Bu yalancılardan kim hesap soracak?

Bu yalancılardan kim hesap soracak?


Bu yalancılardan kim hesap soracak?

 

 

İddiaya göre, dolardaki değer artışı sebebiyle, çok kısa süre içinde eczanelerde ilaç bulunamayacak duruma düşecektik..

İddialar o kadar yoğunlaştırılmıştı ki..

Haber görüntülü yalanlarını biraz daha somutlaştırdılar..

Eczacılar Odası açıklama yaptı: “15 gün sonra, eczanelerde birçok ilacı bulamayacağız.”

15 gün geçti..

1 ay geçti..

İddia edildiği şekilde, eczanelerde yoğun şekilde ilaç bulunamayacağı iddiası doğru çıktı mı?

**

Atlamış olmayalım..

Dünkü gazetelerde yeni bir haber vardı..

Grip aşısı ve zatürre aşısı bazı illerde bulunamıyormuş..

Grip aşısını sık sık duyuyoruz da, meğerse bir de zatürre aşısı varmış. 

Haydi bizim cehaletimiz olsun..

Ama..

Sanki zatürre aşısını 81 milyon kullanıyormuş gibi öyle bir gündeme taşımışlar ki..

Sanırsınız ki, yarından itibaren toplu ölümler başlayacak..

Merak ettim, bir bilene sordum..

Meğerse, zatürre aşısının, zaten yaz aylarında yapılması tavsiye edilirmiş.

Kasım ayında değil..

Ya grip aşısı?

Onun da mevsimi eylül, ekim, haydi diyelim kasım ayı imiş..

Kasım ayının sonuna geldiğimize göre, grip aşısı bulunamamasının sebebi, zatürre aşısının olmamasının sebebi, aşının yoğun olarak yapıldığı mevsimin sona ermesinden kaynaklanıyor olmasın!

Muhtemelen haberi yazanlar da bu ayrıntıyı biliyor olmalılar ki..

İddialarını esnekleştirmişler; “Bazı illerde bulunamıyor” demişler..

O zaman sorun ne?

Zaten 81 milyonun kullandığı bir ilaçtan bahsetmiyorsunuz..

Kullanacak olanların da, yoğun olarak sarfedecekleri mevsimde de değiliz..

Bu durumda, yapılmak istenen ne?

Hani, çocukların belli yaşlarda mutlaka belli dozlarda olması gereken aşılardan, mesela kızamık aşısından bahsederler..

Anlarım..

Ama bahsettikleri o zorunlu aşılardan da değil..

Çok büyük oranda isteğe bağlı yapılan bir aşıyı öne çıkarıp..

Toplumda tedirginlik çıkartmak istiyorlarsa..

Tekrar soralım..

Arkada yatan gerçek dert ne?

**

İddiaya göre.. 

Bir aylık yumurta stokumuz kalmıştı..

Bir de haberi, “Çocuklar için zorunlu” diye sağlık bilgisi hatırlatmaları ile süslemişlerdi..

Bir ay geçti..

Üzerinden bir hafta daha geçti..

Bakkalında, marketinde yumurta bulamayan var mı?

Unuttuk, kapandı gitti sanıyorlar..

Unutmadık.. 

Not ettik..

Hatırlatacağız..

**

İddiaya göre, beyaz et üreticilerinin % 30’u kepenk kapatmıştı.. 

Aralık ayına kadar da, % 50’si iflas edecekti..

Bu açıklamayı yaptıklarının hemen ertesi günü..

Beyaz et üreticileri, iddiaların hiç de doğru olmadığını açıklayıp, ayrıca  % 30’a varan indirimleri müjdeledi..

Gerçek dışı “Yandık, bittik, mahvolduk” haberlerini yapanları bir daha not ettik..

Arşivledik..

**

81 milyon nüfusun..

Bebekleri saymayalım diyeceğim ama..

O bebekleri emziren anneleri de dikkate aldığımızda..

81 milyonun tamamını ilgilendiren ekmek için ne diyorlardı?

“Ekmek fiyatı 1.25 TL’den kesinlikle kurtarmaz. Eğer bu fiyata zam yaptırmamakta ısrar edilirse, 15 gün sonra, fırınlar kepenkleri indirmeye başlar. Esas fiyat artışını o zaman görürsünüz. Fırınlar kapanmaya başlayınca, ekmeğin fiyatını 2 TL’de de durduramazsınız.. 3 TL’ye ekmek satışı başlar!”

15 gün geçti..

1 ay geçti.. 

Neredeyse 2 ay olacak..

Ekmek 1.25’ten satılmaya devam ediliyor..

Bu arada, kapanan fırın hiç duydunuz mu?

Ekmekte karaborsa ile ilgili bir iddia işittiniz mi?

Halk Ekmek fiyatlarını hiç hatırlatmıyorum bile..

Halk Ekmek 75 kuruştan ekmeğini satıyor.. Kâr da ediyor..

Öyleyse..

Bu yalan haberleri üretenleri ne yapacağız?

**

Son olarak, soğan fiyatlarındaki artışlar üzerine..

Devlet bazı depoları denetlemeye başladı..

Soğanın fiyatının, üç ay öncesinde 6 TL’ye çıkmasından şikayetçi olanlar..

Çiftçinin 1 TL’den elinden çıkarttığı ürünün, markette 6 TL’ye satılmasının faturasını siyasi iktidara çıkartanlar..

Şimdiyse..

Depoların niçin denetlendiğini sorgulamaya başladılar..

Stoklardaki ürünlerin miktarını tespit eden devlet görevlilerini, “baskın” yapmakla suçlayıp, otoriter devlet görüntüsü vermeye çalıştılar..

Öyle ki..

Tüccarın deposu denetlendiği halde..

“Çiftçiye malını depolama hakkı bile vermiyorlar” iddiasında bulundular..

Hatta dünkü bir gazetede..

Sadece Ankara’nın bir ilçesinde, “200 bin ton soğan depolanması” tespitinden hareketle.. 

“Türkiye’nin sadece 40 günlük soğanı kaldı” diye manşetler attılar.

Kafaya bakın..

Bir yandan stokçuları savunuyorlar..

Bir yandan, stokçuları, çiftçi gibi tanıtıyorlar..

Bir yandan da..

Bir ilin, bir ilçesindeki stok ürünü, tüm Türkiye’deki toplam ürün gibi gösterip, “Ayvayı yediniz.. 40 gün sonra soğan bulamayacaksınız” dehşetini topluma yaymaya çalışıyorlar..

**

Tam bu noktada..

Bu yalan haberleri durdurmak, hesabını sormak kime düşüyor diye soruyorum..

Savcılara değil de..

Kime düşüyor?

Yoksa..

Yalan haber yazmak..

Toplumu tedirginliğe sevketmek..

Bu arada, karaborsacılara gün doğmasını sağlamak..

Özgürlük mü? 

Yok yani..

Öyleyse..

Bir yetkili açıklasın da..

Biz de bilelim..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp