Bulmacanın kara kareleri...

Bulmacanın kara kareleri...


Bulmacanın kara kareleri...

 

 

Suudi Arabistan-ABD ilişkilerinde kemik kırılmış olsa da multi-milyar dolarlık kalın bir deri parçası tutuyor ilişkileri...

11 Eylül’den günümüze Kaşıkçı cinayeti dâhil bir seri olay Riyad’ın Washington’u daha “emzirmesi” için kırbaç olarak kullanılıyor. Bunun dışında bir gönül bağı yok...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Arabistan’ın “dış politika felsefesi”ni başka vesilelerle sadeleştirip, formüle etmiştik; “Sorun varsa para ver”...

Amerika ile de bu formül farklı değil ve hatta “müttefik satın alımı” dosyasındaki en hacimli sayfa burası. Ancak bulmacadaki siyah karelere yerleştirilmesi gereken harfler var!..

***

S. Arabistan’ın büyük silah müşterisi ve finansal kapasitesi ile yatırım dağıtmasının ardındaki en büyük güç tabii ki petrol. Ortadoğu’da on yıllardır yapılan tüm stratejik ve jeopolitik okumalar da bu kabul üzerinden yürütülüyor.

Şimdi yeni bir cümle var; Amerika Birleşik Devleri artık, S. Arabistan ve dahi Rusya’yı geride bırakacak “enerji ihracatçısı” olacak. İşaretlerini yedi yıldır zaten görüyorduk ama kısa süre içinde-5 yıl-”göz kamaştırıcı” yükselişini izleyeceğiz...

Aramco odur!

***

Hareketle, ABD’nin Ortadoğu ile enerji ilişkisini keseceği kanısına varmak yanlış olur. Ancak form değiştireceğini görmemiz gerekiyor. Riyad ve Moskova büyük enerji ihracatçıları ama her ikisi de neredeyse tek kalem üzerine bütçe kuruyorlar. Yani petrol/gazınızın olması demek enerjiye muhtaç olmadığınızı gösterir ama enerjiye bağımlısınızdır! Hele fiyatlar konusunda.

Amerika’nın bir numaralı enerji ihracatçısı olması, petrol satarak para kazanmasa da ayakta kalabilecek, ekonominin diğer ayaklarını tamamlamış bir ülkenin yarışa girmesi demek!

Kısaca ABD, bugüne kadar kınında tuttuğu en keskin kılıçlardan birini çekiyor.

***

Haliyle.. Rusya-Suud ilişkilerinin değişeceğini söylemek kehanet olmayacaktır! Bunun gözle görülür adımlarını da yakındagözlemleyebileceğiz! (‘Bogdanov, Saudi Ambassador discussed preparation for Putin’s visit to Riyadh’, 23/09, Urdu Point.)

İpuçları gerekirse, Aramco’ya yönelik şüpheli saldırının ardından Putin’in, “S-400’ler olsaydı bunlar olmazdı” mealindeki cümlelerini, bu cümlelerin dillendirildiği ‘yeri’ anımsamamız şart.

“Suudi Arabistan halkını korumaya hazırız. Akılcı kararlar vermeleri gerekiyor. Füzelerimiz her türlü altyapıyı her türlü saldırıya karşı koruyabilir”... (17/09, Ankara. Ve ‘US-made Saudi air defenses ineffective against drones-Russian military source’, 19/09, TASS.)

O da Aramco’dur...

***

Dramatik ziyaretlerden biri de aynı tarihlerde gerçekleşti. ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, ulusal güvenlik danışmanı Bolton’ın ayrılması ile Aramco saldırısı arasında bağ kuran bakışların gözleri önünde Riyad’a uçtu ve Patriotları savunmaya çalıştı; “Dünyadaki tüm hava savunma silahları karmaşık bir yapıya sahiptir ve dünyanın en iyi sistemleri bile her zaman her hedefi yakalayamayabilir”...

***

Böylece daha farklı bir soruya terfi ediyoruz; İran tarafından desteklendiği iddia edilen Aramco saldırısına karşı ABD’nin bölgeye yeniden askeri birlikler sevk etmesi, “gerçekte kime karşı nöbet tutacaklar” merakını hak ediyor...

Kendini Aramco ile sembolleştiren yeni dalga enerji savaşlarının arifesindeyiz ve hepsi birden çok kısa vadede gerçekleşecek. Riyad-Washington sözde ittifakını kıracak büyüklükte bir dalga varsa o da zaten Aramco’ydu!

***

Öykü, ABD-Arabistan ve kısmen Rusya boyutlarıyla bu şekilde kurgulanabilir. Ancak asla bu kadar değil. Çin ve Hindistan bu dengeye ağırlık koyuyorlar. Bu da bizi İran-Pakistan-Hindistan-Afganistan hattı üzerinden daha geniş bir otobana bağlıyor...

Delhi ve Pekin, dünyanın enerji vakumunu oluşturuyorlar ve ihtiyaçlarının kesintiye uğraması konusunda şaka bile kaldırmıyorlar.

İslamabad-Delhi arasındaki nükleer riskli gerilim ne ise Honk Kong’daki bitmeyen gösteriler aynı menbadan besleniyor.

Soğuk Savaş’tan Berlin Duvarı’nın yıkılmasına kadar bu türden kıyamet krizleri daha yüksek kaygı çığlıkları ile tartışılırdı. Şimdi sessiz kaos yaşanıyor. Bu daha korkutucu.

  • Ateş arabaları: Amerika-Türkiye...
  • ‘Kritik buluşma’ veya ‘son viraj’ türünden medya klişeleri kullanmak istemem ama iki ülke ilişkileri açısından düğüm/dönüm tarihlerinden birini yaşadığımız doğrudur.
  • BM toplantısı vesilesiyle gerçekleşecek Erdoğan-Trump görüşmesi önemli. Bu satırlar yazılırken ne BM Genel Kurulu başlamış ne de konuşmalar ve ikili temas yapılmıştı. Ancak perde arkası bir seri gelişmeden haberdarız...
  • Örneğin yüz yüze gelineceği halde telefon görüşmesi yapılmış olması manidar. Bu görüşmeyi ‘nezaket içerikli’ değerlendirmek naif olur. Senatör Lindsey Graham’ın Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşme sırasında Başkan Trump’ı aramasını herhalde, “bakın yanımda kim var” geyiğiyle açıklayamayız.
  • Öyle olsa, toplantı sonrası ABD’nin yeni Türkiye Büyükelçisi F-35’ler, Patriotlar ve ekonomik ilişkiler içeren yeni ve resmi teklif mektubunu Türk tarafına elden teslim etmezdi!
  • Perde arkasını yazacağız...

yeni şafak

Google+ WhatsApp