Bu Acıların ve Çaresizliklerin Daha Ötesi Olamaz

Bu Acıların ve Çaresizliklerin Daha Ötesi Olamaz


Sosyal medya alanının insanı bu denli daraltacağını ve üzeceğini düşünemezdik. Faysbookta bir sınırlılık var. En çok beş bin kişi görünebiliyor. Bu beş bin kişilik alan bir toplumun ortak bir görüntü göstergesi. Kamuoyu araştırmaları da en çok bu kadar sayı üzerinde bir araştırmada bulunabiliyor. Beş bin kişi bir ülkenin seçilmiş denekleri gibi. Elbette diğer alanlar da var. Biz ancak bunun üzerinde bir değerlendirme ve yorumda bulunabiliriz.

 

Bir de haber siteleri, gazetelerin sayfaları da artık bu alanda. Tez elden burada birçok bilgi anında yansıyabiliyor. Türkçe konuşulan bir dünyada neler olup bittiği, nasıl bir ruh hali olduğu görülebiliyor ve anlaşılabiliyor. Artık Korona dönemindeyiz. Öncesindeki bu dünya ile içinde bulunduğumuz şu dünya çok farklı. Birinde sınırsızlıklar, neredeyse hemen her şey var iken korona döneminde tamamen yüzü ve görünüm değişmiş bulunuyor. Yüzü asık, mutsuz, gerilimli ve tedirgin. Sürekli günlük bilgiler akıyor. Ve bu, bir yanıyla bir gazetede olduğu gibi, ölüm duyurularının olduğu bir alana da dönüştü. Güzel haberlerin yanında acılı haberler insanın canını yakıyor. Acılar çok ciddi anlamda hissedilebiliyor. Çünkü insanlığın ortak sorunları, dertleri ve yakınmaları var. Hemen her insan bir bekleyişte. Acılı haberler yansıyınca insanın içi daha çok yanıyor ve acı çekilebiliyor.

 

Genelde, siyasal gerilimler hesaplaşmalar, birbirine akıl vermeler, haberleşmelerin yer aldığı bir alan. Çok iyi tarafları olduğu gibi olumsuzlukları da gereğinden fazlaydı. Kimi zaman yakınıyorduk. Ben bir tanımlamada bulunmuş, yazmıştım bu alan için: “Gayya kuyusu”. Bu kuyunun önü sonu belli değil. Paylaşılanlar kim zaman ya derinden izler bırakıyor, sarsıyor ya da kimi zaman hiçbir iz bırakmadan yitip gidiyor. Korona döneminde bu alan bambaşka bir yüze büründü. Güneydeki savaşlarda veya kimi uluslararası çekişmelerde insanları duygusal yönleri ağır basar simge olan şeyler öne çıkardı.

 

Şu an insanlık bireysel olarak kendi derdinde. Hamaset söylemlerine rastlanmıyor. Eşitlenmiş bir dünyada, ırkçılar da mezhepçiler de, siyasal fanatikler de o tutumlarından uzaktırlar. Çünkü yaşananlar bambaşka duygular oluşturuyor. İngiltere başbakanı yoğun bakımda. Korona öncesi futbol ve sporun o devasa büyük ticarî kurumların yöneticileri, aktörleri bir anda kendilerini ya karantinada ya da yoğun bakımda buluyorlar. Ve bir anda, ölüm haberleri geliyor. Dev kulüplerin yöneticileri, gazetelerin patronları, kimi siyasiler ve çok ünlü sporcular bu durumdan ayrı, eski deyimle vareste değildirler. Yani ayrı konumda bulunmuyorlar.

 

Dün sayfamızın ortak üyelerinden bir aziz dostumuz kızı için dua dileğinde bulundu. Yoğun bakıma kaldırılan hastanın haberinin üzerinden henüz yirmi dört saat geçmeden acı ve kara haber anında yansıdı. Tanıdıklarımızın ve bildiklerimizin acıları içimizi yakıyor ama asıl canı yananlar en yakınları. Tıbbın önde gelen hocaları da bu durumdan kurtulamıyorlar.

 

Şu günlerde kimse kimseye düşmanlık besleyemiyor. Bu alanı bir beddua aracı olarak da kullanamıyor. Kimsenin kimseye hıncı ve hırsı burada karşılık bulamıyor. Kendilerini yeterince koruma altında tutanlar bir yere kadar sakınabiliyorlar. Fakat öyle bir durum ki bu zehir bir yerde, beklenmedik bir anda ortaya çıkabiliyor. Kimi siyasal –okurlarım beni bağışlasın, tarzım değil ama- hırlaşmalar bile insanda ikrah duygusu oluşturuyor. Hele az durun, sabredin ve ortak bir dayanışma ve dil ile birbirinize yaklaşın. Ortamı germeyin, işleri kolaylaştırın. Bakın ki sizler de evinizden dışarı adım atamıyorsunuz. Korku dağı sizi de sarmış bulunuyor. İnsanların dünyasını karartmayın.

 

Ölüm elbette hak ve elbette tecelli olan yerini bulacak. Bir virüsün bir anda eşitler dünyasında bu kadar etkili ve sarsıcı olacağı beklenmiyordu. Yeryüzünü saran bir ölüm dalgasıdır bu.

Google+ WhatsApp