“Bravo gazeteci”

“Bravo gazeteci”


“Bravo gazeteci”

 

 

Rahmi Turan’ın bir haftadır tartıştığımız “müthiş haber”i de aslında, “Bravo gazeteci” başlığı atılacak köşe yazısı idi..

“Başyazarımız Rahmi Turan’ın ortaya çıkardığı” diye gireceklerdi söze..

“Büyük gazetecilik başarısı olarak..” diye devam edeceklerdi..

Olmadı..

Bu sefer yediremediler..

Yutturmaya çalıştılar..

Halk yutmadı..

“Erdoğan’ın yoğun bir gününe denk gelir, belki es geçer, üzerinden zaman geçtikten sonra açıklama yaparsa da, ‘Şimdiye kadar neredeydin’ deyip baskın çıkarız” diye düşündüler..

Planladıkları gibi çıkmadı..

Şimdi Rahmi Turan’ı gözden çıkardılar..

Rahmi Turan’ın yanında, Sözcü’nün de iflas etmemesi için çırpınıyorlar..

“Rahmi Turan’ın yazısından dolayı, Sözcü’nün hedefe konulması yanlıştır” diye söze girip..

“İddia, sadece Rahmi Turan’ın köşesinde yayınlanmıştır. Gazete aynı iddiayı haber yapmamıştır” ile devam ediyorlar..

Hatta bazı yazarları, “Haber bana da gelmişti, ben belgesi yok diye yazmadım” diyerek, şecaat arzederken, sirkatini söyleyen merd-i kıpti örneğindeki gibi, gazetesini farkında olmadan suçüstü konumuna düşürdü..

Olay net..

Başyazarınız, tamamen iftira mahiyetinde bir isnatta bulunuyorsa..

Gazete yönetimi, “Olayın taraflarına soralım, yazınızı bir günlüğüne bekletelim, cevaplarla birlikte yayınlayalım” demesi gerekir iken..

“Danışıklı dövüş”ü bize yutturmaya kalkışıp, “Yazarın yazısını sansür mü etseydik” diyorlar..

O zaman soru şu:

“Sizin yazarlarınızın, köşelerinden, istedikleri kişilere iftira atma hürriyeti mi var? Siz iftira atılması için mi, gazeteyi çıkartıyorsunuz?”

Hani konu biraz unutulsun..

Muharrem İnce’nin yaptığı şikayette, Rahmi Turan’ın savunmasını, Sözcü’nün avukatının yapacağından emin olabilirsiniz..

“Kanka çaktırma.. Biz sana her türlü desteği vereceğiz. Ama şimdi, durumu idare ediyoruz. Okuyucuyu uyutuyoruz” diyerek, bir yandan yazarın yazısından sorumlu olmadıklarını açıklarken, diğer taraftan da yazarın savunulması için ellerinden geleni yapacaklarını, yaşayarak göreceğiz..

Yazarın yazısına katılmıyorsanız..

Alavere dalavere yapacağınıza..

Bir yazarınızın, “Apaçık belgesiz idi” diye nitelediği bir iftirayı yayınlayan diğer yazarınızla yolunuzu ayırırsınız..

“Sözcü’nün yayın ekibinin, direkt bir kusuru yok” deriz.

Ama..

Daha evvel de onlarca vukuatı olan bir kişiye verdiğiniz köşeyi sürdürüp..

“Biz onu haber bile yapmadık”  savunması ile olaydan yırtmaya çalışırsanız, kimseyi inandıramazsınız..

Tıpkı..

“Mezardan babam çıksa, bana bir haber verse, belgesini görmeden, teyid etmeden yayınlamam” diyen yine Sözcü gazetesinin yazarı Uğur Dündar’ın, aynı haber için, “Bu haber ‘Uğur Dündar CHP’yi dizayn etmeye mi çalışıyor yorumuna sebep olur, o nedenle girmem’ diyerek reddettim” açıklamasındaki çelişkiyi görenlerin inanmayacağı gibi..

Sizin ilkeniz belgeli haber ise..

“CHP’yi dizayn etme” görüntüsünden kaçınmayı niye gerekçe yapıyorsunuz?

“CHP’yi dizayn etme görüntüsü” vermekten kaçınıyorsanız, “belge” muhabettine niye giriyorsunuz?

Daha önemlisi..

O haberi, “CHP’yi dizayn etme görüntüsü vereceği” için yapmıyorsanız..

Aynı gazetedeki yazarınız, o haberi yaptığında, “Sen CHP’yi dizayn etme görüntüsü verdin” eleştirisini yapmaktan niye kaçınıyorsunuz?

“Bir trafik kazası olmuş. Olmuş bitmiş” muhabbeti ile, olayı kapatmaya niye çalışıyorsunuz..

Yazarınızın bu “dizayn etme” girişiminden dolayı bir bedel ödemesini niye sağlamıyorsunuz?

Daha dahası..

Gazete olarak böylesine vahim bir suçunuzdan bile..

Kendinize nasıl itibar sağlamaya kalkışabiliyorsunuz?

Evet, yapılan aynen bu..

Sözcü ekibi, “Biz haber yapmadık ki..” diyerek..

Uğur Dündar da, “Ben yazmadım” diyerek..

Kendi lehlerine “dürüstlük” puanı oluşturmaya çalışıyorlar..

Öyle ki..

Uğur Dündar, sosyal medya hesabının tepesine, kendisi lehine Hürriyet gazetesinin yıllar önce attığı “Bravo gazeteci” başlığını sabitlemiş..

Spotunda, “Uğur Dündar devletin bile yapamadığını yaptı ve yılmadan inatla kovalayıp Engin Civan için açılan rüşvet hesabının belgesini ele geçirdi..” ifadelerinin yer aldığı haberle kendisini aklamaya çalışıyor..

Gazete haberine, Uğur Dündar’ın yorumu ise şöyle:

“Bankaların soyulduğu yıllarda ne yaptın diye soran zır cahiller! İşte bunu yaptım: Oku bakiiimmm çocuğum!..”

Ah, ah..

Bu adamların cemaziyelevvellerini bilmesek..

Yalan haberin, Rahmi Turan’la sınırlı olacağını sanacağız..

“Oku bakiiimmm çocuğum!” diyenlere kanacağız..

Devletin yapamadığını yapmış. Rüşvetin belgesini ele geçirmiş..

İyi de..

Bankalar soyulurken, sen Uzan grubunun Star televizyonunda haberlerden sorumlu değil miydin, Uğur Bey?

Engin Civan’ın rüşvet belgesini bulmuşsun.. İyi güzel..

Ne kadardı o rüşvet?

3,5 milyon dolar..

Peki senin patronun Cem Uzan’ın bu devletin sırtına yüklediği para ne kadardı?

3,5 milyar dolar?

Çık..

10 milyar dolar?

Çık..

Tam 15 milyar dolar..

“Bravo gazeteci”lerinin tüm hayatı budur..

Birilerine yanaşır, onların hırsızlıklarını görmez, üstünü örterler..

Birileri ile kavga eder, onların hırsızlıklarını yazıp, kendilerini dürüst olarak takdim ederler..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp