Bu ümmetin hali ne olacak?

Bu ümmetin hali ne olacak?


Bu ümmetin hali ne olacak?

 

 

Avrupa, Amerika, Çin, Japonya gibi ülkelere bakıyoruz; parçalanıp, bölünüp birbiriyle savaşanı yok, bize dönüp bakıyoruz, hemen bütün İslâm topraklarında Müslümanlar bölünmüşler, gruplaşmışlar, birbiri ile kıyasıya kavga ediyor ve savaşıyorlar.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

Akif ne diyordu?

Müslümanlık sizi gayet sıkı, gayet sağlam,

Bağlamak lazım iken, anlamadım, anlayamam,

Ayrılık hissi nasıl girdi sizin beyninize?

Fikr-i kavmiyyeti şeytan mı sokan zihninize?..

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez,

Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.

Cin şeytanlarını suçlamaya gerek yok, “Müslümanların beynine ayrılık hissini sokanlar” insan şeytanlarıdır; kimdir bunlar: Siyonistlerdir, sömürgecilerdir, haçlılardır, gözünü madde bürümüş, vicdanları dumura uğramış azılı kapitalistlerdir…

Bunlar bu işi nasıl yapıyorlar?

Düzenleri, planları, tuzakları saymakla bitmez de, kabaca bir tasvir şöyle olabilir:

İçimize bizden görünen ajanlar sokuyorlar; görsünler, öğrensinler, okusunlar da millete memlekete faydalı olsunlar diye kendilerine gönderdiğimiz talebenin, teknisyenlerin, devlet görevlilerinin bir kısmını zehirliyor, işbirlikçi haline getiriyorlar, iktidar hırsı millet ve memleket sevdasını unutturmuş bazı siyasileri ve yöneticileri (özellikle tek başına yöneten ve yönetime millet iradesi dışında gelenleri) aldatıyor, ümitlendiriyor, korkularından emin kılıyor ve böylece kendilerine hizmetçi yapıyorlar…

Bu insan şeytanları kendileri için menfaat, mazlum ve mağdur halklar için serapa zarar olan karar ve eylemleri teşvik ediyor ve destekliyorlar. Askerlerini ve silahlarını başkalarının ülkelerine savaşmadan sokabilmek ve orada, perde gerisinden egemen hale gelebilmek için halkı bölüyor, birbirine düşürüyor ve yönetimi tehdit algısı içine sokuyorlar. Meşru olmayan yönetimler kötü niyetli örtülü sömürgecileri, silahlarıyla, askerleriyle, uzmanlarıyla topraklarına davet ediyorlar. Bu vicdansız şeytanların burunları kanamıyor, yerli maşaları olduğu için kendi elleri yanmıyor, istediklerini kolayca alıyorlar, üsler kuruyorlar, ümmetin servetine el koyuyorlar, insanlarını birbirine kırdırıyorlar. Bu şeytanların işbirlikçileri bazen kaybediyorsa da asıl kaybeden ümmet oluyor.

Hemen herkesin gözü önünde cereyan eden bu gerçeğin üstesinden gelmek ve ümmeti kendine getirmek, bölünmüş ümmet vatanının her parçasında ehliyetli yöneticileri ümmetin seçmesini sağlamak, önce parçalar arasında diyalog ve dayanışma sağlamak, sonra olabildiğince birlik kurmak, böylece güçlenmek ve insan şeytanlarının tuzaklarını bozmak için ne yapmalı, nereden başlamalı?

Bu sorunun cevabını İslâmcı Müslümanlar iki asırdır arıyorlar, kafa yoruyor görüşler ileri sürüyor, bazıları örgüt ve hareketle teşebbüsler ortaya koyuyorlar.

İnsan şeytanlarının en büyük düşmanları işte bunlardır. Bunlar ümmet vatanının neresinde ortaya çıksalar şeytanlar bütün plan ve tuzaklarıyla üzerlerine yürüyor, çocuğu doğmadan veya doğar doğmaz boğuyorlar.

Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?

Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!

Akif’in yüreği gibi, bizim de yüreğimiz yanıyor, ellerimizi açıp Kadir-i Mutlak’a niyazda bulunuyoruz, ama asla ümidimizi yitirmiyoruz, ümmetin giderek uyandığını, olup bitenlerin farkına vardığını, ölerek kalarak bir gün bu dünyada, mahşere kalmadan, hak dini, hakkıyla temsil edecek hale geleceğini umuyor ve bekliyoruz.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp