Bunlar ne ki, daha çok edepsizlikler gelecek Temel abi!

Bunlar ne ki, daha çok edepsizlikler gelecek Temel abi!


Bunlar ne ki, daha çok edepsizlikler gelecek Temel abi!

 

 

Saadet Partisi, 24 Haziran milletvekili seçimlerine CHP ile birlikte girdi.

31 Mart 2019 mahalli seçimlerinde bağımsız olarak seçime girse de, “Dirsek temasımız olan partiler var” dedi..

Hatta yenilenen İstanbul seçimleri sebebiyle 23 Haziran 2019’da da çok tartışıldı..

Kendi adayları ile, kazanmak için seçime tekrar katıldıklarını söylediler.

Ama karşımızdaki tablo şuydu: İstanbul ilçe belediyelerinde 200 bin olan SP oyu, İstanbul Büyükşehir seçimlerinde 100 bine inmişti..

Hani birileri dese ki, “Canım aradaki farkın CHP’ye gittiği ne malum, belki de AK Parti’ye gitmiştir” diye..

Bu ihtimali değerlendirip, bakıyoruz AK Parti’nin ilçelerde aldığı oy ile, büyükşehirde aldığı oy arasında böyle bir fazlalık var mı diye..

Maalesef yok.

Tam aksine, büyükşehirdeki oyu, ilçelerdeki oyundan daha az, AK Parti’nin..

Bunu bir kenara koyalım..

Bir de 23 Haziran’a bakalım.

Binbir vaveyla ile yenilenen seçime giren ve kazanma iddialarını sürekli tekrarlayan Saadet Partisi, 23 Haziran’daki büyükşehir seçiminde, 31 Mart’ta aldığı oyu da alamadı..

100 bin oyun 50 bini de, 23 Haziran’da buhar oldu gitti..

Nereye gitti?

Herhalde kaybeden Binali beye gittiğini söyleyecek halimiz yok..

800 bin oy fark atan CHP’nin adayına gitmiş olmalı..

Dirsek teması yapılan partiye gitmiş olmalı..

SP’ye güzellemeler yapan Cumhuriyet gazetesinin desteklediği CHP’ye gitmiş olmalı..

Güneydoğu’da bazı illerde SP adayını destekleme kararı alan HDP’nin tabanına yaptığı çağrıda oy verilmesini istediği CHP’ye gitmiş olmalı..

Buraya bir virgül koyup, gelelim seçim sonrasına..

Geçtiğimiz hafta, yıllardır Milli Gazete’de günlük yazıları yayınlanan Mehmed Şevket Eygi abi vefat etti..

Ardından kimler neler yazdı?

Onların içinden, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu, hangi ifadeler kızdırdı?

Medyada üzerinde fazla durulmasa da, tarihe not düşmek için aktaralım..

Cumhuriyet gazetesi, benzeri çizgide yayın yapan Yurt, Evrensel gibi gazeteler, Mehmed Şevket Eygi abi için, ölümünün ardından “gerici yazar” veya “gerici gazeteci” gibi tanımlamalarla vefat haberini verdiler..

İşte bu haberler, Temel abiyi kızdırdı..

Nasıl kızdırmasın ki..

Hakaretlerin bir ucu da kendisine geliyor..

Mehmed Şevket abi, eğer gerici gazeteci ise..

Milli Gazete ne oluyor?

Mehmed Şevket abi yıllardır Milli Gazete’de yazdığına göre..

Milli Gazete de, gerici gazete oluyor..

Başka izahı var mı bunun?

İşte bu noktada, taş SP’ye de geliyor..

Bu noktayı belirtmeden, Temel abi Cumhuriyet gazetesi ve benzeri CHP destekçisi gazeteleri şöyle değerlendiriyor:

“Üzülerek belirtmek istiyorum ki birtakım medya kuruluşları sayın Mehmed Şevket Eygi Bey’e atıfta bulunurken pek de hoş olmayan ifadeler kullandılar.”

Ne imiş, “pek de hoş olmayan ifadeler”?

Kendi değerlendirmesinden aktaralım:

“Haber başlıklarında ‘gerici yazar öldü’ ifadeleri edep ve insanlığa sığmayan bir habercilik anlayışı olarak görülmektedir.”

Temel abinin nezaketine hayran kaldım. Mehmed Şevket abi yapmış olsa, “Herkese aynı nezaketi gösterir..” derdim..

Ama Temel abi, bazı kardeşlerine acımasız ifadeler kullanırken, kendi tespiti ile “insanlığa sığmayan” ifadeleri, “edebe sığmayan” cümleleri nasıl da yumuşatıp, “pek de hoş olmayan” şekline büründürüyor!..

Devamındaki ifadeleri okumasam, yine geçeceğim..

Devamında da şöyle söylüyor, Temel abi:

“Çok acı bir şekilde söylemek istiyorum ki; bu tavır havuz medyasının bir farklı versiyonudur. Fikirleri farklı gözükse de bunlar ‘aynı yolun yolcularıdır’ gibi geliyor.”

Kendi mahallesini, kendisine daha yakın hissettiği insanları küçük küçük eleştiriye tabi tutarken, “Karşıdakilerden ne farkınız kalıyor ki?” sitemini yapanları gördük..

Ama..

Yıllardır arasında mesafe olan, hatta mücadele ettiği, son birkaç yıldır dirsek temasına girişilen gruba eleştiri getirirken, yıllardır birlikte yürüdüğü insanları hedef tahtasına koyup, “Bizimkilerden ne farkınız kaldı ki?” sitemi yapanları ilk defa görüyorum..

Soruyorum..

Temel abi, sen Cumhuriyet’i kendine daha yakın mı hissediyorsun ki, onlara, “Havuz medyasının farklı versiyonusunuz. Havuz medyası felaket.. Siz de aslında iyi gibi görünseniz de, onların farklı versiyonusunuz” anlamında sözler sarfedebiliyorsun?

Temel abi.. Siz, din eğitimine karşı çıkan, Kur’an kurslarının kapatılmasını isteyen, çocukların Kur’an kursuna değil, bale kursuna gitmesini isteyenlere daha mı yakınsınız ki, “Siz havuz medyasının farklı versiyonusunuz” ifadesi ile, dindarlara yıllardır zulmeden bir anlayışı, sizinle daha yakın zaman diliminde kol kola yürüyenleri “kötülüğün merkezi” gibi bir tanımlama yaparak, onlara nispetle din karşıtlarına tanım getiriyorsunuz?

Temel abi açıklamalı..

Saadet Partisi nereye savruluyor?

Sorun, sadece CHP değil.. CHP’yi destekleyen Cumhuriyet değil.

Alın, HDP’li Diyarbakır Belediyesi, İyaz bin Ganem isimli sokağı, PKK’ya destek veren bir adamın ismi ile değiştirdi. Valilik kararı ile bu değişiklik önlendi..

SP’nin dirsek teması içinde olduğu partilerin hali bu..

Ne diyelim, kendi yazarına “gerici” diyenlerle kol kola..

Sahabenin ismini çıkartıp, PKK’ya destek verenin ismini sokağa verenlerle kol kola..

Temel abi, “insanlık ve edep dışı” ifadeleri kullanan, sahabe karşıtı uygulamaları fütursuzca hayata geçirenlerle daha nereye kadar “dirsek teması”na deva edebilir?

Ederse, “daha edepsiz, daha insanlık dışı” ifadelere de muhatap olmaz mı?

İzleyip görelim..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp