bu bilinçle hareket eder ve oğlunu kutsal yolculuğa uğurlamadan önce ellerine kına yakar.

Ölüm hepimiz için bir uğrak noktası. Fakat ölümden ölüme fark var çocuğum. Kötülük uğruna ölenler olabileceği gibi Allah için savaşıp ölenler de vardır. İslam ferdin can, mal, ırz ve din güvenliğinin korunmasını esas alır. Toplumun güvenliğini sağlamak için yola çıkan ve görevlerini ağır şartlarda yerine getiren askerlerin şehit haberleri hepimizi derinden etkiliyor. Ama yine de onların ebeveynlerinden bir tek sitemkâr ifade dahi işitemezsin. Şartlar ne olursa olsun dillerinden dökülen tek bir ifadeleri vardır: “Evladımız vatana millete feda olsun.”

Sevgili Ali Hür, İslam coğrafyasında, gençler kadınlar ve erkekler acımasızca katlediliyor. Müslümanlar ise etnik ve mezhepsel çatışmalarla birbirlerinden kopuyor ve düşmanın ekmeğine yağ sürüyorlar. Bizi bizimle vuruyorlar, bizi bizim çocuklarımızdan oluşturdukları örgütlerle katlediyorlar. Ellerimiz kollarımız bağlanıyor, kardeşlerimizle aramızdaki mesafeler ise uzadıkça uzuyor ne acı değil mi? Peki neden? Cevap çok basit. Bilgi ve bilinç noktasındaki yoksulluğumuzdan… Bilgi ve irademizin işlememesinden… Bilgi ve teslimiyetimizin yetersizliğinden… Eğer aklımızı ve irademizi doğru şekilde kullanıp birbirimize kenetlenebilirsek Allah’ın rahmeti üzerimize yağacaktır. Aksi takdirde komşunun bacasını saran o yangın bizim bacaya da sıçrayacaktır. Allah korusun!

 

milli gazete

Google+ WhatsApp