Bize tam olarak böyle insanlar lazım

Bize tam olarak böyle insanlar lazım


Bize tam olarak böyle insanlar lazım

 

 

Onunla ilk tanışmam tam zamanındaydı. Gençliğin ruhumda yaktığı isyan ateşi yeni alevlenmeye başlamıştı. 17-18 yaşındaydım.

Televizyon başından kalkmadığımız Kökler (Kunta Kite’nin hikayesi) dizisinin yazarı Alex Haley’in, bir diğer muhteşem kitabı elimdeydi.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

Kitap öylesine muhteşemdi ki, geceleri uyumuyor, yorgan altında el feneriyle kitabı okumaya devam ediyordum.

GÜNAHKAR, İSYANKAR VE TUTKULU BİR ADAM

Malcolm X… o geceler boyunca önce hayallerimde, sonra da rüyalarımda bana hep yol gösterdi. Harlem’in asi, haylaz, isyankar, günahkar, düzenbaz ve tutkulu genci her gece, kitabın bir sayfasında beni şaşırtıyor, sonra hayran bırakıyor, sonra güldürüyor ve sonunda ağlatıyordu.

Aynı yaşlarda olduğumuz dönemlerinde Malcolm’un Harlem maceraları, hırsızlıkları, soygunları ve uyuşturucu hikayeleri aklımı iyice karıştırıyordu o yaşlarda.

Sonra anladım ki, Malcolm tüm yaşadıklarını özümsemiş, kabullenmiş ve sonunda başka bir hayat kurduğu için de mutlu olmuş bir adamdı. Gençlik yıllarındaki günahlarından utanmıyordu. Kendini kahretmiyordu. ‘Neden ben gençken esrar içtim’ diye hayata lanet okumuyordu.

Günahkar hayatını bir kenara bırakmış ve idealist bir yaşama başlamıştı. Ancak bir bütün olarak hayatını seviyordu. Bu yüzden de kendi içinde barışık bir adamdı.

TÜM ÇÜRÜMÜŞ DÜZENLERE İSYAN EDEN ADAM

O yıllarda çok az fotoğrafı vardı. Geceleri onu zihnimde okuduğum hatıralarıyla canlandırıyordum. Uzun boylu, gözlüklü, kıvırcık saçlı, kara derili ve uzun parmaklı…

Harlemin asi çocuğu… Benim adamım…

Tüm çürümüş düzenlere isyan eden, susmayan, korkmayan kahramanım benim.

Amerikan rüyasının tam ortasında, New York’un banliyölerinde, siyah derili insanların çektiği acıları haykırmasıyla herkesi uyandırmıştı.

‘Bir rüyadan ibaret’ demişti, ‘tüm bu gördükleriniz’. ‘Asıl hayat, bir zencinin, bir Müslümanın dışlandığı, ötekileştirildiği, beyaz adamın sömürdüğü hayatın ta kendisidir’. Böyle bağırmıştı, o meşhur işaret parmağını bakar körlerin gözüne sokarak. .

Malcolm, ‘herkesi uyandırmak için bir kişinin haykırması yeter’ derdi. Amerika’da, sonra dünyanın ezilen tüm toplumlarında, ezilen ama farkında olmayan tüm garibanları uyandırdı. Beyaz adama, kapitalist düzenine, sömürüsüne, ırkçılığına, ayrımcılığına onun gibi tutkuyla itiraz eden görmedim. Uyanmak için, uyandırmak için onun gibi çabalayanı görmedim.

Bizim esas adamımız, esas idolümüz, esas bayrağımız Malcolm’dur.

AHLAKEN YOZLAŞMIŞ ŞEYHİNE İSYAN EDEN ADAM

Sadece beyaz adamın kurduğu sömürü düzenine isyan etmedi. Bağlı olduğu cemaatin lideri, Elijah Muhammed’in davaya yakışmayan ahlaki yozlaşmasına da itiraz etti. “Şeyhtir, liderdir, önderdir” diye susmadı.

Bir davayı çökertecek en ciddi sorun olan ahlaki yozlaşmaya isyan etti ve çekip gitti o cemaatten.

Malcolm bizim adamımızdır.

Hacc’a gittiğinde evrensel bir İslam anlayışını tanıdı. Beyaz adamların da Müslüman olduğunu, adil olduğunu, hakkı savunduğunu gördü. İşte o an Ümmet denen bir kavramla ve bilinçle tanıştı. Sadece siyahların değil, ezilmiş tüm beyazların da yoldaşı oldu.

Malcolm, tam olarak bizim adamımızdır.

EĞER YAŞASAYDI AMERİKA'YI AYAĞA KALDIRIRDI

Bugün ne kadar çok ihtiyacımız var ona.

Amerika’da Beyaz Saray’ın önünde dikilip, Suriye’de, Afganistan’da, Irak’ta, Yemen’de… Müslüman kanı akıtmasına isyan ederdi. Akdeniz sularında boğulan mülteci hayatların utancını yüzlerine vururdu.

Bugün ne kadar çok ihtiyacımıza var ona.

İslam dünyasının çürümüş, köhnemiş, yozlaşmış her rejimine isyan ederdi. Hepsinin tek adını sayardı, rezil ederdi.

Onların egosunu, kendine tapınmasını, bencilliğini, körlüğünü tüm dünyaya haykırır, gün yüzüne çıkartmazdı.

SAHTE ŞEYHLERE SAVAŞ AÇARDI

Birbirini yiyen, birbirini boğazlayan, Müslüman kardeşini öldüren kim varsa, devlet başkanı, cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, komutan demeden yerin dibine sokardı. Bu ülkelere gider bir de orada halkları uyandırırdı.

Malcolm bizim adamımızdır dedim size.

Keşke yaşasaydı.

Bu şarlatan tarikat şeyhlerinin, bu ekranda dansöz oynatan ahlaksızların, bu müritlerini sömüren sahte hocaların tamamını topta tutardı. Onları karşısına alır, ne kadar cahil, ne kadar ahmak, ne kadar akılsız olduklarını yüzlerine vururdu. Öyle sorular sorardı ki, bu sahtekar şarlatan takımı utancından yerin dibine girer, oraya saklanırlardı.

Sadece sahte şeyhlere değil, yozlaşmış her kesime, her kuruma, her yapıya, her kişiye savaş açardı.

Malcolm bizim adamımızdır, haksız mıyım?

Keşke yaşasaydı. İslam dünyası tam olarak onun gibilere ihtiyacı var.

Karanlık gecelerde onun kitabını okurken, odamın duvarlarında Malcolm X’in silüeti yansırdı sanki. Hayran hayran onu izlerdim.

Onun gibi olmak istedim hep. Ne hazindir ki, onun gibi olamadım. İçimde büyük bir sancıdır.

Belki aramızdan onun gibiler çıkar. Dua edelim. Çünkü çok ihtiyacımız var.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp