Bu CHP’lilerde azıcık akıl olsa!

Bu CHP’lilerde azıcık akıl olsa!


Dindar nesli sürekli aşağılarlar..

“Bunlar sorgulamaz. Kendilerine sunulana tartışmadan biat ederler” derler..

Dindar insanlarda sorgulama kültürünün hiç olmadığını iddia ederler..

Buradan yola çıkarak..

Dindar insanların bilim de yapamayacağını iddia ederler.

“Çünkü bilim, şüphe duymaktır. Şüphe olmazsa, sorgulama olmaz. Sorgulama olmazsa, bilim olmaz..” der, kendi uydurdukları mavalları topluma da dikte etmeye çalışırlar..

Oysa bizim inandığımız Allah’ın kitabında..

Sorgulama öylesine tavsiye edilmiştir ki..

Hz. İbrahim’in, Allah’ı bulmak için yaptığı sorgulamalar aktarılmıştır..

Önce yaratılmışları, yaratıcı gibi sanma..

Mesela, yıldızları yaratıcı sanma.. 

Sonra ondan vazgeçip, “Ay olmalı” diye düşünme.. 

Sonrasında güneş.. 

Sorgulama üstüne sorgulama..

Ve en nihayetinde, “Bunların hepsini yaratan bir ve tek yaratıcı olmalı” inancına ulaşma..

 Sosyalizmi bize reçete olarak sunanlar ne derlerse desinler..

İnanan insan, sorgular..

İnanan insan, şüphe eder. Şüphe eder ki, azıcık bir şüphe bile duyulamayacak kadar kesin olan Allah inancına da ulaşabilsin..

Bu sorgulama, sadece yaratanı bulmada değildir..

Hayatımızın her alanı, benzer sorgulamalar barındırır.

Şüphe ederiz..

Sorgularız..

Sürekli özeleştiri yaparız..

Kendi acizliğimizi hatırlayıp..

Yaratanın yüceliğine daha güçlü şekilde iman ederiz..

Ama kendilerini dev aynasında görenler.

Bilimin her şeyi çözdüğünü sananlar..

Haşa.. Sümme haşa.. “Tanrıyı da insan yarattı” diye algı oluşturmaya çalışanlar..

Kendilerinin şüphecilik sayesinde, gerçeğe, kesin gerçeğe ulaştıklarını iddia edenler..

Bu sayede yanılmadıklarını, hata etmediklerini, hep doğruya ulaştıklarını söyleyenler..

Bakınız somut bir örnek..

En baştan aktarayım..

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, bir paylaşımında, “Üreticinin elindeki limonları alarak, onlara destek olduk” açıklaması yapınca..

Kimi zaman AK Parti’ye..

Kimi zaman CHP’ye..

Nerede menfaat varsa oraya yaklaşan bir uyanık da..

Bir limon bahçesinde..

Bir üretici ile görüntülü röportaj yapmış..

Aslında röportaj demeyelim..

Bir tiyatro oynamış..

Çiftçiyi konuşturuyor..

Çiftçi, Ekrem İmamoğlu aleyhine laflar ederken..

Bir ara kameramana “Mahmut abi” deyince..

Kameraman görüntü alma işlemini durduruyor..

“Olmaz, abi mabi yok” diyor. 

Sonrasında da..

Bir tüyo veriyor..

“Ekrem, yandaşlarından limonları aldı demelisin” hatırlatması yapıyor.. Sonra görüntülü röportaj tekrar kaldığı yerden devam ediyor..

Ramazan’dayız ama..

Oruçluyuz ama..

Vucüdumuz biraz bitkin ama..

Olayı çakmış olmalısınız..

Bir çiftçi..

Karşısında kamera ile onu çeken kişi..

Bu iki kişiyi çeken, ama kendisi görünmeyen bir üçüncü kişi..

Böyle bir mizansen hazırlanmış.

İki kişinin röportajı tiyatro değilmiş de.. Gerçekmiş..

Üçüncü kişi de onları gizli çekim ile kaydediyormuş gibi bir görüntü verilmiş..

Sonuçta..

Biz öndeki iki kişinin röportajının “Mahmut abi” kısmı makaslanarak seyrine daha başlamadan.

“Mahmut abi”li kısmını da içeren, röportajın başını, sonundaki boş kısmı da izleyebileceğimiz, kameramanı da görebildiğimiz, üçüncü kişinin çekimini Canan kaftancıoğlu’nun sosyal medya hesabından izlemeye başladık.

Ne diyor Canan Hanım?

“Şovu da rolü de kim yapıyor daha iyi anlayabilmek için buyrun öyleyse.. Ne yaparsanız yapın #HalkınBelediyeleri vatandaşa hizmet etmeye devam edecek.”

Canan Hanım’ın takdimi şu:

Daha önce AK Parti’ye yanaşan.. Son seçimde Millet İttifakı için çalışan. Ama Millet İttifakı lehine çalıştığı soruşturulup, araştırılıp bulunursa, Canan Hanım’ın tüm senaryosu boşa çıkacağı için. O kısmı araştırılmadan.. Canan Hanım’ın Twitter hesabından paylaşılan görüntülerin, “Ekrem İmamoğlu’na çamur sıçratmak için, çiftçiye yalan söyletilen bir mizansen” olduğu anlatılıyor..

CHP’li Canan Hanım soruşturmamış..

Hiç şüphe duymamış.. Kendisine gönderilen görüntünün, AK Parti’ye akın medya organlarında yayına sokulmadan..

Kamera arkasını gösteren üçüncü kişinin görüntüsünün kendisine yollanmasının arkasındaki sebebi araştırmadan..

Bodoslama, olaya girmiş..

“CHP aleyhine böyle mizansenler hazırlanıyor.. Çiftçilere yalanlar söyletilerek, Ekrem İmamoğlu itibarsızlaştırılıyor” demiş..

Aklına şu hiç gelmemiş..

Böyle kamera arkası görüntülerin piyasaya sunulması..

İlk kamera ile yapılan çekimlerin piyasaya çıkmasının bir ay sonrasında.. Bir yıl sonrasında.. Bazen yıllar sonrasında olur..

“Aaaa.. Biz halbuki ne zannetmiştik.. Oysa işin doğrusu ne miş” diye..

Kameranın çektiğinin, bir de kamera arkasından yapılan çekim ile gerçeğini öğrenirdik..

Burda ne oldu?

Daha kamera çekimini izlemeden.

Kamera arkası çekimi piyasaya çıktı..

Ama bunu, CHP’li çok bilmiş siyasetçiler, akledemeden.. “Bu işte bir oyun var. Biz dolduruşa mı geliyoruz acaba” demeden..

“Bakın bakın. Bizim aleyhimize nasıl ısmarlama/mizansen röportajlar yapılıyor” diye, piyasaya sundular..

AK Parti Mersin İl Başkanlığı, kamera çekiminin de, kamera arkası çekiminin de, hepsinin mizansen olduğunu açıkladı..

Röportajdaki “Mahmut abi” açıklama yaptı, “Bir şaka yapmak istedim” dedi..

Ama bu arada..

Sözcü’sünden karanlık odasına, T24’üne, Cumhuriyet’ine kadar bütün solcu medya.. Bilime aşık gazeteciler..

Bir uyanığın “röportaj/röportajın kameralı çekimi/röportajın kameralı çekiminin kamera arkası” görüntülerini gerçek zannedip, “Bakın bakın.. AK Partili Mahmut, CHP’li belediye aleyhine konuşturmak için, çiftçiye söyleyeceklerini nasıl öğretiyor” diye haberler yaptılar..

Yalancının mumu söndü mü?

Söndü..

Yatsıyı bekledik mi?

Beklemedik..

Bu yalanın tutar yanı yoktu çünkü..

Bütün CHP’liler, bütün solcu medya rezil oldu..

Oysa “AK Partililer suçüstü oldu” diye ne güzel haberler yapmışlardı..

Kendileri suçüstü oldular..

Google+ WhatsApp