Bizim medyadan evlere şenlik ekonomi yorumları!

Bizim medyadan evlere şenlik ekonomi yorumları!


Bizim medyadan evlere şenlik ekonomi yorumları!

 

 

Ne diyorlardı?

“Bu cari açıkla, ne bekliyordunuz kardeşim.. Dolar tabii ki 7 TL olacak..”

Ne diyorlardı?

“Amma da safsınız.. OHAL ilan edilmiş bir ülkede, dövizin yerinde saymasını mı bekliyorsunuz?”

Ne diyorlardı?

“Bütçe açığına bakın, TL’nin değerindeki inişin gerekçesini anlayın!”

Ne diyorlardı?

“Bir ülke, ihracatı ile ithalatını karşılayamıyorsa, her türlü ekonomik operasyona açık demektir.. Dövizin değer artışı, ekonomik verilerin tabii sonucudur.”

O gün de biz itiraz ediyorduk ama..

“Dolardaki değer artışının sebebi, cari açık ise.. Bu cari açık 15 yıldır var.. 15 yıldır cari açık rakamları, dövizde fırlamaya sebep olmadı da, niçin şimdi oldu”diyorduk..

Cevap alamıyorduk..

“OHAL 2018 Mayıs’ında ilan edilmedi ki? 15 Temmuz 2016’nın haftasında OHAL ilan edildi. Ama iki sene, OHAL’in ekonomide olumsuz bir sonucunu görmemiş iken.. Tam da 24 Haziran cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ekonomide bazı oyunlar tezgahlanıyorsa, sebebi OHAL olamaz” diyorduk..

Dinletemiyorduk..

“Bütçe açığı ile ilgi sorun, Türkiye’de ilk defa yaşanmıyor ki? Eski yıllara göre, bütçe açığında çok daha iyi durumda iken, niye dün değil de, bugün dövizde bu değişiklik yaşanıyor? Kaldı ki, parasının değerinde artış olan ABD’nin bütçe açığı, Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar fazla.. Nasıl oluyor da, bütçe açığı bizden kat kat fazla olan ABD’nin parasının değeri yükseliyor, bütçe açığı daha az olan Türkiye’nin TL’sinin değeri azalıyor?.. Bir izah etseniz ya”diyorduk..

İzah alamıyorduk..

“İthalat ile ihracat arasındaki farklılık, Türkiye’nin bugünkü, dünkü sorunu değil.. AK Parti döneminin sorunu da değil. Onlarca yıldır, bu sorun devam ediyor.. Ama AK Parti’nin ilk yıllarında, bu sorun varlığını sürdürmesine rağmen, dövizde değer artışı, enflasyon oranında bile gerçekleşmedi.. Şimdiki artışın tek sebebi olabilir, o da siyasi operasyondur!” diyorduk..

Karşılık alamıyorduk..

Şimdi geldik..

Cari açıkta.. 

OHAL’de.. 

Bütçe açığında..

İhracatın ithalatı karşılama oranındaki olumlu değişikliklere rağmen..

(Cari açık, aylık ortalama 5 milyar dolardan, Eylül ayında 1.9 milyar dolara indi.. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 88.4’e çıktı.)

TL değerinde ciddi bir değer artışı yaşanmaması bir yana..

Bir de, dövizdeki operasyonu düne kadar ekonomik verilerle izah etmeye kalkışanların, bugünkü tabloyu akla ziyan   açıklamalarla geçiştirmeleriyle karşı karşıyayız.

Somut örnek mi?

Karşı mahalleyi ciddiye almaya gerek yok..

Bizim mahalleden örnek verelim..

Bizim mahalleden yayın yapıyormuş gibi yapanlardan..

Karar gazetesinden..

Karar gazetesinin İbrahim Kahveci isimli çok bilmiş ekonomi uzmanından..

Neler demiş, birlikte okuyalım..

Ama önce başlık: “Bütçe fazlası uğruna”

Başlık size bir fikir veriyor değil mi?..

“Bütçe fazlası vermek için bir şeyler yapıyorsunuz ama.. Durumu kurtaramazsınız. Biz yine sizi mahkum edeceğiz. Yine suçlu ilan edeceğiz”kötüniyetli bakış açısını, başlıkta yakaladınız değil mi?

Yakalayanların kanaatleri pekişmesi için..

“Siz de çok kötüsünüz yani!” diye çekincesini dillendireceklerin konuyu anlaması için yazıdan aktarımlarımızı yapalım:

“Aslında seçimlerin öncesinde kamu kaynaklarından verilen vaatler üzerine sosyal medyadan şöyle bir formül yazmıştım:

Cari açık + Bütçe açığı = Kriz

Eğer cari açığı kapatamıyorsak bütçe disiplini hayati öneme sahip oluyordu.”

Bu girişten sonra..

“Kahveci arkadaş, artık ne diyebilir ki” diyeceksiniz..

Buyrun gözlerinize inanamayacağınız yorumları okuyun:

“Ama şimdi hem cari fazla vermeye başlıyoruz, hem de bütçe disiplini. Bence çok sağlam bir sonuç. Gerçi maliyeti de bir o kadar ağır bir sonuç.”

Gözlerinize inanamıyorsanız, ben tekrar edeyim.

Kahveci arkadaş diyor ki “Bence çok sağlam bir sonuç.”

Bunu dedikten sonra ise, kötü ruh devreye giriyor:

“Maliyeti de bir o kadar ağır bir sonuç.”

Yani bu ne demek?

Bu şu demek:

“Ben seni yiyeceğim.. Her ihtimal ve şart altında!”

Yani şu demek:

“Cari açık artsa da ben seni yiyeceğim.. Bütçe açığı artsa da ben seni yiyeceğim.. Cari açık ve bütçe açığı azalsa da ben seni yiyeceğim..”

Ve yemek masasına da, işkembesinden uydurduğu örnekle oturuyor:

“Reel sektör o kadar büyük sıkıntı yaşıyor olacak ki, iç talep yetersizliği cari fazlaya yol açıyor.

Bütçe disiplininde ise durum hayli karışık.

Bir süre önce bir tanıdığım aradı: ‘Oyumuzu AK Parti’ye verdik ama devlete yaptığımız işin parasını ödemiyorlar’. dedi. Kısa süre sonra da kardeşinin kalp krizinden öldüğü haberini aldım. Şimdi de kendisi ağır hasta; artık para değil dua istiyor.”

Cari açık yüksek diye başımızda tepiniyorlardı..

Cari açık azalıyor..

Yine tepiniyorlar..

“Bütçe açığı fazla” diyorlar, linç ediyorlardı.

Bütçe açığı azalıyor, yine linç ediyorlar..

Sormak istiyorum bu Kahveci’ye ve benzerlerine..

“Siz ne istersiniz be kuzum?”

O, bizden ne istediğini söyleyemez ama..

Ben ondan bir şey daha isteyeceğim..

İsmi nedir, işini bitirdiği halde parasını devletten alamayan.. Ortaklarından bir kardeş kalp krizinden ölen.. Diğer kardeşi de ağır hastalığa bu sebeple yakalanan şirket.. Kimdir açıklasın..

Kaybedecekleri bir şey kalmadığı anlaşılan o insanlara, bir destek de biz olalım..

Bir omuz verelim.

Hangi devlet kurumudur, işi yaptırıp, parasını ödemeyen, ilan edelim..

Benzer örnekler yaşanmaması için, elimizi taşın altına koyalım..

Haydi Kahveci..

Açıkla o isimleri de bilelim..

Bakalım o isimler de, “Cari açık artsa da durum kötü.. Cari açık azalsa da durum kötü” babından..

Kıllık olsun diye ortaya atılan bir hayali senaryo mu..

Bilelim..

Safımızı belirleyelim.

Yanımızdakilere dikkat edelim..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp