Bu; bilim adamı ise, olmaz olsun!

Bu; bilim adamı ise, olmaz olsun!


“Boston College Biyoloji Bölümü’nden Asistan Profesör” diye tanıtımını yapmışlar..

Harvard’da da 7 yıl çalıştığı notunu aktarmışlar..

“Profesör unvanını, asistan eklemesi ile de olsa, ısrarla ismin önüne getirdiklerine göre, var bu işin içinde bir riyakarlık” dedim, kendi kendime..

“Doğru bilgi aktar, objektif analiz yap.. İstersen sadece asistan ol.. Niye profesör eklemesi yapma ihtiyacı hissediyorsun ki? Profesör değilsin işte” diye düşündüm, bu noktayı es geçtim..

Asistan profesörden alıntılarla yapılan haberi, Cumhuriyet’ten okuyoruz.

İfade şu: “Emrah Altındiş, Türkiye’de vaka ve ölüm sayılarının 3 günde bir 2 katına çıktığına işaret etti.”

Bu ifade yetmemiş, insanları daha fazla korku ve telaşa sevketmek için şu ifade de kullanılmış: “Virüsün yayılmasını engelleyemezsek tsunami iki hafta sonra çok sert bir şekilde bize çarpabilir!”

“Bilim adamıdır. Asistan profesördür.. Bostan korkuluğu değil ya bu, adam Boston College Üniversitesi’nde öğretim üyesidir” deyip, Asistan Prof. Emrah Altındiş’in sözlerini merak edenlere, bir cümlesini daha aktarayım: “Ben ilk başta İtalya gibi olabileceğini tahmin ediyordum. Öyle olmadı, daha kötü oldu.”

İşte bu noktada, sabrımız taşıyor..

Şaşırıyoruz, “Daha kötü” denilen tablodan kasıt nedir diye merak ediyoruz..

Asistan Prof. Emrah’ın sözlerini daha dikkatlice okuyoruz:

“25 Mart’ta 109 kişi, 28 Mart’ta 108, 31 Mart’ta 114, 3 Nisan’da 425 ölüyor. Vakalara baktığınızda ise 27 Mart’ta 6 bin, 31 Mart’ta 13 bin, 4 Nisan’da 24 bin olmuş. Ölüm sayısı her 3 günde bir iki katına, vaka sayısı da her 4 günde bir iki katına çıkıyor, bizim kısıtlı testlerimize rağmen. Dünya ile karşılaştırdığımızda bizdeki vaka yükselişi, birinci vakadan sonraki vaka yükselişini karşılaştırdığımızda İtalya’dan çok daha sert.”

25 Mart’ta 109 olan ölü sayısı, 28 Mart’ta, üç gün sonra nasıl olur da 108’e iner, ayrı bir konu.. Verdiği rakamlarda, toplam ölüm sayısını mı söylüyor, yoksa günlük ölümü mü, anlatımdan çıkartamıyorsunuz ama..

Bakanlığın açıklamaları ile karşılaştırıyoruz.. 3 Nisan’da 425 olan rakam, toplam ölüm sayısını gösteriyor.

Dolayısı ile verdiği rakamların toplam ölüm sayısı olduğunu kabul edip söylüyorum: 25 Mart rakamı da yanlış. 31 Mart rakamı da yanlış..

25 Mart’ta ölü sayısı 105 değil, 61..

31 Mart’ta toplam ölüm sayısı 114 değil, 168..

7 Nisan’da röportaj veren bir asistan profesör, niye 3 Nisan’a takılır kalır, onu da siz tahmin edin.. (İlk ihtimal, rakam hoşuna gitmemiştir. “Çok daha fazla Türk ölsün.. Çok daha fazla” diye tamtam dansları yaparken, hayalleri kursağında kalmış olabilir.)

Geçelim vaka sayısına..

Ölü sayısını vermeye 25 Mart’tan, o da yanlış rakamla başlatan asistan profesörümüz, işine geldiği için olsa gerek, vaka sayılarını ise 25 Mart’tan değil, 27 Mart’tan başlatmış..

“27 Mart‘ta 6 bin.. 31 Mart’ta 13 bin.. 4 Nisan’da 24 bin olmuş” diyor.

Küsuratları dikkate almazsak, bu sefer rakamları tutturmuş..

Ama yapılan test sayısındaki korkunç yükselişi hiç dikkate almamış. İlk günlerde 3-4 bin test yapılırken, günlük 7 bin-10 bin test sayısına çıkıldığı, hali ile tespit edilen vaka sayısının da artacağı gerçeğini görmezden gelmiş.. 

Yine de.. “İtalya’dan daha kötü” dediği için bahsettiği ülkenin rakamlarına bakalım..

6 bin rakamına ulaştıkları tarihten sonrakileri, İtalya’nın rakamlarını, asistan profesörün Türkiye için yaptığı gibi, 4 gün aralıkla aktarayım:

12462.. 24747.. 41035..

Görünen o ki, orda da rakamlar ikiye katlanarak gitmiş. (Sadece son rakamları iki mislinden birazcık az..)

Ama önemli olan ölüm sayısı.

O zaman bir de İtalya’nın ölüm rakamlarına bakalım.. İlk gün 7 olan ölüm sayısı, sonraki gün 10, sonra 12, sonra 17, sonra 21, sonra 29 olmuş.

Sonraki rakamlar da gün be gün şöyle: 34, 52, 79, 107, 148, 197, 233, 366, 463, 631, 827, 1016.. 

Asistan profesör, bizdeki ölümlerin, üç günde iki katına çıktığını söylüyordu.. İtalya’dakinde ise, üç katına çıktığı görülüyor..

Hani İtalya’dan kötü idik?

İşte tam bu noktada, dayanamıyorum, “İnsan bu kadar kötü olamaz” diyorum. “Bir bilim insanı, bu kadar rakamlarla oynayamaz” diyorum..

“Kim bu Asistan Prof. Emrah” diye bakıyorum..

Yanılmadığımı görüyorum..

Bu adam, bilim adamı falan değil..

Bu adam, fanatik bir Türkiye düşmanı..

Twitter hesabında, Berkin Elvan ve diğer Gezi’cileri sabitlemiş.

“Sabitlesin, ne olmuş?” diyebilirsiniz. 

Diğer paylaşımlarını görmemiş olsam, ben de belki size katılabilirdim..

Peki şuna ne diyeceksiniz:

“10 Ekim 2019. Suriye’de AKP-MHP-CHP-İyi Parti koalisyonunun birlikte sürdürdükleri, Kürt halkına karşı başlatılan operasyonunun ilk katliamı Suruc’da, ikincisi  #10Ekim’de Ankara’da #SAVASAHAYIR  diyen insanlarımıza karşı yapıldı. Cesur insanlarımız herşeye rağmen #baris istemeye devam ediyor.”

Çaktınız değil mi?

Bir yandan koronavirüs ile mücadele ederken, dün Diyarbakır’dan gelen acı haberden öğrendiğimize göre, 5 Kürt vatandaşımıza bombalı saldırı yaparak katleden PKK’lılar var ya..

O PKK’lıları savunuyor, asistan profesör..

Ve.. PKK’nın/PYD’nin Kürt düşmanı olduklarını gizleyip, onlara karşı yapılan mücadeleyi de, Kürtlere yapılmış mücadele gibi göstermeye kalkışıyor.

Barış istiyorsan bre densiz..

PKK’ya söylesene.. Söyle ki, dün 5 kürt vatandaşımızı niye öldürdüler? 

Hem de böylesi bir süreçte, niye bombalı saldırı yaptı?..

Asistan profesörün paylaşımlarına baktıkça fıttırıyorsunuz..

13 Ekim 2019 tarihli paylaşımı şöyle: “Bu fotoğrafta bulunan siyasetçilerin (+Aksener) baslattıkları ortak işgal hareketi ile Türkiye’ye sunabilecekleri bir demokratik/özgürlükçü perspektif olmadığı ortaya cıkmış oldu. Ekonomik krizin üstü ölümler ile kapatılırken, yeni bir milliyetçi cephe hükümeti de kurulmuş oldu.”

PYD’ye karşı yapılan harekat, işgal harekatı imiş.. Türk ordusu da, işgalci!.

Atatürkçü olduğunu iddia eden Cumhuriyet gazetesi, işte bu adamı konuşturuyor. 

Bu da aynı tarihli paylaşımı: “Umuyorum bu korkunc #BarisPinariHarekati Turkiye derhal durdurur.”

30 Aralık tarihlisini vereyim, pislik zirve yapsın:

“Star ve Gunes gazeteleri hak ettikleri gibi tarihin çöplüğüne gitmisler. Bu yayin organlarini destekleyenler de umuyorum kendilerini takip edecek 2020’de.”

Daha ne diyeyim?

“Böyle olacaksa, olmaz olsun bilim adamlığı!”

Google+ WhatsApp