‘Böylece reel ekonomi daha fazla sermayeye ulaşabilecek’

‘Böylece reel ekonomi daha fazla sermayeye ulaşabilecek’

İslam İktisadı Araştırma Merkezi (İKAM) Direktörü Taha Eğri, Türkiye, İslami finansın merkezi olursa küresel bir güç olur, Türkiye açısından hem ekonomik hem de siyasi bir prestij sağlar dedi.

İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı çatısı altında faaliyetlerini yürüten İslam İktisadı Araştırma Merkezi (İKAM) Direktörü ve Kırklareli Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Taha Eğri, “İstanbul’un İslami finansın merkezi olması hiç şüphesiz siyasi, politik, küresel gücü beraberinde getirecek. Türkiye, İslami finansın merkezi olursa küresel bir güç olur.” dedi.

Eğri, “İslam Ekonomisi ve Finansı Söyleşileri” kapsamında AA muhabirine, İslam iktisadı ile kapitalist ekonomi arasındaki farklara, katılım bankacılığı sektörüne ve Türkiye’nin İslami finansta merkez ülke olma potansiyeline ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İslam ekonomisi ve kapitalist ekonomi kavramlarının farklı dünya görüşlerinin iktisadi boyuttaki yansımalarını ifade ettiğini belirten Eğri, iki sistemde insanlığın ortak tecrübesinin gereği benzerliklerin bulunabileceğini söyledi.

Eğri, İslam ekonomisinin kapitalist sistemin tek alternatifi pozisyonunda olduğunu vurgulayarak, “İçinde bulunduğumuz ekonominin kodlarını iyi anlamak ve bu kodlardan bağımsız, özgün bir sistem inşa etmek gerekiyor. Mevcuda alternatif olabilmek, bir vazgeçişi de içerisinde barındırır. Tüketim çılgınlığından, borç temelli tüketim alışkanlığından, sınırsız ihtiyaç duygusundan, kapitalist piyasanın aşırı finansallaşmasından vazgeçebilmeliyiz.” diye konuştu.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) krizinin aşılmasında İslami finans enstrümanlarının önemine değinen Eğri, İslami finansın özellikle spekülatif finansal araçlardan uzak bir sistem olduğunu belirtti.

“İslami finansın merkezi olmak siyasi prestij sağlar”

Taha Eğri, İstanbul’un tarih boyunca bulunduğu konum itibarıyla her zaman göz önünde olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Bugün finansın siyasi, politik, küresel bir güç demek olduğu bir sistem içerisindeyiz. İstanbul’un İslami finansın merkezi olması hiç şüphesiz bu gücü de beraberinde getirecektir. Türkiye, İslami finansın merkezi olursa küresel bir güç olur. Türkiye’nin güçlü kurumsal altyapısı bu alanda önemli fırsat. Hem batılı kurumlar hem de Müslüman toplumla olan ilişkileri bulunmakta. Bu ilişkilerin koordinasyonuyla İstanbul bir kesişim noktası haline gelecektir. Türkiye açısından hem ekonomik hem de siyasi bir prestij sağlayacaktır. Fakat en önemlisi faizsiz finansal araçların ülkemizde yaygınlaşmasını sağlayacaktır. Böylelikle reel ekonomi daha fazla sermayeye daha kolay ulaşabilecektir.”

Eğri, üretimden kopuk, toplumsal eşitsizliklere çare olmayan, gelir grupları arasındaki makası azaltmayan, sermayesi olmayana imkan tanımayan bir finansallaşmanın hiç şüphesiz İslam’ın değerlerine ters düştüğünü söyledi.

İslam ekonomisi ve finansı çalışmalarına yönelik ilginin giderek arttığını aktaran Eğri, “Nitekim yapılan çalışmaların sayısı da bu trende uyum sağlıyor. Üniversiteler bünyesinde ve sivil olarak faaliyet gösteren araştırma merkezleri burada taşıyıcı role sahip. Ancak kavramsal derinliği yüksek olan çalışmalara ihtiyacımız olduğunu söylemek gerekiyor. Dilin inşa edici bir gücü olduğu göz önünde bulundurulduğunda, küresel piyasa ekonomisi kavramlarıyla İslam iktisadı çalışmak sağlıklı bir durum değildir. Bu alanda çalışan ve çalışmayı düşünen genç araştırmacıların bu öneriyi dikkate almasında fayda görüyorum.” ifadelerini kullandı.

Bugün hakim paradigmayı ifade eden küresel piyasa sisteminin Avrupa’da yüzyıllarca süren ciddi entelektüel tartışmalar sonucu şekillendiğini kaydeden Eğri, İslam ekonomisi için de böyle bir çabanın gösterilmesinin hayati ve gerekli olduğunu sözlerine ekledi.

Google+ WhatsApp