Bu ne utanmazlıktır, Boğaziçi’liler?

Bu ne utanmazlıktır, Boğaziçi’liler?


Boğaziçi Üniversitesi’ndeki tartışma sürüyor.

 

“Biz adayı belirler, dayatırdık” diyen öğretim üyesinin sözleri, yalanlanmadı..

 

Kâbe resmine eşcinsellerin renklerini yerleştirenlerin ikisi tutuklansa da..

 

Yüzlerce destek vereninden hesap sorulamadı.

 

Hatta İyi Partili dindar kılıklı kimlikler, Saadet Partisi’nden isimler, Kâbe resmine eşcinsel renkleri giydirmeye mazeretler üretmeye çalıştılar..

 

“Üniversitenin tamamı rektöre karşı birlik halinde” diyen soytarıların yalanları, iki rektör yardımcısı atanması ile ortaya çıktı..

 

Demek ki en azından, iki isim, rektöre karşı değilmiş..

 

İki kişi ile avunacak değilim tabii.

 

Sadece iki kişi değil..

 

Sesini duyuramayan,yüzlerce öğretim üyesi. Binlerce öğrenci var.. Zaman zaman açıklamalarını da yaptılar..

 

Ama o iki rektör yardımcısı, “Rektör bizim içimizden atanmalıydı” diyenlerin maskelerini indirdi..

 

Nasıl?

 

Atanan iki rektör yardımcısı da Boğaziçi’li..

 

Ama onlara da karşı çıktı,  Boğaziçi’li şımarıklar..

 

Hani siz, sadece rektörün Boğaziçi’nden atanmamış olmasından rahatsızlık duyuyordunuz.

 

Şimdi ne oldu ki, rektör yardımcıları Boğaziçi içinden atandığı halde, onlara da karşı çıkıyorsunuz?

 

Yoksa derdiniz, açıkça dillendiremediğiniz, şu istek miydi:

 

“Rektör de yardımcıları da PKK’lılardan seçilmeli.. Rektör yardımcıları, en azından bir tanesi PKK’lı, bir tanesi de PKK’lı olmasa bile, HDP’den olmalı idi!”

 

Buraya kadarki gelişmeleri belki daha önce de okumuşsunuzdur.

 

Ama bu bilgilere şimdi yenileri eklendi..

 

Yetkililerden bir açıklama gelmiş:

 

“Üniversite yönetimiyle ilgili tüm seçimler askıya alındı” diye..

 

Boğaziçi’li istemezükçüler, buna da karşı çıkmışlar..

 

Diyorlar ki: “Üniversite yönetimiyle ilgili tüm seçimleri askıya aldığını ilan eden bu mesaj, tehditkâr içeriği ve ithamkâr üslubu ile bir muhtıra niteliğindedir!

 

Bunu söyleyenlere bakın siz..

 

Rektör seçimine, posta koyanlar.

 

Cumhurbaşkanı atamasına günlerdir sokak gösterileri ile, yakıp yıkmalar ile karşı çıkanlar..

 

Rektörün makamını abluka altına alanlar.

 

Rektörün aracının lastiğini patlatanlar..

 

Rektör yardımcısının uzattığı çikolatayı eli ile itenler..

 

“Bu rektöre, burada görev yaptırtmayız” diyenler..

 

Şimdi diyorlar ki:

 

“Mesaj bir muhtıra niteliğindedir!”

 

Affedersiniz..

 

Sizin mesajlarınız ne idi?

 

Muhtıradan çok daha öte, tehditler, darbe teşebbüsleri değil miydi?

 

Rektörlük makam odasına bilmem neresini dönüp gösteri yapanların hareketlerini ne ile izah edebilirsiniz?

 

Ki..

 

Bu hokkabazlar şimdi de Boğaziçi Üniversitesi’ne ataması yapılan öğretim üyelerinin iptali için dava açıp, bir de bunu utanmadan basın açıklaması haline getiriyorlar?

 

Sorsak bu öğretim üyelerine..

 

Affedersiniz hokkabazlar..

 

Sizi öğrenciler mi seçti, atadı oraya..

 

Sizi de, başka rektörler getirmedi mi o makama..

 

Siz nasıl atandı iseniz.

 

Şimdi yeni 70 öğretim üyesi de, aynı metotla atanıyor..

 

Ne istiyorsunuz, kavga etmek mi?

 

Ne istiyorsunuz, ülkeyi karıştırmak mı?

 

Öyle olmalı ki..

 

Öğretim üyeleri bu haftaki gelişmeleri şöyle özetlemişler:

 

“Kampüs içinde demokratik, barışçıl protesto haklarını kullanan öğrencilerin özel güvenlik görevlileri ve sivil polisler tarafından fotoğraf ve videoları çekilerek kişisel verileri hukuka aykırı bir şekilde ele geçirildi. Öğrenciler fiziksel ve psikolojik taciz ve tehditlerle karşı karşıya kaldı.”

 

Bunları söyleyenler, öğretim üyeleri..

 

Cem Say desem..

 

Hemen itiraz edecek.

 

“Ben orada yoktum” diyecek.

 

“Ayşe Kavala” desem.

 

İtiraz edecek..

 

Ama birileri, “Boğaziçi’li öğretim üyeleri” adı altında, cahilce, şapşalca açıklamaları yapmaya devam ediyor..

 

“Polisler, kampüs içinde gösteri yapan öğrencilerin fotoğrafını çekiyorlar”mış.

 

İyi ya.

 

Suçun delilerini topluyorlar..

 

Yarın rektörlüğü yollayıp, “Disiplin soruşturması açınız, deliller ekteki fotoğraflardır” diyecek.

 

Dolduruşunuza gelen öğrenciler de, sizin yüzünüze tükürüp, ”Hani kampüs içinde de olsa, gösteri yapmak haktı, bu disiplin soruşturması da ne, siz bizi aldattınız mı?” diyecekler..

 

Gerçekten de..

 

Üniversite içinde gösteri yapılması mümkün değil.

 

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Hakkındaki Kanun’un 22. maddesi şöyle:

 

“Yasak yerler

 

Madde 22 – Parklarda, mabetlerde, kamu hizmeti görülen bina ve tesislerde ve bunların eklentilerinde ... toplantı yapılamaz.”

 

Bu kanun maddesi..

 

Ama Türkiye’de ilk yüzde birlik öğrenciye diploma verdiğini iddia eden öğretim üyeleri, işte bu kadar cahil. Kamu hizmeti görülen yerde gösteri yapılamayacağından bile habersizler.

 

Ya da..

 

Cahil değiller.

 

Yasak olduğunu çok iyi biliyorlar..

 

Hınzırlığına, öğrencileri aldatıyorlar..

 

Sadece öğrenciler değil, o öğretim üyelerinin de arkalarını dönerek yaptıkları gösteri, kanuna aykırı..

 

Ama bir yiğit savcı çıkıp, gereğini yapmıyor.

 

Bunlar da şımardıkça şımarıyorlar..

 

Öyle bir şımarıklık ki..

 

Son basın açıklamalarında şunu bile söylüyorlar:

 

“Rektörlük binasının kapısına, YÖK Disiplin Yönetmeliğine ait maddelerin yer aldığı bir yazı asılarak, öğrencilere gözdağı verildi.”

 

Öğrenciye, bilgilendirme yapıyorsunuz. 

 

Yürürlükte olan disiplin yönetmeliğinin, tartışmasız, yanlış anlama sahip bir maddesini değil, net-tartışmasız maddesini asıyorsun..

 

Öğretim üyeleri, “tezgah bozuluyor” diye telaşa kapılıp. 

 

Hemen şu yorumu yapıyorlar: “Açıkça görülüyor ki Anayasa ile güvence altına alınmış düşünceyi açıklama ve yayma hakkını kullanan öğrenciler değil, onları bu haklarından tehdit yoluyla alıkoymaya çalışanlar suç işlemektedir. Öğrencilerimizin maruz kaldığı bu sistematik şiddeti kabul etmiyor, sıkıyönetim zamanlarını çağrıştıran bu baskıcı ve hukuksuz uygulamalara son verilmesini talep ediyoruz.”

 

Anayasa’daki “düşünceyi açıklama hürriyeti”ni siz böyle yorumluyorsanız..

 

Ben de geleyim, sizin derslerinize. Siz ders anlatırken, ben de başlayayım anlatmaya..

 

“Düşünceyi açıklama hürriyetimi kullanıyorum. Bu özgürlük, sadece Boğaziçi’li öğrencilere verilmiş olmasa gerek” diyeyim.. Akit TV’deki Manşetlerin Dili programının bir benzerini Boğaziçi’nde yapayım.. Var mısınız, Anayasa’daki genel bir cümlenin ne anlama geldiğini anlayamayacak kadar şapşal, ya da daha fenası, kötü niyetli öğretim üyeleri..

 

Var mısınız..

 

Bu hafta ziyaret edeyim mi, sizleri..

 

Bu hafta başlayayım mı, derslerinizde, “düşünceyi açıklama hürriyeti”mi kullanmaya..

Google+ WhatsApp