Böyledir, CHP’nin Müslümanlığı!

Böyledir, CHP’nin Müslümanlığı!


Böyledir, CHP’nin Müslümanlığı!

 

 

Kimsenin dinine karışmam..

Herkes istediği gibi inanır veya inanmaz..

Hesabını da sadece Allah’a verir..

Kimseyi namaza zorlamıyoruz.

“İlla oruç tutacaksın” demiyoruz..

Hem İslami olarak bunu yapmak doğru değil..

Hem de bugünkü hukuk sistemi açısından, bu mümkün değil..

Ne yani.. Birisi, bir başkasının zorlaması ile namaz kılarsa.. Oruç tutarsa.. Zorlamayı yapan veya zorla ibadet etmiş gibi görünen.. Sevap kazanabilir mi?

Mümkün mü bu?

İbadetin temeline aykırı bir durum, zorlama!..

Bunun yanı sıra.

Kimse de, bana din dikte etmemeli..

Çocuğumun ne giyeceğine, hangi okula gideceğine kimse karışmamalı.. Karışamamalı..

Bu genel bakış açımı hatırlattıktan sonra..

Gelelim, CHP’nin riyakarlığına..

Bakıyorsunuz, CHP’nin adaylarına..

Eyüpsultan’da seçim öncesinde Yasin okuyor.

Seçim sonrasında bakıyorsunuz..  Dini Yayınlar Fuarı’nı engelliyor..

Ekrem Bey, seferilik savunması yapacak ama..

Yanında, seferi olmayan CHP’liler de var..

Ramazan’ın ikinci gününde, hep birlikte, gelsin çaylar, börekler..

Nasıl bir iş bu?

İzah edilmesi gerekmez mi?

Tabii ki, yukarda girişte belirttiğim gibi..

CHP’lilerin oruç tutup tutmamaları beni ilgilendirmez..

Ama..

“İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nden naklen yayın yapıyorum” diyerek afra tafra yapanlar..

“Şeffaflık” sözü verenler..

“Biz halkımızı aldatmayacağız” diyenler..

Ramazan’ın birinci günü, iftarı bir vatandaşın sofrasında yaptığına dair görüntüleri paylaşanlar..

Halkın önünde “Ben oruç tutuyorum” dedikten sonra..

Kapalı kapılar ardında, çay içiyorlarsa..

Burda bir “ahlak” sorunu vardır..

Burda bir “aldatma” var demektir..

Olay Ekrem İmamoğlu ile sınırlı da değil..

Dün CHP Çorum Milletvekili de, TBMM kürsüsünden su içme pozu verdi..

Osmanlı’da, gayrimüslimler bile..

“Nezaketen” oruçluların yanında yiyip içmezlerken!

Bizimkiler..

TBMM kürsüsünden..

Sanki çöldeki bedevi gibi, susuz kalmışlarcasına..

Suyu içiyorlar..

Sonra da.

“Size ne size ne? Burası şeriat devleti mi? Burası laik cumhuriyet” diyorlar..

Şuna varım..

Seçmenin önüne gittiklerinde de..

Ramazan günü suyu devirsinler..

Ardından da..

“Kızmaca yok kardeş. Burası laik cumhuriyet” desinler..

Bizim de diyecek pek bir şeyimiz olmaz..

Ama..

Seçim öncesinde, genel olarak söylüyorum..

“Regaib Geceniz mübarek olsun” paylaşımları yapıp..

Seçimde ön planda duranlar, camiden ayrılmayıp..

Cuma namazları kılarken fotoğraflar çektirip..

Sonra da.

Ramazan günü, insanların önünde yiyip içiyorlarsa..

Seçim öncesinde, insan haklarının çok ötesinde söylemle karşımıza çıkıp.. 

Daha daha fazlası ile.. 

“Hayvan hakları” diyorlar, ve..

Seçimden sonra ise..

“Suriyelileri kovacağım tabii. Gitsinler kendi ülkelerine” diyorlarsa..

Bu CHP’liler..

Hem siyasi kimliklerini sorgulamaları gerekir..

Hem dürüstlüklerini sorgulamaları gerekir..

Hem de, artık gösteriş için olduğu ortaya çıkan “ibadet”lerini sorgulamaları gerekir..

Bunlar, olayın bir cephesi..

Bir de..

Bu CHP’lilere şirinliğe soyunan dindar kardeşlerimiz var..

Mesela..

Benim Saadet Partili, Antalya’dan Avukat Ali Aktaş kardeşim. 

Bunlara inandığı için mi?

Yoksa..

Siyaseti tabulaştırdığı için mi?

CHP’nin İstanbul adayı, taşınmaz kralı Ekrem İmamoğlu’nun parası yokmuş gibi..

Seçimde kullanması için, CHP’nin adayına para yardımı yapmış...

Rizeli köylü teyzemizin, CHP milletvekili adayının, seçim öncesinde oy toplamak için yaptığı köy ziyaretinde.. Çeşmeden doldurup, taşıdığı suyu döküp, “Ben o su ile abdest alamam.. Namaz kılamam. CHP’linin taşıdığı su ile abdest kabul olur mu? Bu ülkede binlerce kızımızın başındaki örtüye el uzatanların taşıdığı su ile abdest kabul olur mu?” diyerek gösterdiği hassasiyetinden uzak bir tavırla..

Saadet Partisi’nin genel merkez binasına CHP’lilerin para yardımı yapmasına çağrıda bulunmuş..

Aklımızı mı yitirdik biz?

Yüzyıllar mı geçti, 28 Şubat sürecinin üzerinden?

Başka bir dünyada mıydık biz, Necmettin Erbakan iktidardan indirildiğinde?

Kim yaptı o işkenceleri bize?

Hafızamızı mı kaybettik?

Yoksa..

Bu işlerin arkasında, aklımızın ermediği, bir “derin” boyut mu var?

 

yeni akit

Google+ WhatsApp