Bu gence ödül verilmeli

Bu gence ödül verilmeli


Anne-baba çocukların ilk eğitmenleri, onların hayata açılan pencereleri, kişiliklerinin şekillenmesinde birinci derecede etkin olan kişilerdir. O nedenle ahlaklı ve erdemli gençler yetiştirebilmek için ebeveynlerin bu değerleri öncelikle kendilerinin kuşanmış olmaları gerekir. Büyüklerimizin âlimden zalim zalimden âlim olur sözü istisnai durumlarda adresine ulaşsa da erdemli çocukların çoğu ahlaki değerlerle bütünleşmiş model anne-babaların ellerinde şekillenir. Geçtiğimiz gün tam da bu yargıya örnek olabilecek bir habere rastladım.  Yarışı kazanıp ülkelerine ödülle dönebilmek için var güçleri ile mücadele eden genç atletler yolun sonuna doğru ilerlemekteydiler. Fakat son anda Kenyalı atlet Abel ile İspanyol atlet Ivan arasında ilginç bir olay yaşandı. Abel bitiş çizgisinden sadece birkaç metre ötedeydi ancak yarışı bitirdiğini zannedip duraksadı, koşmayı bıraktı. Ivan rakibinin dalgın olduğunu ve yarışı bitirdiğini zannedip duraksadığını fark edip sesini yükselterek uyarıda bulundu. Fakat Abel İspanyolca bilmediğinden tavrını değiştirmiyor, yarışı bitirdiğini zannedip yavaşlıyordu. Ivan yarışın birincisinin rakibi olduğunu, bunun onun hakkı olduğunu biliyordu ve onu ittirerek ve farkına varmasını sağladı. Yaşadığı bir anlık dalgınlığın farkına varan Abel rakibinin sayesinde yarışı birincilikle bitirdi. Peki, sizce bu yarışın kazananı kimdi? Kim neyi hak etmişti? Bence yarışı kazanan Abel’di ve ödül ona verilmeliydi. Ancak erdemler kulvarının kazanını ise Ivan’dı ve o çocuğa örnek genç ödülü verilmeliydi.

 

O gün yaşanan bu örnek olay hiç kimsenin gözünden kaçmadı. İnsanların birbirlerinin ayaklarına basarak geçtikleri bir çağda bir gencin bu davranışı herkes tarafından takdirle karşılanmıştı. Ivan zahiren kaybetmişti ama yüreklerde kazanmıştı.

 

Bir gazeteci Ivan’a, “Kazanmak varken bunu neden yaptın” diye sordu. Ivan, “Hayalim bir gün bu tür bir toplum yaşamına sahip olabileceğimizdir” dedi ve iyilik ve erdemlere vurgu yaptı. Gazeteci tekrar sordu: “Peki neden Kenya’nın kazanmasına izin verdiniz?” Ivan, “Kazanmasına izin vermedim zaten kazanacaktı” diye karşılık verdi. Gazetecinin tekrar aynı soruyu sorması üzerine Ivan, “Kazanabilirdim ama zaferimin bir değeri olmazdı, o madalyanın onuru olmazdı… Eğer öyle yapmış olsaydım acaba annem bunun hakkında ne düşünürdü?” dedi… Ivan kendisine o değeri kazandıran kişiye, anneye vurgu yaptı ve her zaman ve her yerde adaletin galip geleceğini ima etti.

 

Ivan benim doğup büyüdüğüm coğrafyaya uzak, edindiğim kültürel yapıya, konuştuğum dile yabancı bir genç ancak fıtratımızda mevcut olan öz ve haklar noktasındaki hassasiyetlerimiz bizi aynı noktada birleştiriyor ve akraba kılıyor.

 

Adalet her çocuğun fıtratında yeşermeyi bekleyen bir çekirdek, anne-babalar bu çekirdeği sevgi ile besledikleri takdirde Ivan’ın da benim de hayalimdeki toplum var olacaktır. Ivan’ı benimle tanıştıran onun yüreğine ekilen adalet duygusuydu. Asıl takdiri hak eden ise onu bu değerle tanıştıran anneydi. Fakat kimse anneden bahsetmedi, annenin emeğinden, ektiği sevgiden söz etmedi… Oysa Ivan’a ötekini sevmeyi öğreten ve ötekinin haklarına riayet etmenin bir sorumluluk olduğunu aktaran anneydi…

Google+ WhatsApp