Böyle diyor şair: “Bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?”

Böyle diyor şair: “Bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?”


Böyle diyor şair: “Bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?”

 

 

İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un, itikadi açıdan biraz tartışmalı mısralarıdır:

“Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? 

Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!

Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun! 

‘Yandık! ‘diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!”

İmtihan dünyasındayız..

İmtihan dünyasında, bizi yaratanın, “gecenin sabahına çıkarmama” hakkı da vardır..

“Biçarelerin felahını, mahşere bırakma” yetkisi de vardır..

Bizler “nûr” istediğimizde.. İmtihanı nasıl vereceğimizi bize de göstermek için “yangın” vermeye de hakkı vardır..

“Yandık” dediğimizde..

Sabrımızı ölçmek için, imtihanı tam verip vermediğimizi hem test etmek, hem de bizi de buna şahit tutmak için “boğmaya kan göndermeye” de yetkisi vardır..

Yüce yaratıcının bunların hepsini yapmaya yetkisi vardır..

Bizim ise, bunu sorgulama hakkımız yoktur..

Benim samimi kanaatim budur.

İnancımın da bunu emrettiğine inanırım..

Mehmet Akif Ersoy da yazmış olsa..

Bu mısraların bir “fotoğraf çekme” yönünü kabul etsem de..

Bir isyan gibi algılanmasının, inancımızı tehlikeye düşüreceğini düşünüyorum.. 

Bu kısa notu düştükten sonra..

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan yargı reformuna bakalım mı?

Bakalım..

Başlıklar neler?

Başlığa çıkan yenilikler, kimin talebi?

O talep sahipleri, kimin adamları?

Buyrun birlikte değerlendirelim..

Bu ülkede yıllardır dinleriz, “Önüne gelen hakim oluyor. Yoldan geçenler doktor oluyor. Bu kadar üniversiteye gerek yok. Hukuk fakültelerinin yarısını hemen kapatmak gerekir.. Tıp fakültelerinde eğitim eksikliği var, onların da çoğunu kapatmak gerekir. Kontenjanlarını da azaltmak gerekir..”

Kıskançlığa bakın..

Kendileri eski sistemle hukuk fakültesine girmişler, bitirmişler. Tıp fakültelerine girmişler, bitirmişler..

O dönemin eğitiminden çok daha öte bir eğitim bugün veriliyor iken..

Bir-iki istisnai kötü örneği önümüze koyup..

“Ah azizim. Nerde bizim bitirdiğimiz fakülte.. Ortaokul seviyesindeki fakültelerden mezun olup, avukat olarak karşımıza çıkıyorlar” edebiyatı yapılıyor..

Avukatlık yapabilmek için, baroların kontrolünde sınav yapılmasını dayattılar..

Başarılı olamadılar..

Şimdi..

Yeni yargı reformu ile.. 

Hedeflerine ulaşıyorlar..

Reform olarak bize sunulan dünkü değişikliklerin hemen büyük çoğunluğu, baroların talepleri..

Şu an AK Parti iktidarına kök söktüren baroların istekleri hayata geçiyor..

“Yeşil pasaport..” mu dersiniz..

“Hukuk fakültelerinin 5 yıla çıkarılması” mı dersiniz..

“Hukuk fakültelerinin kontenjanlarının azaltılması” mı dersiniz..

Hatta..

Üniversite imtihanında ilk 190 binlik baremden öğrenci alınması kuralı değiştirilip, “ilk 100 bine girme şartı” getiriliyor..

Hani hukuk fakültelerini kapatsalar..

Bugünkü baroları yönetenler daha çok memnun olacaklar!

Bütün pasta..

Şu anki, başörtü yasakçısı baro yönetimine, onları seçen avukatlara kalacak..

Başörtü yasağı söz konusu olduğunda..

“Bu ülkenin kanunları var kardeşim. Kanuna uyacaksın. Uymuyorsan, gidip evinde oturacaksın” diyecekler..

Mini etek söz konusu olduğunda ise..

“Avukatın kıyafetine kim karışabilir? Kim bu yetkiyi kendisinde görüyor? Avukatın kıyafetine karışan hakimi, bugün akşama kadar görevden alacaksınız, yoksa..”  diye tehditler savuracaklar.

Sizin anlayacağınız..

Şımarıklık diz boyu..

“Ülkeyi ben yönetirim” kafası tam gaz ileri...

İşte onun için diyorum ki, Mehmet Akif’in mısralarını itikadi açıdan tartışmalı buluyorum ama..

Nasıl olsa benim itirazım yüce yaratıcıya değil.

Ben o mısraları, siyasi iktidara yönelterek söyleyeyim...

Biz, “Nûr istiyoruz..” diyoruz.. 

Eski dönemlerin yanlışları düzeltilip, askeri vesayetin bir avuç uzantısının despotluğuna son verilmesini istiyoruz..

Zina yasasının tekrar getirilmesini.. 

İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kaldırılmasını.. 

Erkek mi, kadın mı belirsiz tiplerin, çocukların ahlakını bozacak şekilde, “Namus mu, o da ne ayol” pankartları eşliğinde sokaklarda boy göstermelerinin önlenmesini istiyoruz.. 

Evlilik amacı ile; rızaya dayalı, ailelerin onayı ile ve hatta yıllara sari birliktelik sonucu çocukların da doğduğu dini evliliklerin geçerli kabul edilmesini, en azından tarafların cezai takibata maruz bırakılmamalarını istiyoruz..

Siyasi iktidar..

Bize yangın veriyor..

Zaten avukatlar arasında sayısal olarak çok sınırlı bir miktara sahip muhafazakar avukatları, daha da düşük oranlara taşıyacak şekilde engellemeler getiriliyor.. 

Kontenjan.. 

5 yıllık fakülte süresi.. 

Yeni yeni sınavlar..

Mehmet Akif gibi, yaşanılanları kabullenemiyoruz, “Yandık” diyoruz..

Siyasi iktidar, muhafazakar insanları boğmaya kan gönderiyor..

Ne yapıyor?

Boşanma davalarından kartilyonlar kazanan avukatları memnun etmek için.. “Vergide indirimler geliyor” açıklaması yapıyor..

“Avukatların aile içine burunlarını sokması sebebi ile boşanmalar arttı. Taraflar avukatların yönlendirmeleri ile artık sulh olmuyor, mahkemeye düşenler artık mümkün değil barışmıyorlar” diyoruz..

Sadece boşanma davalarından bile kazanılan katrilyonları masaya yatıracaklarına..

Siyasi iktidar, “Vekalet ücretinin KDV oranını indirmeyi planlıyoruz” diyor..

“Aileler yanıyor iken.. Siyasi iktidar durumu düzelteceğine, üzerine bir de aileleri boğmaya kan gönderiyor” diyoruz..

Yanılmıyoruz.. 

“Kira ve eser başta olmak üzere belirli değerin üzerindeki bazı sözleşmelerin bağış ve ölüme bağlı işlem gibi tek taraflı tasarrufların avukat yardımıyla hazırlanması zorunlu olacaktır” deniliyor..

49 ilin baro yönetimi, İstanbul seçimlerinde açıktan açığa, AK Parti düşmanlığı için, açıklamalar yapıyorlar, bir yargı organı olan YSK’yı yerden yere vuruyorlar..

Sırf Tayyip Erdoğan devrilsin diye.. Sırf AK Partili birisi seçimi kazanmasın diye.. Tüm Türkiye genelinden avukatları ayaklandırıp, İstanbul’da her sandık başına, olay çıkartacak (Çünkü başka bir izahı yok. İstanbul dışında ikamet eden avukatın, sandığın başına gelmesi bile kanuna aykırıdır, kavga sebebidir) skandal faaliyetlere imza atıyorlar..

5 yıl önce, Tayyip Erdoğan’ın yüzüne bakarak, küstahça ders vermeye kalkan Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nu, ellerini çatlatırcasına alkışlatacak uygulamaları reform olarak açıklıyoruz..

Ne diyelim?

Allah sonumuzu hayreylesin.. 

Kadir geceniz, hayırlara vesile olsun, inşallah..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp