Bu Fatih de, karşısındaki kim?

Bu Fatih de, karşısındaki kim?


Ben demiyorum..

İlber Ortaylı diyor ki: “Portrede Fatih Sultan Mehmed’in yanındaki kişi Cem Sultan.”

Bir başka tarihçi Murat Bardakçı diyor ki:

“Tabloda Fatih Sultan Mehmed ile beraber resmedilen gencin kimliği bilinmemektedir, bu konuda yapılan yorumlar, hattâ gencin Fatih’in en sevdiği oğlu Cem Sultan olduğu yolundaki açıklamaların temeli yoktur.”

Bir tarihçiden daha aktaralım, Erhan Afyoncu diyor ki:

“Fatih’in karşısındaki kişinin kim olduğunu bilmiyoruz!”

Ahmet Davutoğlu’nun çıkarttırdığı, önümüzdeki seçimlerde CHP ile ittifak yapacakları için, şimdiden buna hazırlık yapan Karar gazetesinde yazan Beşir Ayvazoğlu da şöyle diyor, portrede Fatih’in karşısındaki kişi için:

“Fâtih’in karşısındaki gencin şehzadelerden biri olabileceği iddia edilmiştir.”

Hatta Ayvazoğlu kafayı takmış, portredeki “bilinmeyen kişi”ye ve değişik tahminleri uzun uzun irdelemiş.. Malum resmin çizildiği tarihte, Cem’in Konya’da olduğundan hareketle, resimdekinin Cem olmadığını, belki de Cem’e benzeyen birisi olabileceğini söylüyor.. Hatta Bosna Hersek kralının oğlu İshak olabileceğini de ihtimaller arasında sıralıyor..

İlber Ortaylı, Murat Bardakçı, Erhan Afyoncu ve Beşir Ayvazoğlu’nun görüşleri böyle....

Bu isimler kadar tanınır olmasa da, başka tarihçiler de görüş serdediyor:

“Fatih’in karşısındaki genç, aslında Fatih’in gençlik resmi.”

Rivayetleri biraz daha araştırdığımızda, “Fatih’in karşısındaki kişi, resmi yapan Bellini” diyenler de çıkabilir..

Hani biraz daha kurcalasak, bir başka rivayet olarak, “aslında resimdeki Fatih’in karşısındaki Bellini değil, Bellini’nin karşısındaki de aslında Fatih değil” diyeni de bulabiliriz..

Murat Bardakçı, bu rivayetleri kısmen dillendiriyor zaten:

“Tablonun kimin eseri olduğu meçhuldür, Gentile Bellini’nin atölyesinde yapılıp yapılmadığı konusunda bile bilgi yoktur, kurulan bağlantılar sadece söylentilerden ibarettir.”

İşin içinde Sülün Osman lakaplı Ekrem İmamoğlu olunca.

Benim aklıma gelmiyor değil..

“Resimdeki Fatih diye bilinen Fatih değil. Karşısındaki gerçek biri değil. Çizen Bellini hiç değil..”

Şaşırdınız mı?

Belediyenin arsasını, kendi inşaatının parçası gibi gösterip satan adamın içinde olduğu bir alışverişte, benim size tavsiyem, hiçbir şeye şaşırmayın..

Olur mu olur..

İstanbul’dan katıldıklarını ilan ettikleri o müzayede, Londra’daki bilmem ne müzesinin değil de..

Bir dolandırıcının “internet üzerinden katılım yapabilirsiniz” dediği bir hayali satış da olabilir..

Dalga mı geçtiğimi sanıyorsunuz.

Ben çok ciddiyim..

İlk gün yapılan açıklamalarda, 500 kişi ile başladığı iddia edilen müzayede, Murat Ongun’un anlatımında ise, “karşımızda ilk bakışta 6-7 kişi vardı” şeklinde..

Bütün rivayetlerin ittifak ettiği anlatımda ise, pey artıranlar son kertede iki kişiye kadar inmiş..

Hani bazı uyanıkların aklına bir şey gelir diye..

İsmail Saymaz hemen kafayı uzatmış yandan: “Portre ile Sabancı Müzesi de ilgileniyordu. Hatta satışa da girmişler. Ama fiyatı yükseltememişler. İBB’nin almasına da çok sevinmişler!”

Hah işte.

Şimdi inandım, bu portrenin Bellini’ye ait olduğuna..

Yoksa, koskoca Sabancı Müzesi enayi mi, o açık artırmaya girsin..

Girmiş ama, çıkamamış mı?

Çıkamaz tabii..

İBB kadar zengin mi, Sabancı?

Dolayısıyla, İBB’de kalmış ihale..

İhale deyince, bu işin ilanı, bu kadar paranın yurtdışına çıkarılması için resmi makamlardan izin alınması falan mı?

Karıştırmayın oraları..

Fatih’in resmini bulmuşuz, hemen almamız lazım..

Yoksa..

İstanbullu ne yapar, ne yer, ne içer? Açlıktan ölür sonra.. Bu kadar insanın açlıktan ölmesine vicdanınız katlanabilir mi?

Biz dönelim Murat Ongun’un dilinden, alımın sonraki hikayesine..

Ekrem İmamoğlu’nun, “İstanbul’a yakışır.. Bir bakalım, araştıralım, katılma koşulları neymiş” talimatı sonrasında, Murat Ongun katılma koşullarını istetmiş.

“Bir; enayi olmanız, biraz da bol keseden harcayacağınız paranız olması yeter. Ha bir de, her yaptığınıza alkış tutacak dalkavuklarınız olmalı” koşullarını görünce.. 

Hemen atlamışlar..

“Bu portre, bize yakışır. Bu koşulları sadece biz taşıyoruz” demişler..

 Ve çok gizli tuttukları en yüksek pey miktarını da, 1 milyon sterlin” olarak belirlemişler..

Kıran kırana pey artışında, İBB temsilcileri öyle stratejiler geliştirmişler ki, rakip alıcıyı, 10 saniyede verilen karşı tekliflerle öyle boğmuşlar ki..

Sonunda Fatih ve karşısındaki meçhul kişinin portresi İstanbul’da kalmış..

1 milyonu gözden çıkarttıkları için, portreyi 770 bin sterline alarak, 230 bin sterlin kâr etmişler..

Gördünüz mü, başkan dediğiniz böyle olur işte..

Bir tek kalemde, tam 230 bin sterlin, İBB’ye kâr ettirdi.. İsrafı nasıl önledi gördünüz mü? 

Şimdi bundan sonraki süreçte ne olacak?..

Önce Fatih’in karşısındaki kim, o belirlenecek..

Yoksa.. Portreyi görmeye gelen herkes soracak: “Bu Fatih de. Karşısındaki kim?”

Ne cevap verebilirsiniz ki?

Cem? İshak? Fatih’in gençliği. Bellini.. 

Ulan kafayı yiyeceğim şimdi..

Açalım 230 bin sterlinlik bir ihale, verelim CHP’li birine.. Bulsun bize, Fatih’in karşısındaki kim?

Resimde Fatih diye çizilenin, Fatih olmama ihtimali mi?

Onun ihalesini de, sonra açarız.. Şimdi sırada, “temel atmama töreni”miz var”!

Google+ WhatsApp