Böyle hukukun!..

Böyle hukukun!..


Böyle hukukun!..

 

 

Kadir Demirel Abi, bir yıl önce, planlanmış bir cinayetle aramızdan ayrıldı..

Aynı olayda, Kadir Abi’nin kızı da ağır yaralanmıştı..

Kendi eşini öldürmeye kalkışan, kayınbabasını öldüren katil hakkında, dün karar verildi..

Toplam 37 yıl hapis cezası..

İnsan hayatı, bu kadar ucuz..

Beşeri hukukta, insan öldürmenin cezası, kendi eşini öldürmeye kalkışmanın müeyyidesi, bu kadar basit..

Mahkemenin kararında da yanlışlar var ama..

Önce kanunun kendi mantığından başlayalım..

Babasını, çocuğunu, kardeşini, eşini öldürenler, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alıyor..

Ama kayınbaba bu kapsama alınmamış..

Sonuçta ağırlaştırılmış müebbet yerine, müebbet ile olay kapatılıyor.

Kadir Abi’nin katiline de, ağırlaştırılmış müebbet yerine, önce müebbet hapisveriliyor.. Sonra indirim ile ceza 25 yıla iniyor..

Eşe yönelik öldürmeye tam teşebbüste ise, katil elinden gelen her şeyi yapmış, ancak öldürme amacına kendi elinde olmayan sebeplerle ulaşamamış..

Kanun bu durumda cezayı, ağırlaştırılmış müebbetten, bir çırpıda (meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre) on üç yıldan yirmi yıla kadar cezaya indiriyor..

Yani somut olayda, katil kendi eşine bıçağı birden fazla defa sapladığı ve onu öldürmek istediği halde, katilin isteği dışında (tabii ki Allah’ın izni ile) hayatta kalıyor.. Ancak günlerce komada kalıyor, aylarca tedavi oluyor..

Kanun, katilin amacına ulaşamadığı bu ihtimalde cezayı 30 yıldan (ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının kanundaki infaz süresi) asgari haddi dikkate alırsak, 13 yıla indiriyor..

Nitekim dün kararını açıklayan mahkeme de, asgari miktara yaklaşarak 15 yıl hapis cezası ile yetiniyor..

Kanundaki absürtlük, mahkemedeki uygulama ile daha da artıyor..

Nasıl mı?

Cinayet aleti, özel bir bıçak..

Cinayet mahalli olan evde bulunmayan, ancak olay sebebi ile failin yanında bulunan, taşınması pek adetten olmayan büyüklükte özel yapım bir bıçak..

Bu bıçağın, Ramazan günü eve getirilmiş olması, planı ispatlamıyor mu?

Bana göre ispatlıyor..

Mahkeme ise, bu konuya hiç girmiyor bile..

Sanki bir cinayet, bir de cinayete teşebbüs, özel bıçak ile değil, her evde bulunan klasik bir mutfak aleti ile işlenmiş gibi kabul ediyor..

İddianamede ceza istemi, tasarlayarak cinayetten olduğu halde, mahkeme aniden gelişen olay sonrasında cinayetin işlendiğine hükmediyor..

Aniden gelişen olay var ise, o özel bıçağın olay mahallinde işi ne idi?

Bekleyip, gerekçeli kararda okumayı ümit edelim..

Eşe yönelik cinayete teşebbüs sebebi ile verilen cezanın takdirinde de, kanundaki absürtlük sürdürülmüş.

Kanun, failin öldürmek için elinden gelen her şeyi yaptığı halde amaç gerçekleşmemiş ise, olayın özelliklerine göre 13 yıla kadar indirtebiliyor..

Hani öldürme amacı vardır da.. Tek bir bıçak darbesi ile öldürmek istemiştir... Hayati organlara yönelik bıçaklama vardır ama, sıradan bir mutfak aleti olduğu için, failin kastına rağmen isteği olmamıştır.. Öldürülmek istenilmiştir, ama failin eli kaymıştır, hayati bir organda tehlikeli yaralanma olmamıştır.. Yaralanan kişi komada hiç kalmamıştır..

Gibi gibi sebeplerle, indirimi en yüksek oranda uygulamak mümkündür.

Ama somut olayda, bıçağın özel yapılmış olması.. Aynı anda kayınbabanın zaten öldürüldüğü, eşe ise hayati organlarda (hatta bıçağın vücuda saplandıktan sonra çevrilme iddiası dahi vardır) ciddi yaralanma oluşturacak ve komada kalınacak şekilde saldırıldığı ortada iken, 13-20 yıl aralığında belirlenen cezanın alt sınıra yakın belirlenmesinin haklı hiçbir gerekçesi olamaz..

Bu olayda 15 yıl ceza verdiniz.. Peki 20 yıl cezayı, hangi olayda vereceksiniz?

Gelelim, olayın bir başka yönüne..

Kadir Abi’nin öldürülmesinde, FETÖ parmağı olabilir mi?

Ben endişelerimi not edeyim, takdir sizin..

Kadir Abi, o yapının gazetesi Zaman’da 1990’lı yıllarda çalışmış ve yapının o tarihteki tarzına dahi uyum göstermediği için ayrılmış bir gazeteci idi.

Belki küçük küçük bazı ayrıntı bilgilere sahipti.. Belki o bilgiler bugün için önemli olmasa da, daha sonra ortaya çıkacak bazı bilgiler eşliğinde, önemli hale gelecekti..

Bu sebeple, kendisine yönelik bir saldırı düşünülmüş olunabilir.

Ki bunun somut örneği, Kadir Abi’nin bir yurtdışı gezisinde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yaveri Ali Yazıcı ile ilgili olarak, 15 Temmuz darbesinden sonraki anlatımları idi.

15 Temmuz darbesinden üç ay kadar önce gerçekleşen Tayyip Erdoğan’ın yurtdışı gezisinde, gazetecilerin olduğu bir ortamda, yaver Ali Yazıcı, “Darbe yapacağız, hepinizi toplayacağız” anlamında bir söz sarfediyor..

O gün için bu sözler, ciddiye alınmıyor. Espri olarak kabul ediliyor.

Ama 15 Temmuz darbesini yaşanınca.. Yaver Ali Yazıcı’nın da darbenin içinde yer aldığı öğrenilince, Kadir Abi bu bilgisini okurları ile paylaşmış, “O tarihte espri zannetmiştik. Oysa o espri yapmıyormuş” demişti..

Bunun gibi..

Kadir Abi yaşasaydı, belki ortaya çıkacak yeni bilgilerle ilgili şahitlikleri olacaktı..  Bunun için kendisi hedef seçilmişti.. 

Biz şüphelerimizi dile getirelim..

Not edelim..

Takdir resmi görevlilerin.. Kamuoyunun. 

Bir başka not etmem gereken bilgi, failin birkaç yıl öncesinde, eskisine oranla yüksek miktarda para kazanması. Ailesine karşı tavırlarının değişmesi.. 

Acaba o iddiada, FETÖ’nün bir katkısı var mıydı? Bu da not edilmesi gereken bir ayrıntı..

Ve benim şüphelerimi artıran bir bilgi daha..

Cinayeti işleyen faili mahkemede savunan avukatın kimliği..

Kim o avukat..

FETÖ’nün çok büyük değerdeki arsalarını üzerine kaydettirdiği, emlak zengini diye tanınan bir adamının ve onun yakınlarının malvarlığını kaçırma operasyonunda görev aldığı iddia edilen bir avukat.

Kritik noktadaki bir FETÖ’cünün avukatı diyelim, daha ötesini sonraya bırakalım..

100 bin avukat içinde, Kadir Abi’nin katili bu avukatı buluyorsa..

Ona da bir soru işareti koyup, karara yapılacak itirazın neticesini bekleyelim..

Kadir Abi’ye tekrar Allah’tan rahmet diliyorum..

Allah mekanını cennet etsin..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp