Bu yazı kahveyle gitmez!

Bu yazı kahveyle gitmez!


Bu yazı kahveyle gitmez!

 

 

Çok konuştuğumuz ve toplasan incir çekirdeğini bile doldurmayacak bir yığın mevzu var. Bir de hayatımızın tam ortasında yaşandıkları, fazlasıyla aşikâr oldukları halde konuşmaya pek gönüllü olmadığımız şeyler var. Vaktimizi önemsizle geçirip önemli, hatta hayati derecede önemli olan kimi meseleleri mümkün olduğunca görmezden geliyoruz.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Çünkü enikonu canımızı sıkacak, huzurumuzu kaçıracak, kafa konforumuzu berhava edecek gerçekler var o meselelerin derinliklerinde. Biz daha ziyade bir fincan köpüklü kahvenin yanında iyi gidecek ya da ağzımıza geleni söyleyebileceğimiz rahatlatıcı meseleleri konuşmayı seviyor, o meselelerde eğleşmeyi tercih ediyoruz.

Bugün biraz bu düzeni bozalım, çuvaldızı bir yana bırakıp iğneyi kendimize batıralım. Aşağıya Türkiye İsrafı Önleme Vakfı tarafından hazırlanan bir rapordan, ülkemizin israf gerçeklerine ilişkin bazı veriler sıralayacağım. Uzak bir yerlerde, hiç tanımadığımız insanların hayatlarına ilişkin değil bu veriler... İnsaf ile bakarsak, bu verilerin her biri bizim acı bir gerçeğimizi ortaya seriyor. Ve yine her biri, kaybettiğimiz çok temel birtakım hassasiyetlere de kahredici işaretler taşıyor. Sütunun kısıtlılığı icabı sadece gıda israfıyla ilgili verilerden söz edeceğim, internetten raporun tamamına bakılabilir.

Söz konusu rapora göre; Türkiye her yıl milli gelirinin yüzde 15’ini israf ediyor. Çeşitli alanlarda yaptığımız israfın yıllık maddi karşılığı tam 555 milyar lira... Matematiğim zayıf; bu 555 milyar lira ile neler yapılabilir, hesabını size bırakıyorum.

Her yıl sadece gıdada yaptığımız israfın tutarı 214 milyar lira... Türkiye’de her gün tam 6 milyon ekmek çöpe gidiyor. Bu rakam üretilen ekmekle tüketilen ekmeğin farkı olarak bulunmuş. Sofralarımızdan toplanan artık ekmeği, pideyi, lavaşı ve benzerlerini buna eklersek tablo daha da vahim hale geliyor. Günde 6 milyon ekmekle asgari 6 milyon insanın karnını her gün doyurabilmek mümkün... Biz bu nimetin kıymetini bilmeyip çöpe atıyoruz.

Bu kadar mı? Maalesef değil! Ülke olarak her yıl ürettiğimiz 49 milyon ton sebze ve meyvenin yüzde 25 ila 40’ı arasında bir miktarını yine israf ediyoruz. Bu günahı işleyerek, hem bu sebze ve meyvenin üretimi için harcadığımız emeği, enerjiyi, suyu boşa harcamış, hem de yine milyonlarca insana gıda olabilecek yiyeceği telef etmiş oluyoruz.

Evlerimizdeki sofralardan lokantalardaki zengin menülere, davetlerden günlere, partilerden cemiyetlere, iş yemeklerinden iftar sofralarına kadar her yerde ihtiyaçtan çok gösteriş peşindeyiz. Dikkatsiz, özensiz, insafsız ve şımarığız. Yarım yamalak yenmiş yemekler, ucundan koparılıp bırakılmış ekmek parçaları, kebaplara altlık edilmiş pide artıkları, azıcık dokunulmuş salatalar, yeşillikler, mezeler... Kurduğumuz süt kuşu eksik sofralarda bulunan şeylerin hepsini yesek de israf, yemeyip artıklarını çöpe atsak da yine israf! Bir kap yemekle rahatlıkla doyabilecekken beş tabağa atıyoruz ihtirastan pençelerimizi. Ve bundan da acı olanı, bütün bu israf dağını yükseltirken, her gün orada burada didiklediğimiz tartışma konuları arasında kendine hiç yer bulamıyor bu cürmümüz! “Allah israf edenleri sevmez” diyor Allah yüce kitabında. Allah’ın sevgisini kaybedenin kaybedecek başka neyi kalır ki?

Evet, sosyal medyada paylaşmak için çok elverişli bir yazı olmadı bu yazı. Mükellef sofralara, zengin kahvaltılara, engin lokanta menülerine altlık olmaya hiç müsait değil bu kelimeler... Neredeyse iştah kaçırıcı! Doğrusunu isterseniz benim iştahım kaçtı! Sizinki de kaçtı mı? Merak etmeyin, geçer geçer!

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp