Böyle sosyal demokrata can kurban!

Böyle sosyal demokrata can kurban!


Başkanlık sistemine geçiş referandumunda, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “mühürsüz oylar” üzerinden çıkarttığı tartışma ve sonrasında YSK üyelerini çetecilikle suçlaması sırasında, ben de bir yazı kaleme alıp, “YSK’daki 4 YARSAV üyesini biliyor muydunuz?” diye sormuştum.

CHP Genel Başkanı, YSK üyelerini çetecilikle suçluyor ama..

Tayyip Erdoğan lehine, hukuka apaçık şekilde aykırı bir karara imza atılmış gibi bir imada bulunuluyor ama..

YSK’nın tüm üyeleri, AK Partili imiş gibi bir algı oluşturuluyor ama.. 

YSK üyeleri arasında, yargıda solcu hakim ve savcıların kurduğu YARSAV’a üye 4 isim var hatırlatması yaparak, “mühürsüz oy” ekseninde çıkartılmak istenen tartışmanın hukuki olmadığını belirtmiştim.

İşte o 4 üyeden birisi olan Nilgün Hacımahmutoğlu’nun..

Dün, Yargıtay’da yapılan bir duruşmada tanıklığına başvuruluyor..

 O tanıklık sırasında, kendisi tekrar ediyor, “sosyal demokrat” olduğunu..

Ve bugünlerde çokça aradığımız dürüstlüğü, ilkeli duruşu, sosyal demokrat kimliğine rağmen, net olarak ortaya koyuyor..

Bize de, başlıktaki gibi, “Böyle sosyal demokrata can kurban” demek düşüyor..

Daha eski yıllarda, ben ve gazetem hakkında yaptığı suç duyurularını hatırlayarak, Nilgün Hanım belki de, “Sizin takdir ifadelerinize ihtiyacım yok” diyecektir ama..

Biz vazifemizi yine yapalım..

Sosyal demokrat da olsa, dürüst olanları takdir edelim..

İlkeli hareket edenleri, ilkesizlerden ayıralım.. Nedir benim, sosyal demokrat bir yargı üyesine bu övgüleri yapmama sebep olan konu?

Şu:

Adalet Bakanlığı eski müsteşarlarından Birol Erdem’in, Yargıtay’da yürüyen bir davası var.

“FETÖ’ye yardım”la suçlanıyor..

Kendisi ise, “Benim FETÖ ile hayatım boyunca hiç işim olmadı. Tam aksine, FETÖ’nün dişini gösterdiği dönemde, ben onların hukuk dışı operasyonlarına set çekmek için, mücadele verdim” diyor..

Tanıyan arkadaşları, Birol Erdem’in dindar bir kişi olduğunu da açıkça söylüyorlar..

Birol Erdem hakkında yargının vereceği kararı bekliyoruz..

Ama o yargılama sürerken..

Dindar bir HSYK üyesi hakkında..

Sosyal demokrat bir üye, şahitliğe çağırılıyor..

Hem de nasıl bir sosyal demokrat üye?

2010 referandumunda.. Sonraki süreçte.. FETÖ’cülerin hiç hazzetmediği.. Yargıtay’daki eski sol kadronun devamı olarak, 17-25 Aralık operasyonu sırasında HSYK üyesi olan bir yüksek hakimden bahsediyoruz.

17-25 Aralık öncesinde FETÖ’cülerin tuzak kurmaya çalıştığı bir HSYK üyesi..

17-25 Aralık ile birlikte, FETÖ gerçek yüzünü gösterdiği anda..

Birol Erdem ve FETÖ karşıtı bazı üyeler tarafından, “HSYK olarak toplanalım.. 17-25 Aralık’ta dahli olan savcı ve hakimlerin, hatta adli kolluk görevi yürüten o savcı ve hakimlerle birlikte hareket eden emniyet müdürlerinin yaptıkları illegal işlemlerin kanuna aykırılığını tescilleyelim. Yönetmeliği değiştirelim” denildiğinde..

HSYK’daki FETÖ’cü üyelerle birlikte hareket etmişti..

Evet, Nilgün Hanım, o tarihte, 17-25 Aralık operasyonlarının, hukuk içinde kalan bir operasyon olduğu kanaati ile, FETÖ’cü HSYK üyeleri ile birlikte oy kullanmıştı..

Ama bakın bugün..

Yargıtay’da, Birol Erdem ile ilgili şahitlik yaparken, nasıl samimiyetle, nasıl bir dürüstlükle, nasıl net bir söylemle, gerçeği haykırıyor:

“Birol Erdem’le HSYK’da birlikte görev yaptık. Erdem, eski Ankara Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Ethem Kuriş’in, 2013’te görevden alınmasını istedi. Kuriş’in görevden alınmasını ben de istedim. HSYK’da o dönemde, bu sebeple biz dışlandık.”

Nilgün Hanım’ın “Dışlandık” dediği üyeler, FETÖ’cü olmayan sosyal demokrat üyeler..

Dışlayanlar da, FETÖ’cü üyeler..

Buna rağmen, Nilgün Hanım bakın nasıl açık yüreklilikle, kendi hatasını da aktararak, samimi bir şahitlik yapıyor:

“Birol Erdem, o süreçte ‘cemaat’ olarak bilinen örgütün yanlış yaptığını savunuyordu ve bize ‘birlikte hareket etme’ teklifi yaptı..”

Adalet Bakanı’nın müsteşarı olan Birol Erdem, HSYK’daki sosyal demokrat üyelere, “İstanbul’daki bazı hakim ve savcılar, derin bir yapılanma ilişkisi içinde. Onlara karşı, sizlerle birlikte hareket etmek istiyorum” diyor..

Bakın Nilgün Hanım, kendi anlatımı ile, bu teklife nasıl olumsuz yaklaştıklarını itiraf ediyor:

“Biz 5 kişi bu yönetmeliği, safiyane, iyi niyetle yargıya müdahale olarak nitelendirdik. Birol Erdem ise bunun geçmesi gerektiğini savundu. Biz 5 kişi maalesef sonradan örgüt üyesi olduğunu anladığımız kişilerin itelemesi ile orada kandırıldık. Zannettik ki, yargının bağımsızlığı korunuyor. O zaman Birol Erdem FETÖ’cülere, ‘Siz tarihin sayfalarına gömüleceksiniz’ dedi. Biz maalesef bundan çıkarım yapamadık ve bildiriye imza attık. ‘FETÖ’nün oyununa geliyorsunuz, imza atmayın’ diye uyarılmamız gerekirdi. Biz de FETÖ’nün oyununa düştük. Bunu kendime yediremedim.”

Evet, 17-25 Aralık’tan hemen sonraki Türkiye fotoğrafı bu..

FETÖ, sivil iktidara kumpas hazırlamış..

Emniyet ve savcılar eliyle operasyon düzenlemiş..

Bunu gören, FETÖ karşıtı, samimi dindar bazı HSYK üyeleri, “Bu yanlış” demiş..

HSYK’daki sosyal demokrat üyelerden de destek istenmiş..

Ama sosyal demokrat üyeler, FETÖ karşıtı HSYK üyelerine destek vermemiş.

Bunu samimi şekilde anlatıyor, Nilgün Hanım.

Bir sosyal demokrat olarak anlatıyor.

“Kandırıldık” diyor..

Aynen, Tayyip Erdoğan’ın, “Kandırıldık, Allah affetsin” dediği gibi.

Aynı samimiyetle..

Aynı dürüstlükle..

Aynı netlikle..

Bize de, bu dürüstlüğü, alkışlamak düşüyor..

Ama maalesef..

17-25 Aralık’ın üzerinden 7 yıl geçtiği bugünlerde.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı, dün bir mahkemede yine kafayı çıkarmış, “17-25 Aralık tapeleri gerçekti” diyor..

O tarihte yanılgıya düştüklerini, FETÖ’cüler tarafından kandırıldıklarını, yargı bağımsızlığını gözeterek oy kullandıklarını zannederek FETÖ’cüler lehine tavır takındıklarını açıkça belirten bir sosyal demokrat HSYK üyesi itirafta bulunurken.

Türkiye’yi yönetme iddiasındaki CHP’nin başındaki zatın avukatı, hâlâ 17-25 Aralıkta yaşanılanların hukuka uygun olduğunu iddia ediyor..

Hey gidi hey..

Osman Kavala için verilen beraat kararı gerekçesinde bile, “Tapeler illegal” gerekçesine dayanıldığı bir günde..

CHP’nin “17-25 Aralık tapeleri hukuka uygun” algısı oluşturmak istemesi, FETÖ’nün siyasi ayağını, çok net bir şekilde, bize göstermiyor mu?

Google+ WhatsApp