Bu konuşan, Muharrem İnce’nin amcaoğlu mu?

Bu konuşan, Muharrem İnce’nin amcaoğlu mu?


Bu konuşan, Muharrem İnce’nin amcaoğlu mu?

 

 

Kim ne derse desin, Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığına aday olması ile birlikte, siyasete tebessüm geldi..

Artık politik haberleri okurken, daha fazla gülüyoruz..

Daha fazla neşeleniyoruz..

Nasıl neşelenmeyelim..

Kendi hayatından anlatıyor, bize de bugünler için “Acaba bir benzeri mi” diye sordurtuyor..

Nedir Muharrem İnce’nin anlattığı ve bizi de neşelendirdiği olay?

Efendim Muharrem İnce’nin babası, kurbanlık satarmış.

Muharrem de, babasına yardımcı olurmuş. Ahıra girer, kurbanlıkları alıcılara teslim edermiş..

Ancak milletvekili olunca, Muharrem’de bir “ben”lik oluşmuş..

Annesine sormuş:

“Ben milletvekili oldum, nasıl olacak o iş, ana” demiş..

“Hangi iş oğlum” demiş annesi..

Egosu zirve yapan Muharrem açmış konuyu:

“Ben ahıra girecek miyim?”

Annesi, “Gir oğlum, baban kızar” deyince..

El mecbur, ahıra da girmiş, alıcılara kurbanlıkları da teslim etmiş..

Ama “ego” bu..

Adamın peşini bırakmaz..

Kurban alıcılarından birisi, Muharrem İnce’yi tanır gibi olmuş.. (Bu noktada aklınıza şu sorular gelebilir: Küçük yerlerde alışveriş yapan alıcı ile satıcı, nerede ise akraba gibi değil midir? Kurbanlık alıcısı, Muharrem İnce’nin babasından kurbanlık alırken, nasıl olur da, milletvekili seçilen kişinin babası olduğunu bilmez.. Veya tersinden bakarsak, Muharrem İnce o kadar silik birisi midir ki, iki milletvekili çıkartılan Yalova’da, hem de babası ile alışveriş yapan insanlar bile, kendisinin milletvekilliğinden habersizdir? Bunların hepsini bir kenara bırakalım. Çünkü Muharrem bir senaryo yazmış. O senaryoda kendisini amcaoğlu yapacak.. Biz de kendisine engel olmayalım. Çünkü amcaoğlu Muharrem, bize lazım..)

Sormuş alıcı: “Ağabey seni birine benzetiyorum!” diye.. 

Bozuntuya vermemiş Muharrem..

“Kime?” demiş..

Alıcı cevaplamış:

“Muharrem İnce’ye” demiş..

Ortada “Milletvekili Muharrem” falan yok..

Belki adamcağız, Muharrem’in milletvekili seçildiğini bile bilmiyor..

Ama Muharrem’deki ego, ahıra girmeyi utanılacak bir iş olarak gördüğünden olsa gerek, şöyle cevap verdirtmiş.. 

“Çok benziyoruz, amcaoğludur..”

Ben tuttum bu “amcaoğlu”nu..

Kaç gündür kendi kendime sorup duruyordum zaten..

Cumhurbaşkanlığına aday olan Muharrem İnce’nin biyografisinde, sosyal demokrat bir parti olduğunu söyleyen CHP’nin milletvekili olduğu, eğitim durumu itibari ile de fizik bölümü mezunu olduğu, hatta bir süre fizik öğretmenliği yaptığı yazılı..

Ama bu Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde yaptığı konuşmalara bakıyorum.

Konuşmaları bir türlü sosyal demokratlıkla, fizikçilikle bağdaştıramıyorum..

Bu noktada Muharrem İnce yetişti imdadıma..

Demiş ya, kurban teslim ederken, alıcıya “Muharrem İnce benim amcaoğlumdur.. Çok benzeriz, birbirimize” diye..

Ben de diyorum ki, “Acaba cumhurbaşkanı adayı olarak mitinglerde konuşan, televizyonlarda röportaj veren, gazetecilerin sorularını cevaplandıran kişi, Muharrem İnce değil mi?”

Öyle ya..

“Bana çok benzeyen bir amcaoğlu var” cevabındaki gibi..

Acaba şimdi de, sosyal demokrat, fizikçi Muharrem İnce yerine, amcaoğlu mu bizim karşımıza çıkıyor?

Çıkıyor ki, daha bir hafta önce, “Suriyelilere harcanan para 40 milyar dolar. Ev yapsaydık, 2 milyon ev yapardık. Yazık günah değil mi!” diyor.

“Sosyal demokrasi İnce İnce iflas ediyor!” başlıklı yazımız ile kendisini uyarıyoruz..

Uyanmıyor..

Önceki akşam CNN’de aynen şunları söylüyor:

“4.5 milyon Suriyeli Türkiye’de yaşıyor. Bayramda gidiyor 72 bin kişi, 1 hafta 10 gün kalıyor, sonra geri dönüyor. Eğer sen gidip 10 gün kalıp geri gelebiliyorsan kal orada devamlı. Ne diye geliyorsun, tatile mi geliyorsun? Demek ki şartların uygun.”

Bu sözleri, belki bir öneri olarak değerlendirebilirsiniz..

Peki sonrasındaki şu cümleye ne diyeceksiniz?

“Gittikten sonra kapatırım kapıyı kalırsın.”

Yani..

Yani, “Kapatırım sınır kapısını, bir daha Türkiye’ye giremezsin” diyor..

Sosyal demokrat Muharrem İnce..

Bununla bitiyor mu, sosyal demokrat Muharrem İnce’nin sözleri?

Bitmiyor..

Bununla da tüy dikiyor:

“Burası aşevi mi?”

Burda film kopar, işte..

“Burası aşevi mi”ymiş..

Evet, aşevi..

Kimsesizler için aşevi..

Muhtaçlar için aşevi..

İmkanı olmayanlar için aşevi..

Eğer gerçekten bu ülkeyi “aşevi” yapabiliyorsak..

Ne mutlu bize..

Muharrem İnce’nin, amcaoğlu!

Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde televizyonlarda gazetecilerin sorularını cevaplandıran kişinin, fizik öğretmeni Muharrem İnce’nin amcaoğlu olma ihtimalini bende oluşturan sözler de, 2002 mazot fiyatı ile, 2018 yılı mazot fiyatlarını karşılaştırırken, asgari ücretteki artışı dikkate almayan bakış açısı..

“2002’de iktidara geldiğinde 50 lirayla bu bidonu dolduruyordun. 16 senenin sonunda ise bunu dolduruyorsun” diyor..

Biri büyük bidon.. Diğeri küçük bidon.

2002’de 50 TL ile, 30 litre alınabilirken, şimdi 8 litre alınabiliyormuş..

İyi de, Muharrem İnce’nin amcaoğlu, 2002’de asgari ücret ne kadardı, 2018’de ne kadar, bir de onu söylesene..

Orantıyı ona göre kursana..

Yok yok..

Eminim, Muharrem İnce, bize yine numara yapıyor..

Konuşan, soruları cevaplayan, Muharrem İnce değil..

Onun amcaoğlu olmalı!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp