Bunlar 30 Ağustos’u kutlasa ne olur, kutlamasa ne olur?

Bunlar 30 Ağustos’u kutlasa ne olur, kutlamasa ne olur?


Bir algı operasyonudur gidiyordu..

“Ayasofya açılır iken.. AVM’ler açılır iken... Oteller açılır iken hatırlanmayan pandemi, şimdi 30 Ağustos törenlerini yasaklamak için akıllara geldi!”

Bir haftadır bu söylemi dinliyoruz, CHP’lilerden..

CHP kafasındaki medya organlarından..

Oysa ortada yasaklanan bir şey yok.

Sadece ve sadece, salgın hastalık sebebi ile sosyal mesafeye dikkat edilerek ve maske takarak katılımın sağlanması.. İlaveten de kurumların temsilcilerinin yanı sıra, bir de başkan yardımcısı veya yardımcının yardımcısı gibisinden kontrolsüz katılım olmamasına dikkat çekilmesi..

Bir hafta boyunca “30 Ağustos törenleri yasaklandı” diye propagandalarını yaptılar.

Ve 30 Ağustos geldi..

Dün Anıtkabir ziyareti ile başlayan 30 Ağustos törenleri, gündüz değişik etkinliklerle devam etti.. Hatta birçok ilde, gece geç saatlere kadar sürdü..

Yasaklanan bir şey yoktu..

Ama benim için daha önemli bir şey var.

30 Ağustos, neyi sembolize ediyor?

Kurtuluş Savaşı’nın sonunda, düşmanın Anadolu’dan çıkarılıp atılmasını..

Yunan’ın, Fransız’ın, İtalyan’ın artık Anadolu’da işgalinin kalmadığını bize gösteriyor..

Bu tespiti, günümüze uyarlarsak..

Akdeniz’de kıyımız olan sahada, yani özellikle Doğu Akdeniz’de..

Yunan’ın, İtalyan’ın, Fransa’nın bir sözü olmayacağını, olmaması gerektiğini 30 Ağustos Zafer Bayramı bize söylüyor..

Peki, “30 Ağustos’u yasakladılar” diye algı oluşturanlar, Sözcü’sü ile, Cumhuriyet’i ile, Birgün’ü ile..

CHP’si ile İyi Parti’si ile..

Doğu Akdeniz konusunda, ne diyorlar?

Tayyip Erdoğan’a zarar vermesi için, resmen Yunan’dan yana oluyorlar, Fransa’nın tezlerinin doğru olduğunu ileri sürüyorlar, İtalya’dan yana tavır alıyorlar..

Hatta.. Bunları da geçtik..

Bölgede ne günümüzde, ne de geçmişte hiç bir zaman olmayan ABD’nin, bugünlerde Yunan ile, Fransa ile boy göstermesine eleştiri getirmeksizin, süper gücün kızdırılmaması gerektiğini söylüyorlar..

Yuh ki ne yuh..

Ne diyorlar?

Mesela Cumhuriyet, başyazısında, “Doğu Akdeniz ısınıyor” diyor..

Hani çok açık ifadelerle Türkiye’yi suçlayacaklar ama.. O kadarını yapamıyorlar..

“Doğu Akdeniz, son 15 gündür, gerek Akdeniz’e kıyısı olan komşu devletlerin gerekse Batılı devletlerin ekonomik çıkarlarının çatışma alanına döndü” diyorlar..

İfadelere bakın..

Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de kıyısı mı var?

Veya..

“Batılı devletler” denilirken, “ekonomik çıkarları” denilirken, sanki meşru bir hakları varmış gibi cümle kurmak da ne demek oluyor?

Çıkıp söylesenize..

Tam da 30 Ağustos 1922’de.. Bundan tam 98 yıl önce..

“Biz sizin hepinizi, denize döktük” desenize..

“Dolayısı ile, bugün sizin, Doğu Akdeniz’de tek bir geminizin olması bile izne bağlıdır” desenize..

Onlar diyemiyorlar..

Onlar yerine, onların 30 Ağustos’u yasaklamakla suçladıkları Tayyip Erdoğan söylüyor:

“Türkiye bilhassa Doğu Akdeniz’de tehdit, yıldırma ve şantaj diline boyun eğmeyecek, uluslararası hukuktan ve ikili anlaşmalardan kaynaklanan haklarını koruyacaktır!” diyor..

Solak medyanın internet sitelerinde arıyorum bu cümleyi..

Saatlerce yer vermiyorlar.. Akşam geç saatlerde ise, küçücük kullanıyorlar..

Bakalım, bugünkü gazetelerinde, ne kadar görecekler..

30 Ağustos’u yasakladığını iddia ettikleri Tayyip Erdoğan, 30 Ağustos’u tüm ruhu ile bugüne taşıyor..

“30 Ağustos yasaklandı” diye algı oluşturanlar, istismara kalkışanlar ise..

“30 Ağustos”un kazanımlarını, adeta unutturmaya kalkıyorlar..

Daha iki gün önce, sanki kendileri Türk basını değil de, Fransız basını imişler gibi, “Akdeniz’de gerilim artıyor” diye haber yaptılar..

Altına da, Türkiye’yi güçsüz göstermek için, “Ankara yine ‘Diyalog’ dedi” başlığını attılar..

“Fransız jetleri göründü” müjdesini(!) verdiler..

“Trump da devrede” diye algı oluşturdular..

Bir tane olsun, Türkiye’nin haklılığını yüksek sesle dillendiren ifade kullanmadılar.. 

Bir gün öncesinde ahlaksızca, “Doğu Akdeniz’de Yunanistan’a arka çıkan AB, yaptırım işareti verdi” başlığını attılar..

AB bize, yaptırım uygulayacakmış..

Bunun haberini vermek de, Cumhuriyet’e düşmüş..

Hani verirsin de..

“Tehdit” diyerek verirsin.

Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi, “Şantaj” der, verirsin..

“Yaptırım” da ne beyler?

Ne yaptırımı imiş bu?

Onlar üst kurullar, biz emireri miyiz?

Ki, bize yaptırım uygulayacaklar?

Aynı günkü gazetelerinin birinci sayfasındaki, Türkiye’nin itibarını bozma amaçlı, koronavirüsten başlayın, şirketlerin iflasları üzerinden, otel yapımlarında imar kurallarına aykırılık iddialarına kadar birçok konuda Türkiye’de her şeyin kötü olduğu izlenimi verecek haberlere imza atmaları da, nasıl bir “30 Ağustos karşıtı” olduklarını ispatlıyor..

30 Ağustos’u bayram kabul eden, bu günlerde olsun, kendi vatanını böyle kötüler mi?

Söyleyin Kemalistler, Yunan’ı sırtlarken, Türkiye’yi kötülerken, 30 Ağustos’u nasıl kutlayabiliyorsunuz?

Google+ WhatsApp